Biliyorum çoktandır ayakta uyuyorum
Yeni kelimeler arıyorum daha çok susmak için
Avans istiyorum iş yerlerinden nakit
Karşılığını görmeden hiçbir iş yapmıyorum
Günün en güzel saati tek kelime etmiyorum
Elimde done yok, done
Yani veri
Yani data
Yani rakam
Yani kesin ötmeyeceğim

Büyüleniyorum her doğa olayında,
Temizlenmeye hiç bu kadar yakından bakmamıştım
Göğsüm yanıyor
Gözlerim yanıyor
Rakamları unutuyorum
Mühendislik okuyanlara ayrı hayranım
Göz altlarım, bilgisayar başında oturmaktan mor
Bu bir doğa olayıdır, kabul görmesi gibi ismimin
Elbette,
Canımı almayan o hortum da öyle

Ben tatlı dilliyim aynı zamanda adi
Çoktandır ayakta uyuduğumu biliyorum
Gönlümün derininden zevk suları akıyor
İlk benim aklıma gelen şeyleri hep başkaları yaptı
Herkes birer Vtrci, herkes birer Tanıtımcı;
“Kuaförlerde evinde saçını yapanlara alınır!”
İncinme dediğinin nedeni belki de bu

Bunları da Sevebilirsiniz

      Benim adım Efluna. Mesleğim gereği bugüne kadar her türden bombayı imha ettim. Ama daha çok, gizlice etrafıma yerleştirilen ve ben anlayıncaya kadar çoktan patlayıveren insan bombalarını imha etmekle uğraştım. Nasıl zor iş bilemezsiniz. Hem onların kabloları görünür yerlerde de değil. Yanlış düzenekle uğraştığınızda ya siz de onlarla birlikte atomlarınıza ayrılırsınız ya da patlamaktan daha beter …

Share

Sönmüş ışıkların unutulduğu, parlayan yıldızlarla çevrilmiş siyah bir hiçlikte doğdum bugün.  Tenimde kan, ruhumda toprak var. Ellerim tutmuyor, gözlerim hiçliğe bakıyor ve yalnızca ağlıyorum ilgiye, sevgiye, açlığa. Zaman umarsızca yapıyor işini ve geçiyor beni görmeden.  İşte şimdi sanatçısı Tanrı, korsan yazarı insan olan kitaplara ve paraya hizmetçi yeminli ellere budanıyorum: “Doğrul! Doğrul! Doğrul!”   Hatalar yapıldı, bir süre sonra …

Share

Rüştü Onur, Pusula Gazetesi, 5 Kasım 2016 Rüştü Onur, 1920 yılında Zonguldak’ın Devrek ilçesinde doğar. Lise öğrenimini, yakalandığı ince hastalık sebebiyle 1940 yılında yarım bırakmak zorunda kalır. İnce hastalığı atlatan Onur, Zonguldak Kömür İşletmesinde memrluk yapmaya başlar. Daha sonnra verem hastalığına yakalanarak tedavi için İstanbul Heybeliada sanatoryumuna götürülür. 1942 yılında iyileşerek sanatoryumdan çıkar. Fakat aynı …

Share
Önceki / Previous İlkyaz Ağustos Yazılarıyla Yayında!
Sonraki / Next İlkyaz'ın yeni kategorisi "Kalemdaş" yayında!