Üst üste konulan taşlardan, taşların arasına çekilen sıvalardan oluşmuş bir yığın, bir tuğla yığınıyım ben. Her katında farklı bir sırrın yaşadığı bir binanın 3. katındaki bir daireyim.
Üst katımdaki evde sevinç var bir haftadır. Aileye yeni katılan bir bebeğin getirdiği sevinç. Yüzlerinde gülücük var tüm ailenin. Ufaklığın ağlama sesi geliyor ara sıra. Hemen ardından tatlı ninni sesleri.
Alt katımda yaşayan ailede ise hüzün havası başladı bugün. Aileden ayrılıp ebediyete göçen bir büyüğün hüznü. Hepsinin üzerine yasın perdesi inmiş. Hıçkırık, iç çekiş sesleri geliyor zaman zaman. Hemen ardından acı yakarış sesleri.
İki evden de dua sesleri yükseliyor. Biri yeni gelenin geleceği, biri gidenin geçmişi için ediliyor. Bir evde mutluluktan çarparken yürekler, bir evde acıdan kavruluyor.
Ben ikisinin arasındayım. Kaybı da yaşadım, mutluluğu da. İyileşen yaralarım oldu. Ama hala kanayan yaralara da sahibim.
Yan evdeki komşuyu da gördüm bugün. Daha üç gün önce heyecanlı heyecanlı balkonuna yuva yapan ve yumurtlayan güvercini anlatıyordu. Bir mucize bu, diyordu. Şimdi ise yumurtadan çıkan kuşların gittiğini anlatıyor. Hüzünlü ama mutlu. O kuşların ömürlerinin bir döneminde var olmak, evinin onlara da yuva olması onu sevindiriyor. Ama yine de oradan ayrılmaları onu üzüyor. Biliyor özgürlüklerine uçtuğunu ama onları özlemesine engel olamıyor.
Çaprazımdaki daireye ise yeni birileri taşınıyor. Çekirdek bir aile. Küçük bir kızları var. Oradan oraya zıplıyor. Evin annesinin karnı şişkin. Belli ki küçük kıza bir kardeş, bir arkadaş geliyor. Adam ise karısının etrafında dolanıp duruyor, kızını durdurmaya çalışıyor. Hepsinde bir telaş var. Yeni bir yere gelmenin gerginliği üzerilerinde. Ama bunun bazı şeyler için yeni bir başlangıç imkanı olduğunun da farkındalar. Yeni güzel anılar oluşturacaklarına inançlılar.
Karşımdaki daire ise uzun süredir boş. Giden kiracılardan sonra hiç gelen olmadı. Eski kiracıların anıları içeride donmuş gibi, duvarlara sinmiş bekliyor. Yeni birilerinin gelmesini ve eskilerin üzerine yeni duygular çekmesini istiyor artık. Sanki bir peri gelmiş de oradaki yaşamı durdurmuş bir süreliğine. Sanki insanlar var içinde ama donmuşlar, kıpırdayamıyorlar, konuşamıyorlar. Sessizce zamanın yeniden akmasını bekliyorlar.
Ben sadece 10 katlı bir binanın, ufak bir parçasıyım 3. katındaki. Benim gibi 40 daire daha var büyük tuğla yığınında. Kendi içimde büyük, bina içinde küçücüğüm.
5.kattaki genç adam başını iki elinin arasına koymuş dertli dertli düşünüyor, uyku tutmamış bu gece de. Okuldan mezun olalı neredeyse bir yıl olmuş ama hala iş bulamamış. Bugün gittiği görüşmesi de kötü geçmiş, yine alamamış işi. Ailesine nasıl anlatacaktı bu sefer de olmadığını. Mahcup hissediyordu artık kendini. Onun için o kadar uğraşmıştı ailesi ama o hala başarılı olamamış. Dünün pişmanlığını sırtlamış, bugünün çaresizliğinde yaşıyor. Ama yarını da henüz bilmiyor.
1. kattaki kadın ise mutluluktan uyuyamıyor, yatağında döndükçe dönüyor. Bugün aldığı terfi ile yüzüne yapışan tebessümü, artan kalp atışları bir türlü dinmiyor. Sonunda başarmış. Hedeflerine giden yolda sağlam bir adım daha atmış, uzun bir yolu daha ardında bırakmış. Tüm sevdiklerini aramış bu muhteşem haberi vermiş. Kutlama programı bile ayarlamış arkadaşlarıyla.
10. katta ise birinin gözleri yaşlı, eşinin başında sessizce ağlıyor. Sıkıca elini tutmuş her şeyin geçeceğini söylüyor. Ama o da geçip geçmeyeceğini bilmiyor. Eşinin acıdan kıvranmasıyla o da kalbindeki acıyla kıvranıyor. Bu hastalık yüzünden eşini kaybetmekten çok korkuyor. Eli kolu bağlı oturuyor sadece. İlaçların etki etmesi, sonunda bu illetten kurtulup eşinin ayağa kalkması için dua ediyor titreyerek. Saçlarını yeniden okşayacağı, yeniden sımsıkı sarılacağı zamanın hayalleriyle yaşıyor.
7. kattaki öğrencinin de tüm bedeni titriyor. Heyecandan eli ayağında dolanıyor. Bunca yılın sonundaki emeklerinin sonuçları açıklanıyor. Başardı mı yoksa başaramadı mı bilmiyor. Heyecanlı bir belirsizlik içinde. İstediği üniversitenin olmasını umut ediyor. Yüreğinde o yöndeki umutlarının filizlerini suluyor. Ne hissedeceğini şaşırmış, şaşkın şaşkın bakıyor etrafına.
Her katta, her kapının arkasında bambaşka hikayeler yaşanıyor. Hepsinin içindeki derdi, neşesi, hüznü, mutluluğu yaşayana kocaman görünüyor. Oysaki hepsi bir binadaki dairelerin arasında küçücük.
Her katta, her köşede farklı bir sır gizli, her sırrın sahibi de tuğla yığınlarının arasında saklı.

Bunları da Sevebilirsiniz

En çok yalnız kaldığımda zorlanırım Kalp odacıklarımın çalkantıları Beynimde gezen zehir zemberek Değil beni tüm dünyayı yönettiği iddiasıyla adeta Kurnaz ve yabancı atomların vızıltısı Zihnim gibi zellim saçak organlarımın homurtusu En çok o zaman duyulur Aynaya ne hacet Ben gözlerin öne bakıp arkayı gördüğüne inanırım.

Share

PEN merkezleri her ay genç yazarlarımızı dünyaya tanıtıyor.Mart ayı yazıları için sıra PEN Fransız Merkezi’nde… İlkyaz olarak sitemizin “Yazılar” bölümünde her ay üç genç kalemi tanıştıracağız sizlerle. Bu eserleri İngilizce’nin yanısıra her ay dünyanın farklı yerinde konumlanan bir PEN merkezi o ülkenin diline çevirip üyelerine ve ülkelerine tanıtacak. Bu sayede, edebiyatımız uluslararası alanda yeni okurlar …

Share

TUĞBA ESEN – AGOS ztugbaesen@gmail.com Haziran ayında Agos’ta yayımlanan bir söyleşiye ‘Az düşünüp çok üreten sanatçılar çağı’ başlığını atmıştık. SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Vasıf Kortun’la, ‘Ofsayt ama Gol!’ başlıklı e-yayın üzerine yaptığımız söyleşiden çıkan bu tespit, o gün bugündür kafamızı kurcalıyor. Günümüz sanatçıları yapıtlarının üretim sürecine ağırlık verip, düşünceye ve tartışmaya ayırmaları gereken zamandan …

Share
Önceki / Previous Mola
Sonraki / Next İmlasız Üç Nokta