Nâzım Hikmet : Hala Servilerde Ağlıyorlar Mı?


Bu bölümde size dünya ve Türkiye edebiyatına damgasını vurmuş yazar ve şairlerin ilk yazılarından ve gençlik eserlerinden örnekler vereceğiz. Üçüncü yazarımız Nâzım Hikmet.

Türkçenin en iyi şairlerinden Nâzım Hikmet, ilk şiirlerini, adını taşıdığı şiir sevdalısı dedesi Nâzım Paşa’nın etkisiyle yazdı. Heybeliada Bahriye Mektebi’nde okurken Yahya Kemal’den şiir dersleri aldı. 14 yaşındayken yazıp bir kenara koyduğu ilk şiiri, Yahya Kemal’ın girişimiyle, 3 Ekim 1918’de Yeni Mecmua’da “Mehmet Nâzım” imzasıyla yayınlandı. Henüz 16 yaşındaydı.

Kendi sözleriyle: Ben 1902 yılında, 20 Ocak’ta Selanik’te doğdum. Dedem valiydi, şiirle ilgilenirdi, annem ressamdı, birkaç yabancı dil bilirdi. Babam önce elçilik, daha sonra üst düzey memurluk yaptı… İlk şiirimi on üç yaşındayken yazdım. Bir yangını anlatıyordu. Ailem benim harika bir çocuk olduğuma karar vermiş ve şiir yazmamı telkin etmeye başlamıştı… 15 yaşında bahriye okuluna verdiler, deniz subayı yapmak istiyorlardı beni.

‘Okuduğum sınıf ikiye ayrılmıştı: bir kısmı sporla, diğeri şiirle uğraşıyordu. Ben şairler tarafına düştüm. Okulda bize tarih ve edebiyat derslerini ünlü Türk şairi Yahya Kemal veriyordu. Kedimi anlatan bir şiir yazmıştım. Yahya Kemal, şiirimi okuduktan sonra kedimi getirmemi söyledi. Tüyleri dökülmüş, çelimsiz bir kediydi. Yahya Kemal o zaman bana ‘Bu kadar allayıp pullayabildiğine göre, senden kesin şair olur’ demişti.’

16 yaşındayken Yeni Mecmua’da ‘Servilikler’ adlı şiirim yayınlandı. Bu şiir herkes tarafından beğenilmişti. 17 yaşında artık yazdıklarım ciddi ciddi basılıyordu.”

HALA SERVİLERDE AĞLIYORLAR MI?

Bir inilti duydum serviliklerde
Dedim: Burada da ağlayan var mı?
Yoksa tek başına bu kuytu yerde,
Eski bir sevgiyi anan rüzgâr mı?

Gözlere inerken siyah örtüler,
Umardım ki artık ölenler güler,
Yoksa hayatında sevmiş ölüler,
Hala servilerde ağlıyorlar mı?

 

Kaynak: Gazetemsi, Nazım Hikmet’in 1967 tarihli Bütün Eserleri’nden (I. cilt, Sofya, s. 7-23) alıntılar.

 

Bunları da Sevebilirsiniz

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; bu metni okurken kendinizi eleştirdiğim insanlardan üstün görmeyin. Bu metni okuyabiliyor ve anlayabiliyorsanız çok yüksek ihtimalle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısınız. Ve bu deneme, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan-yaşamayan her Türk vatandaşı için geçerlidir. “Acaba Covid aşısını çıkaranlar için de geçerli mi bu söyledikleri?” deme ihtimalinizi göz önünde bulundurarak şimdiden söylüyorum: Evet, geçerli. Ben …

Share

  Eskimiş paltosunun delik cebinden, istem dışı kendini intihara sürükleyen parmağı üşüyordu. Elinden geldiğince evin dönüş yolunu uzatmaya çalışıyor, çaresizliğin içinde boğulan düşüncelerini hayatta tutmaya çabalıyordu. ‘’ Süt!’’ diye fısıldıyordu boşluğa farkında olmadan. Bir yandan bu sözcüğü kimsenin duymasını istemiyor, bir yandan ise sanki bir yardım çığlığı atıyor gibiydi. Karısının öfkeli bakışlarından yorgun düştüğünden, son …

Share

Tren yolculuklarında çocukluğumdan beri beni çeken bir şeyler olmuştur. Koca demir yığının en az kendisi kadar çetin raylar üzerinde ilerlerken yaptığı metalin ritmik müziği mesela. Hiçbir zaman nereye gittiğini bilmediğim insanlar ve onların çok değişik yüzleri. Gençliğimde, şehrin içinden geçen rayların hemen karşısında bir banka oturur, denk getirebilirsem geçen trenleri seyrederdim. İstasyona yaklaştıkları için ayaklanmış …

Share
Önceki / Previous John Perry Barlow - Siber Alem Bağımsızlık Belgesi
Sonraki / Next Aralık ve Dem / November and Breath / December en Een Dıepe Teug