Özsuyum içine çağlar
fikirlerim ayrılıncaya kadar
tenim yozlaştığında bir yangın başlar
midemin dağlarında, madenlerinde bağırsaklarımın.
Uyuşmaya başlar dudaklarım
ziftle kaplanır yollarım, ovalarım
tırpanla bile biçilemez özgürlük yankılarım.
Elbiseme bulaşır kahpe adalet
ayaklarımda sürüklenir yıllarca
dağlar vicdanımı, kalbimi
saatler vurunca dokuza.
Hüzün kaplar yüreğimi
ırgatlar dinlenmeden çalışır tarlalarımda
kırmızı kavurur, yakar beyinleri
iflas etmeye başlar bedenler sırasıyla
rençperden ağaya, beyden hanıma.
Kıvırcık saçların dolar boğazıma
yeni bir çark dönmeye başlayınca
selam ver makinelerin yeni dünyasına.

Bunları da Sevebilirsiniz

        Eskiden şehir-i İstanbul’un arka mahallelerinin birinde, küçücük bir evde, o dönem benim gibi asgari ücretle çalışan birkaç arkadaşla beraber yaşıyorduk.         O zamanlar İstanbul, şimdikinden daha güzel, daha sevimli, daha güvenli ve daha nitelikli bir şehirdi. Bir taraftan hayat kavgası verirken bir taraftan da kendimizce bazı ideallerimizin peşinde koşardık. Kimimizin derdi aşk, kimimizin devrimdi;  kimimiz de ekmek derdindeydik. Kimseye zararımız dokunmazdı, sadece kendimize zararımız vardı. Öğrenci arkadaşlarımız da vardı üniversitede okuyan, bazılarını …

Share

The state-funded Union of Azerbaijani Writers dominates Baku’s literary scene. But among the city’s cafes and bookshops, a different kind of artistic revolution has already taken place. 6 April 2020 Nermin Kamal, The Calvert Journal Each week, two very different literary events take place in Azerbaijan’s capital of Baku. The first is a meeting of …

Share
Önceki / Previous İlkyaz Eylül Yazılarıyla Yayında!
Sonraki / Next Eşyalar ve Yalnızlık