İlkyaz ile her ay öncelikli olarak üç genç yazarı tanıtıyoruz sizlere. Bir öykü veya birkaç şiirden oluşacak bu eserleri İlkyaz gönüllüleri olarak İngilizce’ye çeviriyor ve dünya kamuoyuyla tanıştırmak için çabalıyoruz.

Eylül ayından seçilen yazarları ve yazılarından alıntıları aşağıda bulabilirsiniz!

Seçtiğimiz isimlerin yazılarını her ay dünyanın farklı bir yerinde konumlanan PEN merkezinden birinin o ülkenin diline çevirmesini ve okurları ve üyeleri arasında tanıtmasını da amaçlıyoruz.

Aralık ayında bu işbirliğine Norveç PEN merkezi öncülük etmişti. Ocak ayı için aynı rolü PEN Almanya merkezi üstlendi, Şubat’ta işbirliğimiz Belçika/Flemen PEN ile devam etti. Mart ayı yazıları için aynı rolü PEN Fransız Merkezi üstlendi ve bir ay boyunca okurlarına ve üyelerine genç yazarlarımızı Fransızca’da tanıttı. Nisan ayı yazılarını tanıtma görevi ise PEN Güney Afrika’daydı. Mayıs ayında yazarlarımızı İskoçya’da, İskoç PEN ile tanıtıldı. Haziran ayı yazarlarımızın yazıları ise Katalan PEN merkezinin tatil olması ve ağır siyasi gelişmelerden süregelen yoğunluğu sebebiyle Katalunya’da Ekim ayında yayımlandı. Temmuz yazılarımız ve yazarlarımızın sınır ötesi seslerini yükseltmek için ortaklığımız PEN Moskova Merkezi ile yapıldı, Ağustos’ta PEN Kanada ile işbirliği yaptık, Eylül yazıları içinse partnerimiz PEN Venezuela!

Yazarlarımızın metinlerini İspanyolca’ya çeviren ve ülkede yayımlanmaları için Venezuela’lı şair Maria Antonieta Flores’in edebi platformu “El Cautivo” ile anlaşan merkezin başkanı Milagros Socorro‘ya minnettarız. Yazılar platforma yüklendiği zaman buradan duyurup, ilgili uzantıyı paylaşacağız.

İlkyaz’ın yeni girişimi “Edebiyat +” Yayında!

Farklı ifade yöntemlerinin ortaklığını büyüttüğü bu çağda, İlkyaz da genç edebiyata yenilikçi bir soluk getirmeli. Edebiyat ile başka ifade şekillerine bir hemzemin hazırlayarak her ikisinin de etkisini genişletmek mümkün. Bu doğrultuda “Edebiyat +’nın” altında yatan fikir oldukça basit; yayınladığımız edebi metinlerinden esinlenen bir eser üzerinden iki yaratıcı insanı bir araya getirmek ve farklı ifade dalları arasında bir ilham penceresi yaratmak.

Gittikçe yenilik getirerek büyümesini amaçladığımız kategorimizi buradan inceleyebilirsiniz!

Henüz okuma şansı bulamadıysanız Ağustos ayı yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

“İlkyaz’ılarında”  usta yazarımız Yaşar Kemal’in 16 yaşında kaleme aldığı ilk şiiri “Seyhan”ı ilk kez sitemizde büyük heyecanla yayımlıyoruz! 

Yeni kategorimiz Kalemdaş’ta Eylül yazıları ile birlikte giren yazarlarımız, Mehmet Sezgin Sarı, Zeynep Yolcu, Zeynep Arya, Halil Emre Tarım, Efe Eğilmez, Emre Gülen ve Osman Bingöl’ün yazılarını buradan okuyabilirsiniz. 

“15-“ kısmında elimize ulaştıkça yenilenen henüz 15 yaşın altındaki yazarlarımızı, “İnsan Portreleri’  bölümünde etrafımızdan hikâyeler arşivine ve Uluslararası PEN hapisteki yazarlar komitesi başkanı Hindistanlı yazar Salil Tripathi’nin genç yazarlar için paylaştığı okuma önerilerine göz atmayı unutmayın!

Devamlı yenilenen blog paylaşımlarımızı, müzik listemizi ve yeni katkıları websitemizin anasayfasından takip edebilirsiniz. 

İpek Sözen Çubukçuoğlu – Garnitür Konservesi / Garniture Conserve / Confitura de Guarnición

“Nasıl bir his?” diye sordum sana, “Bir doğum gibi, yeniden doğma hali.” dedin. Kendini doğurmuştun sen. Sonra aynı el benim kapağımı açtı. Biri gökyüzümü üstümden almış gibi, sonsuz bir ışık doldu içime. Özümdeki görünmez endişeler ve varoluş mücadelem uçup gitti üstümden. Artık vardım. Bizi kocaman bir havuzun içine döktüler aynı anda. Seninle karışmak, hayatımda hissettiğim en güzel histi. Senin her yerime nüfuz etmen, içimdeki tüm boşlukları doldurman… Hazırdık artık hayata. Birdik, bizdik.

Yazar hakkında: İpek Sözen Çubukçuoğlu 1995 yılında İzmir’de doğmuştur. Anadolu Üniversitesi Tiyatro Anasanat dalı- Oyunculuk sanat dalından mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Felsefe bölümü öğrencisidir. Senaryo ve tiyatro denemeleri, iki tane de çocuk oyunu sahnelenmiştir. Aynı zamanda reklam metinleri de yazmaktadır.

Hamit Alp Ünlü – Ah/ Alas/ Ay

Sana bir karanfilden bahsetmek istiyorum
Buldum ağaçlarımın arasında
Sana bir karanfil-
Sen…yoksun
Aynı karanfili anlatacağım onlara
Onlar- yoklar
Korkuyla aynaya koşuyorum
Ben?
Buradayım -çok şükür- karışabilirim kalabalıklara

Yazar hakkında: İsmim Hamit Alp Ünlü. 27 yaşında, kendi halinde bir yolcuyum. Hayatın önüme
çıkardıklarını harmanlayarak kendi yolumu bulmaya, anlamaya çalışıyorum. Kağıt, kalem ve
müzik bu yolda yaklaşık 10 yıldır kah küsüp kah barıştığım yoldaşlarım. Olur a, yolun sonu bir
yere varmasa da; yolculuk bile güzeldi diyebilmek için tüm çabam.

Utku Fırat Özçelik – En Sevdiği Oyuncak Soru İşareti Olan Çocuklar / Chıldren Wıth a Questıon Mark as a Favourıte Toy / Niños con un signo de interrogación como juguete favorito

bıraktığım yerden geri alıyorum zamanı
gidip topluyorum başını yasladığın otobüs camlarını
buzdolabımda kehanetler
kumbaramda tutamadığım sözler
ve ruhumdaki her boşlukta
sözleri anlaşılmadığı için başa sarılan bir şarkı var

Yazar hakkında: 11 Ekim 1990 yılında Erzincan’da doğdu. Ailesinin memuriyeti nedeniyle çocukluğu ve eğitim hayatı Tokat’ın ve Muğla’nın çeşitli beldelerinde geçti. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi, Radyo, Sinema ve TV bölümünü kazanarak İstanbul’a geldi. Mezun olduktan sonra metin ve senaryo yazarlığı yaptı. İlk şiir dosyası Düş/Gece, Arkadaş Zekai Özger Şiir Yarışması’nda adı ödülle anılan dosyalar arasında yer aldı. Morg, Lirik, Koza Düşünce, Çağdaş Türk Dili, vd. dergilerde hikaye ve şiirleri yayımlandı. 2017 yılından bu yana MSGSÜ Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi. Eksilmeyen bir tutkuyla okumaya ve yazmaya devam ediyor.

Bunları da Sevebilirsiniz

“İlk zamanlar ne güzeldi. Yeni yeni tanımaya başlamıştık birbirimizi. Başını göğsümden, boynumdan, kucağımdan ayırmazdı. Sessiz sedasız uzanırdık, ben bazen kitap okurdum ona. Masal kitapları, romanlar, şiirler. Hafifçe burnunu sıkıştırıverirdi boynuma, öpmeme izin verirdi o zaman, saçlarını okşayabilirdim. O başını yaslayınca saatlerce kıpırdamazdım rahatı kaçmasın diye. Bir milim uzağa gitsin istemezdim. Yemeği beraber hazırlardık, beraber yerdik. …

Share

Sönmüş ışıkların unutulduğu, parlayan yıldızlarla çevrilmiş siyah bir hiçlikte doğdum bugün.  Tenimde kan, ruhumda toprak var. Ellerim tutmuyor, gözlerim hiçliğe bakıyor ve yalnızca ağlıyorum ilgiye, sevgiye, açlığa. Zaman umarsızca yapıyor işini ve geçiyor beni görmeden.  İşte şimdi sanatçısı Tanrı, korsan yazarı insan olan kitaplara ve paraya hizmetçi yeminli ellere budanıyorum: “Doğrul! Doğrul! Doğrul!”   Hatalar yapıldı, bir süre sonra …

Share

Küçük bir odanın büyük eşyaları altında oturup kalbini coşturan, gözlerini aydınlatan mutluluk sebebine her bakışında mutluluğu  artıyordu. Korkunçtu bu kadar mutlu olmak. Kalp hükmedildiği kafesine sığmıyor, bacakları kalbine ritim tutmak istiyordu. Dudakları ise gülümsüyor, sadece gülümsüyor, hiç konuşmuyordu. Biliyordu konuşursa, sevinç çığlıkları atarsa mutluluğu her şeye hükmeden kocaman ve sert insanlar tarafından gölgelenecekti. Bu kadar mutlu …

Share
Önceki / Previous September's wrıtıngs are lıve!
Sonraki / Next Yeni Bir Çark