TÜRKÇE

Birkaç düş…
Kısıldı kapana.
Namahrem çıkmazında.
Yorgi Amca yolun sonuna,
Meyhanelere bir şeyler iliştiriyor.
Kavisler otobüs altlarında ve bir kadın bir adam…
Yenmiş dut kurularını bahçelere ekiyor.
Nihayet bir kadın ve aynı adam…
Namahrem çıkmazında fiyakalı bir ıslıkla,
Saadetsiz ve öpüşsüz çağrışımlarla donatıyor,
Çatlamış heybelerini.
Bir su akıyor Yorgi Amca’nın tabakasından.
Aynı kadın şarkılar biriktiriyor.
Yine kendine dönen.
Hiçbir yazgı kıyaslanmıyor bir başkasıyla.
Seçimsiz soluklarda balık kokuları…
Deniz sarnıçlarından uzanıp Namahrem çıkmazı’nı dolduruyor.
“Günah mı sevmek?” diyor balkondan sarkan bir el.
“Peki ya sevişmek ?”diyor upuzun bir gölge.
Hüzün kahvemsi kutulardan boşalıp dışarı,
Kahvehanelerde atılıyor zar yerine.
Aklımı kaçırıyorum galiba, kaçıyor aklım.
Tutmalı onu Namahrem çıkmazı’nda.
Yoksa tümseğine bulaşacak Yorgi Amca’nın.
Sonra…
Birden Sonsuzluk kervanı  iniyor göz perdelerime.
Yaşlanıyorum, hızla.
Yumuşacık oluyor sakallarım.
Kolonyalar iri balçıkları biliyor.
Tütün sarısı her yan şimdi…
Yaşlanıyorum, ortağım toprağın karıncalar öbeği…
Yıllar geçmiş ,Yorgi Amca genç delikanlı .
Namahrem çıkmazı’nda çocuklar horoz şekeriyle…
Renk renk şemsiyeleriyle çocuklar…
Yağmur yağıyor meyhane önüne.
Kahvemsi kutunun içine sızıyor Namahrem çıkmazı.
Tanıyorum bu kadın bu adamı bu vakit.
Biri ben öbürü ebedi ruhum.
Yan yana diziliyoruz ben ruhum ve usum.
Ha bir de Yorgi Amca.
Deliriyor muyum, aklım nerede acaba?
Deniz vuruyor şakağıma biraz mezgit biraz kavun…
Istakozlar duvarlarda , yeşil bir elma doğurgan…
Sus payı verdim bu gece sana.
Namahrem çıkmazında…

ENGLISH

A hand-full of dreams

Caught in a trap

On the blind alley of irrelevance.

Uncle Yorgi by the end of the road,

Attaching things on taverns.

Curves under busses and a woman a man…

Planting chewed up,

Dried mulberry seeds to gardens.

Finally a woman and the same man…

At the blind alley of irrelevance

With a blazon whistle,

Dressing their cracked saddlebags

With crestfallen and kiss-less associations.

Water drips from Uncle Yorgi’s sphere

The same woman is saving up songs

That turn to herself again

No fate,

Can be compared to another.

A fishy smell in indecisive breaths…

The sea reaches out from it’s cisterns suffusing

The dead end of irrelevance

“Is it a sin to love?” asks a hand reaching from a balcony.

“What of making love?” asks a towering shadow.

The blues emptied out from brownish boxes,

Rolled as dice in coffee shops.

I think I am loosing my mind, my mind is on the run.

Let’s hold it down at the blind alley of irrelevance.

Or it will rub off on Uncle Yorgi’s eminence

Right then…

All of a sudden the infinity caravan lands on the curtains of my eyelids

I age, in speed.

My beard becomes soft as silk

Colognes know stout sailors well.

Now everywhere is tobacco yellow…

I am raging, my partner the earth’s heap of ants…

Years have passed, Uncle Yorgi is a young garçon

At the blind alley of irrelevance

With his peacock shaped lollypop…

Kids with multi-coloured umbrellas…

The rain pours infant of the tavern.

The blind alley of irrelevance creeps up into the brownish box.

I know this woman this man this time.

One is me, the other is my eternal soul.

We align side by side me, my soul and my reason.

Oh and Uncle Yorgi

Am I going crazy, I wonder where my mind is?

The sea splashes on my temple, some haddock some melon…

Lobsters on the wall, a green apple, fertile…

I pay you hush money tonight

On the blind alley of irrelevance

Translated with the author’s approval by Ege Dündar

Russıan

Бинназ Дениз Йилдыз
В ТУПИКЕ

Пригоршня снов,
Угодивших в ловушку
В тупике неуместности.
Дядя Йорги в конце дороги
Прибивает к стенам трактиров всякую всячину.
Выгиб земли под автобусами, женщина и мужчина…
Сажают пожеванные,
Высохшие семена шелковицы.
Наконец — женщина и тот же мужчина…
В тупике неуместности
Со свистком, на котором герб,
Лакируют свои переметные сумки
Безнадежной, беспоцелуйной связью.
Из дядийоргисферы сочится вода
Та же женщина копит песни
Которые к ней возвращаются
Ни одну судьбу
Не сравнишь ни с какой другой.
Рыбный запах в робком дыханье…
Море решает вмешаться и из цистерн заливает
Тупик неуместности
«Грешно ли любить?» — протягивается рука с балкона
«Может, займемся любовью?» — вздымается тень над улицей.
Печали, вытряхнутые из бурых коробочек,
Покатились, как кости в кофейне.
Кажется, я схожу с ума, или ум от меня сбегает.
Задержим его в тупике неуместности,
Не то он еще повлияет на дядийоргино превосходство.
Так, ладно…
Бесконечный караван вдруг опускается на мои веки
И я быстро-быстро старею.
Моя борода становится мягкой, как шелк
Одеколоны прекрасно знают моряков — любителей пива.
Повсюду желтый табачный свет…
Я старею, а мой партнер уже стал муравейником…
Много лет спустя дядя Йорги юный гарсон
В тупике неуместности,
С леденцом в форме павлина…
Дети с разноцветными зонтиками…
Над трактиром накрапывает младенцами.
Тупик неуместности угнездился в бурой коробочке.
На этот раз мне знакомы эта женщина этот мужчина.
Одна — это я, второй — моя бессмертная душа.
Мы становимся в ряд: я, моя душа и мой разум.
Ах да, и еще дядя Йорги.
Что я — схожу с ума? Куда мой ум подевался?
Море брызжет в висок — морским окунем, дыней…
На стене омары, зеленое яблоко, плодородие…
Этой ночью я заплачу тебе за молчание
В тупике неуместности

перевод Льва Оборина

 

Bunları da Sevebilirsiniz

Bir süredir karımın neye benzediğini hatırlamıyorum. Hayır, kendisi ölmedi. Boşanıp uzun yıllar birbirimizi görmemiş de değiliz. Yani, henüz. Ayrıldığımızdan da pek emin değilim. Çünkü teorik olarak hâlâ aynı evde yaşıyoruz. Fakat son üç aydır aynı anda evde olsak da onunla hiçbir şekilde karşılaşmadığımızı söyleyebilirim. Şöyle ki; işten gelip evin kapısını açtığım zaman aynı anda yatak odası kapısının kapandığını ve arkadan kilitlendiğini duyuyorum ya da mutfağa girdiğimde aynı anda …

Share

Nisan ayı için değerli yazar Ahmet Bozkurt’a ulaştık. Gençler için bir okuma listesi hazırladı. İyi okumalar!  1. Hâfız-ı Şîrâzî, Hâfız Divanı, 2 cilt, çev. Mehmet Kanar, İstanbul 2011, Ayrıntı yayınları. “’İki cihanın da nakşı yokken aşk ve muhabbet şivesi vardı.’ diyen büyük şair Hâfız-ı Şîrâzî Farsça şiirin en büyük şairlerindendir. Tasavvufi edebiyatın en önemli isimlerinden biri olan …

Share

November’s works are now live and can be found below and throughout the postings on the English homepage! As İlkyaz, we work to introduce three young writers every month. We translate these works, which are be made up of a short stories or poems, into English and endeavour to introduce them to readers outside of Turkey. …

Share
Önceki / Previous Tonı Morrıson on the Power of Art and the Wrıter’s Sıngular Service to Humanıty
Sonraki / Next İlkyaz Temmuz Yazılarıyla Yayında!