Doktor / Jekyll Kırmızı


buluğ çağımın deli gömlekli ahtapotu
nereye koşar, nerede kesilir tık! nefesi
sekiz bileği olsa sekizi de sızlayacak
kıyılarının kestiğince kanayacak içdenizi
ona bir ambulans!

dil ucunun turuncu fırtınasında savruk
yitik kimi sözcükler gibi unutulurken adım
annemin tırnak diplerinde mayası genç kızlığımın
kimse çağırmayacak, kimse çağırmayacak ah ambulans!

ben büyümemeliyim efendim
beni soracaklar doğmamış çocuklarıma
beni soracaklar inanmadığım dinlerin adamlarına
beni soracaklar çıplak bacaklarıma, kırık kalbime, söküğüne ruhumun
ah büyürsem, bir büyürsem efendim
babamın zırhından itinayla kazıyacaklar
çelik soğuğuna çarpa çarpa hırpalanmış yüreğimi
ve ısrarla kimse ambulans çağırmayacak!

affedersiniz, siz anestezist misiniz?

Bunları da Sevebilirsiniz

Hayaller, hedefler, planlar hepsi birden; hayat denilen döngüsel zaman sahnesinde A noktasından B noktasına vardığımız şiirsel bir döngü… Doğumdan ölüme, başlangıçtan bitişe, ezeli ve ebedi bütün ihtiraslarımızın ötesinde bizi ölüm denilen yepyeni doğrusal bir düzleme çıkarmak için elinden gelen bütün gayreti sarf eden hayat, bütün acizliğimizde evrenin karanlık sularında hapsedebilme cüretini kendisinde görmektedir. Yalnız, kimsesiz, …

Share

Özgür Taburoğlu- 23 Ekim 2020 cuma Oğuz Atay, hastanedeki son günlerinde bile, ömrü vefa etseydi yazmak istediği Türkiye’nin Ruhu adlı roman taslağı üzerine notlar alır. Eserini tamamlayabilseydi, günlüğünden anladığımız kadarıyla, iç dünyalarını biraz terk edip dışarı çıkmaktan çekinmeyen kişiler yaratabilirdi belki de. Eser, beşeri ve sosyal bilimlerle karışık bir anlatı olurdu muhtemelen. Günlüğünde, yeni anlatısında Bir Bilim Adamının …

Share
Önceki / Previous İlkyaz Ağustos Yazılarıyla Yayında!
Sonraki / Next İlkyaz'ın yeni kategorisi "Kalemdaş" yayında!