Aynadan / Off the Mırror



TÜRKÇE

Güzel de kokabilirdim biliyorsun bunu.
Yanına gelmeden Biraz hanımeli koyabilirdim cebime.
Hoyratça, alelacele.
Daha mı çok aşk olurdu o zaman?
Meşke yolu daha mı çabuk varırdı?
Ya da
Yol ayrımına rastlamaz mıydık hiç
Cebimdeki bir deste ölü zarafetle?
Hayallerimde,
İpek bir elbise,
Boynuma sarılmış bir fular,
Kadınlığı sıkıştırdığım bir korse
Ve boyalı ellere de sahiptim biliyorsun bunu.
Topuklu ayakkabılarım ve
Genetiğime kazılmış güzellik inancım.

Güzel de olabilirdim biliyorsun.
Ama rüzgarı bile kirliydi buraların
Tortulanır,katmanlanırdı tenimde.
Işıldayabilirdi gözlerim,
Elbet bunu da biliyorsun.
Kanla haşır neşirliğimden gelir,
Kırmızı rengi iyi bilişim.

Güneş’in topraktaki lütfu da olabilirdim.
Doğuşu ölümün elinden olmuş bir toprağın kadını olmasaydım.

ENGLISH

I could carry a lovely scent too, you know.
I could’ve stuffed honeysuckles in my pocket before seeing you
In a great hurry, loutishly.
Would there be more love then?
Would love make ways sooner?
Or
Would we not have come across the crossroads,
with a deck of lifeless delicacy in my pockets?
In my dreams,
A silk dress,
A foulard wrapped around my neck
A corset I stuff my femininity in
And you know I had polished nails too
High heels and
My belief of beauty engraved in genetics.

I could be lovely too, you know that
But even the winds blow muddy here
And covers my skin in layers of smut
My eyes could sparkle,
I’m sure you know that too…
I know well the colour red
From dabbling in blood.

I could’ve been the sun’s grace upon the earth.
Had I not been a women of the land
Born from the hands of death

Translated with the author’s approval by Irmak Ertaş and Ege Dündar

Bunları da Sevebilirsiniz

Üst üste konulan taşlardan, taşların arasına çekilen sıvalardan oluşmuş bir yığın, bir tuğla yığınıyım ben. Her katında farklı bir sırrın yaşadığı bir binanın 3. katındaki bir daireyim. Üst katımdaki evde sevinç var bir haftadır. Aileye yeni katılan bir bebeğin getirdiği sevinç. Yüzlerinde gülücük var tüm ailenin. Ufaklığın ağlama sesi geliyor ara sıra. Hemen ardından tatlı ninni sesleri. Alt …

Share

Yazan: Bilim Kurgu Kulübü – Emre Bozkuş Edebiyatın ve hatta tüm sanatın içinde, kendine has bir doğal seçilim süreci vardır. Ve bilindiği üzere doğal seçilim, üstün bireyin zayıf olanı elemine etmesi ilkesine dayanır. Nasıl ki bireyin ait bulunduğu ortam ve barındırdığı şartlara adaptasyonu ne denli yüksek olursa yaşam kondisyonu o denli başarılı oluyorsa, bireyin ürettiği meta da aynı koşullara tabidir. Homo Neanderthal’den Sapiens’e geçen süreç gibi, edebi yaratımda …

Share

                              Apartman boşluğunda yankılanıyordu,                               İçeride kalan bir kuşun,                               Kanat çırpışı.                               Sokakta çocuklar,                               Bir türlü,                               Oynamaya karar veremedikleri oyunlar.                               Kapımın ise göz deliği,                               Sökülmüştü yerinden.                               Zil çalsaydı,                               Kim olduğunu bilmeden,                               Azrail bile …

Share
Önceki / Previous YİTMİŞ ŞAİRLER AĞITI /Requıem for Vanıshed Poets
Sonraki / Next Mine Söğüt