Salil Tripathi


Eylül ayı için dünyaca tanınmış gazeteci ve yazar Salil Tripathi’ye ulaştık. Gençler için okuma önerilerini, kendi yorumlarıyla beraber aşağıda bulabilirsiniz. İyi okumalar!

İlk öğrendiğim dil, yani anadilim Gujarati dili. Gujarati, Hindistan’da yaygın kullanılan diller arasında. Çocukken, Gujarati birçok kitap okudum. Buna çeviri eserler, Hindistan ve dünyanın dört bir yerinden romanlar ve şiirler de dâhil. Fakat o zamanlar henüz bir yazar olacağımın farkında değildim. Hikâyeler anlatmayı ve yazmayı sevdiğimi, gençlik yıllarımda anladım. Bu sebeple sizler için tam da bunu fark ettiğim ve ciddi okumalar yaptığım, aklımda derin izler bırakmış eserler arasından seçmeye çalıştım. Ulaşımda evrensellik sağlamak adına, özellikle gençliğimde okuduğum ve İngilizce orijinali olan eserler üstünde yoğunlaştım: İlk öğrendiğim dil, yai anadilim Gujarati dili. Gujarati, Hindistan’da yaygın kullanılan diller arasında. Çocukken, Gujarati birçok kitap okudum. Buna çeviri eserler, Hindistan ve dünyanın dört bir yerinden romanlar ve şiirler de dâhil. Fakat o zamanlar henüz bir yazar olacağımın farkında değildim. Hikâyeler anlatmayı ve yazmayı sevdiğimi, gençlik yıllarımda anladım. Bu sebeple sizler için tam da bunu fark ettiğim ve ciddi okumalar yaptığım, aklımda derin izler bırakmış eserler arasından seçmeye çalıştım. Ulaşımda evrensellik sağlamak adına, özellikle gençliğimde okuduğum ve İngilizce orijinali olan eserler üstünde yoğunlaştım:

1. Pauline Kael / Kiss Kiss Bang Bang

“Sinema benim için bir tutku; İtalyan neo-realizmi, Hindistan lirik hümaizmi ve Fransız yeni dalga en sevdiğim akımlardan. Filmde verilenden fazlasını görebilmek, ve onun sosyal bir ayna olarak algılayabilmek başlı başına bir sanat. Kael bunu pek çok eleştirmenden daha başarılı yapıyor. Fikir zengini, subjektif ve bazen yıldırıcı derecede inatçı olsa da Kael, kayda değer ve güçlü bir argüman sunuyor. Eleştirisi bir kaç cilt olarak basıldı fakat 22 yaşında okumuş olduğum kiss kiss bang bang iyi bir başlangıç.  “

  2. Virginia Woolf / Bayan Dalloway

“Bu roman 1925’te yazılmış ve modernitenin öncüsü olduğu söylenebilir. Clarissa Dalloway’in hazırlamakta olduğu bir akşamüstü partisi etrafına kurulu romanda, olaysız bir akşamüstü betimlenirken, bu süre zarfında bambaşka dünyaları anlatır yazar. İç monoloğun yazarın kullanış şekli ile alakalı olarak ne kadar güçlü bir araç olabileceğini gösterir. Basit ve olaysız bir durumdan bambaşka bir evren yaratır yazar. 19 yaşımayken, üniversitede okumuştum. ”

3. Larry Collins and Dominique Lapierre /Paris Yanıyor mu?

“Biri Amerikalı biri Fransız bu ikili, tarihi olayları romanlaştırma konusunda çok özgünler. Bağımsız kararlar veriyorlar fakat geçmişin ve tarihin dokusunu zedelemiyorlar. Bu kitapta, 2. Dünya Savaşı esnasına işgal edilen Fransa’yı ve Fransa’nın tutkulu direnişini anlatıyorlar. Bu kitabı 15 yaşımdayken okumuştum. Durgun bir olayı dramatize ederek anlatmanın yollarını bu kitaptan öğrendim. ”

4. Salman Rushdie / Geceyarısı Çocukları

“Bir kıta büyüklüğünde olan bir ülkenin hikâyesi bir romanda nasıl anatılır ki? Midnight’S Children bu sorunun cevabını verebilir. Hindistan son derece karmaşık bir yer ve eğer ki bu kitap yazılmamış olsaydı, Hindistan’ı en iyi anlatan romanlar listemde onlarca kitap olurdu, nereden başlayacağımı bilemezdim. Bu kitap Hindistan’a gereken söz hakkını tanımakla yetinmedi aynı zamanda bizlere İngilizce eserler çıkarabileceğimiz umudunu aşıladı. Bir yazarın, kurgu romanın “isteklerini” tarihi olaylarla beslenerek nasıl karşılayabileceğini gösterdi.   21 yaşındayken okumuştum. (Eğer Hindistan’ı anlamak gibi bir gayeniz varsa, The Discovery of India- Jawaharlal Nehru’yu da okumanızı tavsiye ederim. Nehru’nun 4 sene boyunca tuutklu kaldığı esnada yazdığı dokunaklı ve unutulmaz bir kitap.)”

5. Ernest Hemingway / Paris Bir Şenliktir

“Eğer bir şansım olsaydı, 1920’le ve 1930’un başlarında Paris’te olmayı isterdim. Savaşlararası dönemdi ve pek çok Amerikalı yazar orada yaşıyor, kendilerini tanımakla meşgul oluyor ve etrafı gözlemleyerek hayattaki yerlerini sorguluyorlardı. Hemingway, metinlerindeki fazlalıkları ve karmaşayı çıkartarak yazı gücünü iyileştirmek, dilini daha keskin ve yalın hale getirmeye uğraşıyordu. Hemingway’in yazma biçiminden ve geçmişi anlatışı (ki şu anda bunun bir kısmının kurgu olduğunu öğrendik) üzerinden öğrenilecek çok şey var. 20li yaşlarımın ortasında okumuştum bu kitabı. Ve Hemingway’in kaleme aldığı paris sokaklarında sık sık  yürüyüşe çıkmıştım.”

Önceki / Previous Salil Tripathi
Sonraki / Next Çağın Şarkısı