En Sevdiği Oyuncak Soru İşareti Olan Çocuklar / Chıldren Wıth a Questıon Mark as a Favourıte Toy / Niños con un signo de interrogación como juguete favorito



TÜRKÇE

kirazın tadını anlatıyoruz birbirimize
altı yaşımdayken annemi hep seviyorum
kafamdan geçmeyen mor kazağım hâlâ eskiyor
ölmeyecek olsam kaç gezegen görürüm
ölsem kaç hatırada yaşlanırım
nasıl uyanırım yine tüm renklerin dans ettiği o sabaha
sorulardan kaçan bir yaprak düşüyor önüme
alıp yerden içimde büyütüyorum bir mevsimi

bıraktığım yerden geri alıyorum zamanı
gidip topluyorum başını yasladığın otobüs camlarını
buzdolabımda kehanetler
kumbaramda tutamadığım sözler
ve ruhumdaki her boşlukta
sözleri anlaşılmadığı için başa sarılan bir şarkı var

içimde kırılıyor yansıman
ben koştukça yollar kıvrılıyor
bir ecza deposuna yaslanıp sağlamışken dengemi
etrafımı sarıyor;
en sevdiği oyuncak soru işareti olan çocuklar
anlatıyorum tüm bildiklerimi;

ikiye tam bölünmüyor bütün özlemler
ve dünya adını vermişler bana en uzak gezegene

elimde bir gök haritası
devam ediyorum güldüğün yerlere çiçekler bırakmaya
uzay, zaman ve cümlelerim bükülüyor
oysa bir unutuş uzaktayım her şeyden
kafamdan geçmeyen mor kazağım hâlâ eskiyor

ENGLISH

We tell each other of the taste of cherry
When I’m six years old I always love my mother
My purple sweater that won’t get past my head is still wearing out
If I wasn’t going to die how many planets would I see
If I died, how many memories would I age in
How would I wake again to that morning where all the colours danced
A leaf escaping the questions falls infront of me
I pick it up and nurture a season within me

I take time back from where I left it
I collect the windows of busses you laid your head against
Prophecies in my fridge
In my piggy bank the promises I couldn’t keep
And in every vacancy in my soul
There is a song rewinded for it’s lyrics were hard to tell

Your reflection breaks within me
Roads meander as I run
Just as I balanced myself against a medicine cabinet
They surround me
Children with a question mark as a favourite toy
I tell them all that I know;

All longing cannot equally be split in two sides
And they named the planet furthest from me, the Earth

A map of the sky at hand
I carry on leaving flowers in places you smile
Space, time and my sentences bend
On the other hand I’m one act of forgetting away from everything
My purple sweater that won’t get past my head is still wearing out

Translated with the author’s approval by: Ege Dündar

Español

Uno a otro nos decimos el sabor de la cereza.
Cuando tenía seis años siempre amaba a mi madre
Mi suéter morado que no pasará por mi cabeza todavía está desgastado
Si no fuera a morir, cuántos planetas vería.
Si muero, en cuántos recuerdos envejeceré.
Cómo despertaría de nuevo a aquella mañana en la que todos los colores bailaban
Una hoja fugitiva de las preguntas cae frente a mí

La recojo y alimenta una temporada dentro de mí.
Retiro el tiempo de donde lo dejé
Recojo las ventanas de los autobuses contra los que apoyaste la cabeza
Profecías en mi refrigerador
En mi alcancía las promesas que no pude cumplir
Y en cada vacante en mi alma
Hay una canción repetida porque su letra era difícil de decir.

Tu reflejo estalla dentro de mí
Los caminos serpentean mientras corro
Justo cuando me balanceaba con un botiquín de medicinas
Me rodean
Niños con un signo de interrogación como juguete favorito
Les digo todo lo que sé;
No es posible dividir todos los anhelos en dos lados equivalentes
Y llamaron al planeta más alejado de mí, la Tierra

A mano un mapa del cielo
Sigo dejando flores en lugares donde sonríes
El espacio, el tiempo y mis oraciones se tuercen
Por otro lado, decido olvidarme de todo
Mi suéter morado que no pasará por mi cabeza todavía está desgastado.

Traducido por Milagros Socorro

Bunları da Sevebilirsiniz

Bu ay İlkyaz’ıları dosyamızla geçmişin derinlerine, dünyanın bilinen “ilkyazılarını” kaleme almış, milattan önce 2300 yılında yaşamış Sümerli bir yazarın öyküsüne uzanıyoruz. Edebiyat tarihine öncülük etmiş yazarların ilk eserlerine ışık tutan köşemizde bu kez konuğumuz dünyanın ilk yazar ve şairi Enheduanna  Enheduanna (MÖ 2285 – MÖ 2250) Akad Kralı Sargon’un ve yüksek olasılıkla Kraliçe Tashlultum’un kızı. Tarihte …

Share

Uyku ile uyanıklık arasında tam uyumak üzereyken aniden irkildim. Uyanıklığın acısını yaşıyordum. Yüzüstü bir pozisyonda havada asılı bir vaziyette boşluktan aşağıya doğru baktım. Simsiyah bir karanlığın içindeydim. Etrafımı tarif edemeyecek olsam da bir yerden düştüğüme emindim. Bunu anladığım anda irkilerek bağırmaya başladım. Aşağıya bakmaya çalıştım ama hiçbir şey görünmüyordu. Karanlığa gözlerimin alışması için hızlı hızlı …

Share

1869’un 22 Kasım’ında Paris’te dünyaya geldi André Gide. Babası Katolik bir hukuk profesörü, annesi ise dönemin tanınmış Protestan ailelerinden birinin kızıydı. Dolayısıyla içerisine doğduğu bu çatışmalarla örülü ortam, küçük yaşlardan itibaren onun aykırı ve sorgulayıcı mizacını ortaya çıkaran gizil bir güç olmuştur. Gide’in sanatla ilk ilişkisi piyano ile başladı, piyano çalmayı çok erken öğrenmeye başlayan …

Share
Önceki / Previous Şiirde Biçim ve Anlam Sorunu
Sonraki / Next Charles Bukowski - Mavi Kuş (Video)