For August we reached out to Mine Söğüt, a well known and respected author. She prepared a reading list for young writers, here we go!

  1. Leyla Erbil / Gecede

idefix

 

 

 

 

2. Emma Goldman / Living My life

“To gain good lessons from Emma Goldman’s life and experiences; The world famous feminist and anarchist Emma Goldman said, ‘If I can’t dance, it’s not my revolution! … A revolution without dancing is not a revolution worth having.'”

“Anarchist, journalist, drama critic, advocate of birth control and free love, Emma Goldman was the most famous—and notorious—woman in the early twentieth century. This abridged version of her two-volume autobiography takes her from her birthplace in czarist Russia to the socialist enclaves of Manhattan’s Lower East Side. Against a dramatic backdrop of political argument, show trials, imprisonment, and tempestuous romances,Goldman chronicles the epoch that she helped shape: the reform movements of the Progressive Era, the early years of and later disillusionment with Lenin’s Bolshevik experiment, and more. Sounding a call still heard today, Living My Life is a riveting account of political ferment and ideological turbulence. First time in Penguin Classics, condensed to half the length of Goldman’s original work, this edition is accessible to those interested in the activist and her extraordinary era”

amazon

3. Dostoyevski /Memoirs from the House of the Dead

“In this almost documentary account of his own experiences of penal servitude in Serbia, Dostoevsky describes the physical and mental suffering of the convicts, the squalor and the degradation, in relentless detail. The inticate procedure whereby the men strip for the bath without removing their ten-pound leg-fetters is an extraordinary tour de force, compared by Turgenev to passages from Dante’s Inferno. Terror and resignation – the rampages of a pyschopath, the brief serence interlude of Christmas Day – are evoked by Dostoevsky, writing several years after his release, with a strikingly uncharacteristic detachment. For this reason, House of the Dead is certainly the least Dostoevskian of his works, yet, paradoxically, it ranks among his great masterpieces.”

amazon

 

 

4. Nazım Hikmet / Memleketimden İnsan Manzaraları

idefix   

 

 

 

 

                      

5. Latife Tekin / Sevgili Arsız Ölüm

Can Yayınları

Bunları da Sevebilirsiniz

İlkyazıları: Charles Baudelaire ve Kötülüğün Çiçekleri    Baudelaire’in Emile Deroy (1920-1846) tarafından 1844’te çizilen portresi.  Ünlü Fransız yazar Charles Baudelaire 9 Nisan, 1821’de Paris’te doğmuştur. 1857’de yayımlanan Kötülük Çiçekleri’nin yanı sıra, Avrupa’ya tanıttığı Poe çevirileri ve eleştirel yazılarıyla da19. yüzyılda edebiyatı yenileyen en önemli modern ustalardan biridir.   İlk eseri olan Salon de 1845′i 24 yaşında, Baudelaire Dufaÿs adı altında yayımlamıştır. Yalnızca 500 kopyası basılan bu kitabın çoğu kopyasının yok edildiği şair Champfleury tarafından iddia edilmiştir. Edebiyat sahnesine bir giriş olarak Baudelaire’in bu ilk kitabı bir şölen raporu gibidir.Diderot ve Paris’in ünlü salonlarının etkisin üzerine genç ve  hırslı yazar yaşıtlarına kendi estetiğini tanıtarak, şiirsel bir manifesto tadında bir eser ortaya  çıkarır.   Kitabın bir kısmına buradan ulaşabilir, tamamı buradan satın alabilirsiniz.    Yazarı asıl üne kavuşturacak olan eser ise 1845’te yani Baudelaire 35 yaşındayken yayımlanan Les Fleurs du Mal  yani Kötülük Çiçekleri olacaktır.   Baudelaire’in annesinden 30 yaş büyük olan babası şair altı yaşındayken ölür. Yazar annesine olan yakınlığıyla bilinir (ilişkileri yazarın yaşamından sonra ortaya çıkan mektuplarında belgelenmişir)   Lyon’da eğitim gören Baudelaire,14 yaşında bir askeri okula gönderilir. Mezuniyetinden kısa bir süre önce derste arkadaşı tarafından kendisine verilen bir notu göstermeyi reddettiği için okuldan atılır. O zamanki bir sınıf arkadaşı tarafından “aramızdaki öğrencilerden çok daha has ve güzide”* olmasıyla hatırlanacaktır.Sonraki iki yılını Paris’in Latin bölgesinde yazarlık kariyeriyle cebelleşip borçlanarak geçirmiştir.    1839’da sonunda diplomasını aldıktan sonra, erkek kardeşine “Hiçbirşeyle meşgalem yokmuş gibi hissediyorum”*der. Üvey babasının kendisine biçtiği hukuk veya diploması alanları yerine Baudelaire edebi bir  kariyer kovalamayı seçer. Annesi yıllar sonra bu etkiyi şu sözlerle hatırlayacaktır: “Ah, bin kunduz! Charles kendisini üvey babasının rehberliğine bıraksaydı kariyeri bambaşka olurdu. Edebiyatta bir ismi   kalmazdı, bu doğru, fakat belki üçümüz de daha mutlu olabilirdik.”*   Üvey babası miskinliğinden ötürü Baudelaire’i 1841 yılında yani 20 yaşında Kalkutta Hindistan’a bir yolculuğa gönderir. Yolculuk süresince tanıklık ettiği deniz, yelkencilik ve limanlar ileride şiirlerinde sıklıkla yer alacaktır. Fakat Hindistan’a ulaşamadan 1842’de Paris’e döner ve Kötülük Çiçeklerinin ilk şiirlerini yazmaya başlar. Eline yüklü bir miras parası geçer fakat birkaç sene içerisinde çabucak çarçur eder. Ailesi 1944’te açtıkları bir davayı kazanarak mahkeme kararıyla Baudelaire’e finansal işlerini kontrol etmesi için bir avukat atamayı başarır ve hayatının sonuna dek cep harçlığını bu avukattan alacaktır.     Gelirini arttırmak için Baudelaire birçok dergiye sanat eleştirisi, denemeler ve izlenimler yazmıştır. 1854’te Edgar Allan Poe’nun şiirlerini Fransızca’ya çeviren yazar, Poe hakkında “ikiz ruhum“* demiştir.        Kitabın hangi şiirlerini diğerlerinden önce yazdığını öğrenemesek de 20 yaşında başlayıp, 35 yaşında yayımladığını ve JeanneDuval adlı bir kadına aşık olduktan sonra “Kara Venüs” isimli kısmını tamamladığını biliyoruz. Sizinle de bu kısımdan bir şiirinin çevirisini paylaşmak istedik.İngilizce’den çevirisini ben yani Ege Dündar Fransızca’dan doğrulamasını ise Danışma Kurulu Üyemiz Halil Gediz gerçekleştirdi.                    …

Share

Değerli yazar ve müzisyen Zülfü Livaneli’ye ulaştık. Gençler için bir okuma listesi hazırladı. İyi okumalar!  “Edebiyat bir usta-çırak ilişkisidir ve iyi yazabilmek için mutlaka ustaları okumak gerekir. Hiç kimse kendiliğinden yeni bir şey yaratamaz. Geleceğe açılan kapılar gelenekten geçer.  Genç bir yazar hem dünyanın hem de kendi dilinin başyaptılarını bilmeli ama onları taklit etmeden, hatta onlara …

Share
Önceki / Previous Mine Söğüt
Sonraki / Next Koku ve Duygu: Vedat Ozan