“Words have more power than any one can guess; it is by words that the world’s great fight, now in these civilized times, is carried on.”

 

Mary Shelley on the Courage to Speak Up Against Injustice and the Power of Words in Revising the World

“To sin by silence, when we should protest, makes cowards out of men*,” the poet Ella Wheeler Wilcox wrote in her 1914 anthem against silence — a line Rachel Carson leaned on in summoning her epoch-making courage to speak inconvenient truth to power as she awakened the modern environmental conscience.

“In becoming forcibly and essentially aware of my mortality… what I most regretted were my silences… My silences had not protected me. Your silence will not protect you,” Audre Lorde admonished a generation later in her blueprint to “The Transformation of Silence into Language and Action” — her own courageous and catalytic manifesto for another vital awakening.

One hundred years before Lorde’s birth, Mary Shelley (August 30, 1797–February 1, 1851) — another woman of extraordinary vision, courage, and passion for justice — explored the actionable might of words in social change and the power of breaking silence in a tiny, potent fragment from her enormous penultimate novel, Lodore (public library | public domain).

Mary Shelley. Art from Literary Witches — an illustrated celebration of trailblazing women writers who have enchanted and transformed the world.

In a sentiment spoken by a heroine modeled on her own young self — a young woman of radiant intellectual beauty, educated in the classics, a survivor of great personal losses and misfortunes, endowed with a “singular mixture of mildness and independence”; a woman whom one approaches “without fear of encountering any of the baser qualities of human beings, — their hypocrisy, or selfishness”; a woman whose father (like Shelley’s own famous father) had taught her “to penetrate, to anatomize, to purify [her] motives; but once assured of [her] own integrity, to be afraid of nothing” — she writes:

Words have more power than any one can guess; it is by words that the world’s great fight, now in these civilized times, is carried on; I never hesitated to use them, when I fought any battle for the miserable and oppressed. People are so afraid to speak, it would seem as if half our fellow-creatures were born with deficient organs; like parrots they can repeat a lesson, but their voice fails them, when that alone is wanting to make the tyrant quail.

Shelley herself built her remarkable life upon the foundational ethos that words are not only our best instrument of change, but our best conduit of the intimacy and understanding which bind us to one another and from which every actionable impulse toward sympathy and solidarity arises. Elsewhere in Lodore, she writes:

That existence is scarcely to be termed life, which does not bring us into intimate connexion with our fellow-creatures.

Complement with Rebecca Solnit on breaking silence as our mightiest weapon against oppression and some excellent advice to a young activist from Mary Shelley’s father, the great radical philosopher William Godwin, then revisit Shelley, writing in an earlier novel about a world ravaged by a deadly pandemic, on what makes life worth living.

Source: BrainPickings

Bunları da Sevebilirsiniz

İlkyazıları: Charles Baudelaire ve Kötülüğün Çiçekleri    Baudelaire’in Emile Deroy (1920-1846) tarafından 1844’te çizilen portresi.  Ünlü Fransız yazar Charles Baudelaire 9 Nisan, 1821’de Paris’te doğmuştur. 1857’de yayımlanan Kötülük Çiçekleri’nin yanı sıra, Avrupa’ya tanıttığı Poe çevirileri ve eleştirel yazılarıyla da19. yüzyılda edebiyatı yenileyen en önemli modern ustalardan biridir.   İlk eseri olan Salon de 1845′i 24 yaşında, Baudelaire Dufaÿs adı altında yayımlamıştır. Yalnızca 500 kopyası basılan bu kitabın çoğu kopyasının yok edildiği şair Champfleury tarafından iddia edilmiştir. Edebiyat sahnesine bir giriş olarak Baudelaire’in bu ilk kitabı bir şölen raporu gibidir.Diderot ve Paris’in ünlü salonlarının etkisin üzerine genç ve  hırslı yazar yaşıtlarına kendi estetiğini tanıtarak, şiirsel bir manifesto tadında bir eser ortaya  çıkarır.   Kitabın bir kısmına buradan ulaşabilir, tamamı buradan satın alabilirsiniz.    Yazarı asıl üne kavuşturacak olan eser ise 1845’te yani Baudelaire 35 yaşındayken yayımlanan Les Fleurs du Mal  yani Kötülük Çiçekleri olacaktır.   Baudelaire’in annesinden 30 yaş büyük olan babası şair altı yaşındayken ölür. Yazar annesine olan yakınlığıyla bilinir (ilişkileri yazarın yaşamından sonra ortaya çıkan mektuplarında belgelenmişir)   Lyon’da eğitim gören Baudelaire,14 yaşında bir askeri okula gönderilir. Mezuniyetinden kısa bir süre önce derste arkadaşı tarafından kendisine verilen bir notu göstermeyi reddettiği için okuldan atılır. O zamanki bir sınıf arkadaşı tarafından “aramızdaki öğrencilerden çok daha has ve güzide”* olmasıyla hatırlanacaktır.Sonraki iki yılını Paris’in Latin bölgesinde yazarlık kariyeriyle cebelleşip borçlanarak geçirmiştir.    1839’da sonunda diplomasını aldıktan sonra, erkek kardeşine “Hiçbirşeyle meşgalem yokmuş gibi hissediyorum”*der. Üvey babasının kendisine biçtiği hukuk veya diploması alanları yerine Baudelaire edebi bir  kariyer kovalamayı seçer. Annesi yıllar sonra bu etkiyi şu sözlerle hatırlayacaktır: “Ah, bin kunduz! Charles kendisini üvey babasının rehberliğine bıraksaydı kariyeri bambaşka olurdu. Edebiyatta bir ismi   kalmazdı, bu doğru, fakat belki üçümüz de daha mutlu olabilirdik.”*   Üvey babası miskinliğinden ötürü Baudelaire’i 1841 yılında yani 20 yaşında Kalkutta Hindistan’a bir yolculuğa gönderir. Yolculuk süresince tanıklık ettiği deniz, yelkencilik ve limanlar ileride şiirlerinde sıklıkla yer alacaktır. Fakat Hindistan’a ulaşamadan 1842’de Paris’e döner ve Kötülük Çiçeklerinin ilk şiirlerini yazmaya başlar. Eline yüklü bir miras parası geçer fakat birkaç sene içerisinde çabucak çarçur eder. Ailesi 1944’te açtıkları bir davayı kazanarak mahkeme kararıyla Baudelaire’e finansal işlerini kontrol etmesi için bir avukat atamayı başarır ve hayatının sonuna dek cep harçlığını bu avukattan alacaktır.     Gelirini arttırmak için Baudelaire birçok dergiye sanat eleştirisi, denemeler ve izlenimler yazmıştır. 1854’te Edgar Allan Poe’nun şiirlerini Fransızca’ya çeviren yazar, Poe hakkında “ikiz ruhum“* demiştir.        Kitabın hangi şiirlerini diğerlerinden önce yazdığını öğrenemesek de 20 yaşında başlayıp, 35 yaşında yayımladığını ve JeanneDuval adlı bir kadına aşık olduktan sonra “Kara Venüs” isimli kısmını tamamladığını biliyoruz. Sizinle de bu kısımdan bir şiirinin çevirisini paylaşmak istedik.İngilizce’den çevirisini ben yani Ege Dündar Fransızca’dan doğrulamasını ise Danışma Kurulu Üyemiz Halil Gediz gerçekleştirdi.                    …

Share

what it sounds like is a bird breaking small bones against glass. the least of them, a sparrow, of course. you’re about to serve dinner and this is the scene. blame the bird, the impertinent windows, try not to think of the inconvenience of blood splattering violet in the dusk. how can you eat after …

Share

Bırakmayacak elbet, Her zaman da böyleydi. Bir anda olacak Keşke anlam bulacak. Yok olmak korkusu mu bu? Var oldun mu ki? Bahar renkleri taşır ya kışın üstüne Sen de içimi ısıt Toprak gibi sert Toprak gibi yumuşak Bu düşüncelere İyi gelir mi denizin kokusu? Bir anlamı olmalı Rastgele olamaz ya! Neresinden tutsan Bir büyüteç bulmalı …

Share
Önceki / Previous Kaderine Yön Verecek Olan Sensin – Anne With An E
Sonraki / Next Yeni medya ve edebiyat