Rüyamda bir bulut dansa kaldırıyordu beni
Gökte değildik ama
Pistimiz yalnızlara sığınak olmuş bir iskeleydi
Müziğe ihtiyacımız yoktu
En derinimize işliyordu dalgaların sesi
Sıcaktan bunalan kırgın bir çiçek gecenin ayazına bırakmıştı kendini
Neşeyle eşlik ediyorlardı bize ateş böcekleri
Peki sonsuz göğe ait bulutla mutsuz  yere ait beni buluşturan neydi?
Ruhlarımıza fısıldanan o eşsiz ezgi mi?
Yüreğimize sığamayıp gözlerimizden taşan sevgi mi?
İçinde hayallerimizin küle döndüğü ateş mi?
Elimizden kayıp giden ürkek ümitler mi?
Biz geleceğe koşmak isterken soluğumuzu kesmeye çalışan mazi mi?
Ezip geçtiğimiz toprağın altını dolduran nefesler mi?
Deli rüzgârın kucağımıza bıraktığı içli bir esinti mi?
Onun bağrından kopan güneşin bıkkın kaldırımlara yansıttığı gölgem mi?
Benim elimden kaçırdığım balonun onun kanatlarını yuva bilişi mi?
Belki de ben ve bulut aynıydık
Özümüz birdi
Onun kapısını kırıp yağan yağmur benim diktiğim fidana can verendi
Benim ona bakarak tuttuğum dilekse onun göğe tutunma sebebiydi

Bunları da Sevebilirsiniz

İlkyaz ile her ay öncelikli olarak üç genç yazarı tanıtıyoruz sizlere. Bir öykü veya birkaç şiirden oluşacak bu eserleri İlkyaz gönüllüleri olarak İngilizce’ye çeviriyor ve dünya kamuoyuyla tanıştırmak için çabalıyoruz. Şubat ayından seçilen yazarları aşağıda bulabilirsiniz! Bir seneyi aşkındır seçtiğimiz isimlerin yazılarını her ay dünyanın farklı bir yerinde konumlanan PEN merkezinden birinin o ülkenin diline …

Share

112 yıl önce bugün ilk Nobel ödülleri dağıtılırken, ABD’li yazar William Faulkner (1897- 1962), henüz dört yaşındaydı. Büyük olasılıkla ne o edebiyat dalında bu ödülden alacağını hayal edecek kadar büyümüştü, ne de o zamanlar Nobel Edebiyat Ödülü yazarların hayalini bugünkü kadar süslüyordu. Yıllar sonra yaptığı ödül kabul konuşmasında ise Nobel almayı kafasına koymuş genç kadın …

Share
Önceki / Previous MEMED EFENDİNİN DÜŞLERİ
Sonraki / Next Ebonation