SİYAH KELEBEKLER ÇEŞMESİ


Siyah kelebekler çeşmesi adın
Hayatın yirmi dört saat ya da benim
Uzakdoğudan arkadaşın var
Elleri uzun,gözleri nemli, tutturulmuş gibi
Kederli rıhtım yağmurları gözleri senli
Musonlarından getirdiği
Hüzünlerden elemli

Sen korkansın, ikircikli akşamlarda
Hayatı yaşamadan
Onu kaybetmekten olacak belki
Belki nisanlar anlamadığından
Seni ya da beni ya da bizi
Papatyalar taze tükendi
Havalar eski zaman sarhoşu
Bulutlar bulut değil
Sen yaşının onsekizinci saatinde
Veda mı etsen öpsen mi beni
Ya da ben seni
Ağustos’ta beklerim
Sen iklimisin mevsim sonu göz yağışlarının
Bu yüzden en çok musonlu beklerim seni
Hecelerimin habersiz kiplerinde

Bunları da Sevebilirsiniz

Rüyamda bir bulut dansa kaldırıyordu beni Gökte değildik ama Pistimiz yalnızlara sığınak olmuş bir iskeleydi Müziğe ihtiyacımız yoktu En derinimize işliyordu dalgaların sesi Sıcaktan bunalan kırgın bir çiçek gecenin ayazına bırakmıştı kendini Neşeyle eşlik ediyorlardı bize ateş böcekleri Peki sonsuz göğe ait bulutla mutsuz  yere ait beni buluşturan neydi? Ruhlarımıza fısıldanan o eşsiz ezgi mi? Yüreğimize sığamayıp gözlerimizden taşan sevgi mi? …

Share

Kaynak: DUVAR- Soner Sert, Yılmaz Güney’in Gençlik Öyküleri   Yılmaz Güney’i üç ana başlıkta değerlendirmek mümkün: İlki, şüphesiz ki sinemacı yönüdür. İkincisi, edebiyat; üçüncüsü de siyasettir. Sinemacı yönüne dair hemen herkesin bir fikri var. “Umut”, “Sürü” ve “Yol” gibi başyapıtları, bugün de pek çok kişi tarafından ilgiyle izleniyor. Siyasal yönü ise gerek sinemacılığından, gerekse de …

Share
Önceki / Previous Yetim
Sonraki / Next Yol