TÜRKÇE

Sabah

Bir kadranda iki ok diş dişe

Ellerimizde  gres yağları,

Alnından öperdik ölümü.

 

Ticarethane camlarında seyredip yüzümüzü

Akşama kadar sakal eskitirdik

Ve eskirdik camın bizim bildiğimiz bütün çizgileriyle 

Defterlerde ismimizin karşısında soframız

Mürekkep yer mürekkep içerdik

Midemize bir şenlik olduğu söylenirdi

Haberimiz yok.

 

Kapının ardında yavan bir gürültü,

Sindirilirdi keten elbiseler altında kararan vücutlarımız.

Tok olduğu söylenirdi para babalarının,

Haberimiz yok.

 

Tüm bunların yanında 

Yalnız pazarları avucumuzun içinde yaşamak 

Yıkardık duvarlarını evimizin ,

Güneşi ve umudun hasını selamlayarak.

ENGLISH

Dawn 

One a dial, two arrows are head to head

Grease oil on our hands

We used to kiss death on the forehead.

 

Watching our faces reflected on trade house windows

we wore out our beards until sundown

and we got worn out with the lines on the windows we were aware of 

On notepads our tables set across our names

We ingested ink and drank ink

They would say there’s a parade in our stomachs

We never knew about that.

 

Barren rumble outside the door,

Our bodies darkening under linen dresses were assimilated .

They would say tycoons were well fed,

We never knew about that.

 

Besides all of this

To experience lonesome bazaars in our palms

We would tear down the walls of our houses,

Saluting the sun and the pure kind of hope.

Bunları da Sevebilirsiniz

Tren yolculuklarında çocukluğumdan beri beni çeken bir şeyler olmuştur. Koca demir yığının en az kendisi kadar çetin raylar üzerinde ilerlerken yaptığı metalin ritmik müziği mesela. Hiçbir zaman nereye gittiğini bilmediğim insanlar ve onların çok değişik yüzleri. Gençliğimde, şehrin içinden geçen rayların hemen karşısında bir banka oturur, denk getirebilirsem geçen trenleri seyrederdim. İstasyona yaklaştıkları için ayaklanmış …

Share

, Samanyolu içimde olmasaydı onu nasıl görecek ya da bilecektim? İsterdim kırmızılıkta kaybolup bir göktaşının en küçük tanesi kadar galaksiler arasında dolaşıp kendimi bilinmeyen bir gezegenin ortasında bulmayı. Uzayda seyahat imkanı sağlayan kanatlarımla Mars’ı dolaşıyorum. Evet hayalimde Mars’tayım ben hayalimde Marslı. Ona olan sevgime bütün gezenler sığabilirdi. Haksızlığa uğrayıp gezegenlikten çıkarılan Plüton bile. Mars’tayım. Saatlerin …

Share

Bir arena, iki kez kapalı bir kitleyi barındırır. Bu tuhaf niteliği nedeniyle arenanın incelenmesi gerekir. Arenanın dış dünyayla ayrım hattı net olarak çizilmiştir. Arena, genellikle çok uzaklardan görülebilir ve şehir içindeki konumu, kapladığı uzam, gayet y bilinir. İnsanlar onu akıllarına getirmeseler bile her zaman onun nerede olduğunu hissederler. Arenadan gelen haykırmalar çok uzaklardan duyulur ve …

Share
Önceki / Previous "To Be Read ın an Interrogatıve Manner" Julıo Cortazar (translated by Carlos R Baron)
Sonraki / Next Bulaşıcı Hastalık Roman ve Öyküleri Aslında Ne Anlatır?