Kağıt / Paper


TÜRKÇE (Orjinal)

Elindeydi. Sonunu bilmediği başlangıcı avucunun ortasında tutuyordu. Öylesine sıkı tutuyordu ki kağıdı, sanki artık onun bir parçasıydı. Kağıtla yapılabilecek tek şeyi yaptı. Gözleri kararlı, dudakları kelepçeli bir halde duygularını dökmeye başladı. Rüzgarı içinde kucakladı ve kalbini kağıda aktardı. Kağıt onun içindeki kapılara anahtar, gökyüzündeki uçurtmaydı. Bir anda kağıdı elinden kaçırdı. Duygusu artık ondan gitmiş, içinde kaybolmuştu. Tutmaya çalıştı kağıdı ama çok geçmişti. Vazgeçmedi. Duygusu yarım kalamazdı. Koştu ve koştu. Fakat rüzgarlar benimsemişti bile kağıdı. Bulutların arasındaki güneş, ağaçların içinden dökülen sonbahar yaprağıydı kağıt. Uçtu ve uçtu. Bir kağıdın yolculuğuna göre oldukça uzun ama eğlenceli bir yol olmuştu. Arabaların çaldığı korna sesi ile kağıt, doğadan çıktı ve yönünü kaybettiğini anladı, kaybolduğunu fark etti. Onun haritası ise kalbi olduğu için kalbinin gitmek istediği yere yani kalbinin onu götürdüğü yere gitti. Bu onun için sorun değildi. Şikayet etmeden kalbini dinledi, ona ayak uydurdu. Peki bir kağıdın kalbi olur mu hiç? Evet, olur. Eğer siz isterseniz kalbi bile olur kağıdın. Sonunda yavaşladı. Yere yaklaştı. Çimlerle göz göze gelince ise doğru yeri bulduğunu anladı.

Durdu. Esinti onu değil o esintiyi götürmüştü yol boyu. Rüzgarlara meydan okumuştu. İstediği yeri daha doğrusu istediği kişiyi, duyguyu bulmuştu. Üzerindeki yazılar onun ifadesi, duygusuydu. Bu şekilde iletişim kurabiliyor, gizlice insanlara fısıldayabiliyordu. Bu sefer okulun bahçesinde oturan o masum surata aitti. Çocuk şaşkındı. Doğrusu aklından geçen, kağıdı ya çöpe atmak ya da yerde bırakıp birinin almasını beklemekti. Yere bırakırken katlanmış kağıdın içindeki kara yazıların gölgesini gördü. Kim bilinmeyen bir kağıdı okumaz ki? Sanki kağıttaki yazılar onu anlatıyordu. O kağıdı okudukça kelimelerin arasındaki ışık yüzüne vuruyordu. Gözleri parladıkça ise kağıt, çocuğun gözlerindeki ışıltıyı ve parıltıyı hissediyordu. Ikisinin de kalbi bağlıydı birbirlerine. Uzun uzun bakıştılar. Ikisi de sanki gizli gizli birbirlerini okuyorlardı. Ikisi de birbirlerini anlamaya çalışıyorlardı sanki. Fakat birbirlerini anlamaları için çocuğun da kendini anlatması lazımdı. Bunu çocuk da anlamıştı. Yüzündeki kararsızlıktan belliydi bu. Yazmak istiyordu. Yoksa nasıl iletişim kurabilecekti kağıtla? Diğer bir yandan da yazmaması üzerine komut almıştı sanki beyninden. Peki ya şimdi kalbini mi dinleyecekti yoksa beynine mi uyacaktı? Bu olaydan hayatının kararıymış gibi bahsetmemizin nedeni ikisi arasındaki inanılmaz fark. Beyin ve kalp. En sonunda yazmamaya karar verip kağıdı yere bırakıyordu.

Fakat kağıt aniden öyle bir melodiye dönüşüp çocuğun kalbine kazındı ki istemsizce devam ettirdi yazıları. Yazmak istediklerini değil düşündüklerini yazıyordu. Zil çalınca öyle bir heyecan doldu ki içine, elinden uçtu. Ikinci yolculuğuna çıktı kağıt. Kim bilir hangi denizin dalgasına eşlik etmiş, hangi kuşa ezgi fısıldamıştı yolda. Bunları bilemiyordum ama eski sahibine geri dönmüştü onca serüven, onca duygu sonra. Bir mektup şeklinde ulaştı ona ama mektup değil, üç tane duygunun birleşimiydi. Bu duygular kağıt, kız ve erkeğindi. Ayrı dünyaların aynı insanlarının. Işte o iki dünya ve üç duyguya rehberdi kağıt. O birleşim değil birleştiriciydi. Kız ne yazıları ne de kimin yazdığını merak ediyordu. Onun tek merak ettiği ortaya hangi duygunun çıktığıydı. Dudaklarını usulca açtı ve okumaya başladı. Artık ne kağıt ne de yazı vardı ortada. Karanlıkta kaybolmuşlardı. Tek bir şey vardı. Sabahtan beri bahsettiğimiz o meşhur duygu. Neymiş bu duygu, bahsede bahsede bitiremediğimiz? Böyle düşünenlere diyecek bir şey yok. Ama benim gibi düşünenleri de duyabiliyorum. Aslında bu öykü kağıdın veya yolculuğunun öyküsü değil, duyguların öyküsü olduğu için böyle abarttık. Zten genç kız kağıdı okudukça yüzündeki ifadeler her saniye değişiyordu. Yolculuğun sonuna geldiğinde ise kağıdın eş anlamlısı olan o duyguyu o da anlamıştı. Yani “sevgi”.

ENGLISH

It was in her hands.The beginning with an unknown end was inside her palms. She was holding the paper so tight that it was almost a part of her. She did what could be done with a simple piece of paper.  Eyes dedicated, lips locked she started to pour her feelings. She embraced the wind within herself and delivered her heart to the paper. The paper was the key to the doors deep inside her and kites flying way up in the sky. The paper flipped through her fingers instantly. Her feelings left her and disappeared on the paper. She tried to catch the paper but it was too late. She didn’t give up. She couldn’t let her feelings go. She ran and ran but the wind embraced the paper before her. The paper was as if the sun between the clouds or fall leaves falling from inside a tree. It flew and flew. For a paper it had a quite long but a fun journey. Paper flew away from nature and understood it got lost by the sound of car honks. The paper’s map was its heart, so it went where the heart took her to. This was not an issue for her. It listened to the heart without a concern and tuned with the flow. But could a paper have a heart of it’s own? Yes, it could. A paper would have a heart, if you want it to. It paced down. Slowly grounded and knew it landed to the right place when it gazed to the beautiful grass.

It stopped. The wind didn’t lead it but it led the wind all along the way. It challenged the wind and found the place and most importantly the person it wanted to reach all along. Feelings. The writings on it were it’s own expressions, emotions. It communicated through this way, secretly whispering to people. This time, it belonged to that innocent child sitting at the schoolyard. The child was surprised. To be honest, she thought about throwing the paper in the trashcan or leaving it on the ground for someone else to find. Just as she placed it on the ground, she saw shadows of writings inside the folded paper. Who wouldn’t attempt to read a mysterious writing? It was as if the lines were about her. As she read the paper, a bright light reaching from the cracks inside the words enlightened her face. And as her eyes sparkled by the writing, the paper seized the brightness and purity inside her eyes. Their hearts were bound together. They gazed at each other. It was as if they were secretly reading into each other.  But there was a problem. In order for them to understand each other, she also needed to tell about herself. She wanted to write. How else could she communicate with a paper? In the other hand, her mind told her not to write about herself. Now, would she listen to her mind or her heart? The reason we are talking about this as if its a life or death decision is because the great difference between them. Mind and heart. At last she decided not to write and left the paper on the ground.

But the paper turned into an euphoric melody and slipped inside her warm heart. Words spilled from her heart all of a sudden. She did not write what she wanted to but  what she felt. When the school bell rang, she bounced with excitement and the paper flew away from her hands. It had another journey to attend to. Who knew to which waves it surrendered to or which bird it whispered an angelic song to on the road. But it returned to it’s true owner at last after many adventures and emotions.

It reached her as a letter, but not only a letter, a combination of three emotions. These emotions were of a man, a women and the paper. Same people, who belonged to different worlds. The paper belonged exactly to these two worlds and three emotions. It wasn’t the mergence it was the merger in this case. She was not curious of writings or even the writers. She was only curious of which emotions had emerged from the paper. She loosened her lips gently and started reading. Now the paper disappeared along with the writing. They got lost in the dark. There was only one thing left. What we have been talking about all along the way, emotions. What are these emotions we have been rambling on about for so long? There is nothing to say to people thinking this way. On the other hand I can hear there are others thinking the way I do. As a matter of fact, this story is not about the paper or it’s journey, but it is a story of emotions. While young girl read the letter, her expressions changed each and every second. Throughout the adventures ending, the girl also understood what the paper really meant in this journey. And that is, “Love”.

Translated with the authors approval by:Irmak Ertaş

Önceki / Previous Dünyaya Bağlılık, Çocukluk ya da “Kırmızı Top”
Sonraki / Next En Büyük Hazine Dostluk / The Greatest Treasure IS FRIENDSHIP