bir tabanca kabzası gibi iner enseme her gün
sert soğuk acılı temasıyla muteber yetimlik
mezar taşı yok diye resmiyet kazanamamış
gayri resmi acılar musallat eden ebeveynlik

serde yıkımını bekleyen çıplak bina sükûneti
kapısı penceresi yok fakat yumrukları kurulu
tad alma duyusu elinden alınmış bir gençlik
yapma çiçeklere su vermek her umut ediş

Bunları da Sevebilirsiniz

İlkyaz’s new works are now live and can be found below and throughout the postings on the English homepage! As İlkyaz, we work to introduce three young writers every month. We translate these works, which are be made up of a short stories or poems, into English and endeavour to introduce them to readers outside of …

Share

Bir… İki… Üç… Saymak rahatlatmıyordu. Ama geciktiriyordu. Saydıkça on, yüz, bin olacaktı, ve bir noktada paydos zili çalacaktı. Tam karşımdaki, durmadan gözümü alan parlak ışığa bir küfür salladım ama sabahtan beri ustabaşının asansörde söyledikleri aklımdaydı ve ışıkla dikkatimi dağıtamazdım. “Bugün iki ton çıkartana, akşama içebileceği kadar bira!” “İçebileceği kadar mı?” “İçebileceği kadar!” Acaba paydosa ne …

Share

Evin minik bir bahçesi vardı. Taşlardan örülmüş yaklaşık bir metre yüksekliğinde bir duvarla çevriliydi. Duvardan daha çok, evin etrafını çepeçevre sarmış bir taş yığınına benziyordu bu. Bahçe minik olmasına rağmen yan yana dikilmiş bir sürü meyve ağacı vardı, doğru düzgün su bile alamadıkları hâlde -görünürde çevremizde herhangi bir su kaynağı yoktu- dalları meyvelerle doluydu, öyle …

Share
Önceki / Previous En Büyük Çaresizliktir Sizin Bu Rutin Tavırlarınız
Sonraki / Next SİYAH KELEBEKLER ÇEŞMESİ