Bekliyorum harekeli saniyelerin,
Bileklerimde kıvrılmasını.
Dudaklarımda yeni bir aşkın amentüsü…
Ve tüm yol kenarlarının kayıp girizgahları…
Öteleniyor buruk sevinçlerimde.
Portreler asıyorum kalyon boylarına.
Renksiz ve mat…
Mona Lisa gülüşünü izliyorum bir duvar kenarında.
Tüm tılsımı çözülüyor sardunyaların.
Titrek bir yaprak oluyorum,
Basamakları tek tek çıkarken,
Kendime düşen her patikada.
Yok oluyor çocukluk anılarım.
Yalpalaya yalpalaya geçiyorum zamanı.
Çizgiler atıyorum baş harflerine.
Kesik işaretler…
İşlevsel değil artık metanetler.
Korkuyorum korkmaktan, yüzüne baktığımda.
Kol saatimde onlarca güzel söz…
Burjuvazi bir ışıkta,
Çözülüyor suya dalarak.
Koşuyorum arkandan her rüzgar estiğinde.
Yetişemiyorum mavi fularına.
Saçların tırnaklarıma geçiyor.
Bağırıyorum geveze bir sükûnetle.
Ağaçlar kesiliyor ormanlarda.
Denizler kuruyor kayalıklarda.
Düşümde düşsüzlük…
Bekliyor göz yaşımı.
Gidiyorsun ve yaralar açıyorsun!

İklimler hava boşluğuna asılıyor.
Bu şehrin hikayesi, sona eriyor.
Camlar doluyor gülüşüme.
Paslı demirler parmaklarımı büküyor
“Hayal mi hakikat mi?” diyorsun Mona Lisa’ya.
Kıpırdanıyor hafifçe.
Berbat bir melodi kulakları sağır eden…
Armonikasında seziyorum duruşunu.
Mona Lisa’nın.
İstanbul diyorsun, ah İstanbul olmasaydı!
Hiçtik ve vardık.
İstanbul, sallıyor kız kulesini.
Birkaç balıkçı seni uyandırıyor.
Pulu dökülmüş barakalarda…
Gidiyorsun!
Her ayrılık bir ayrık otu.
Biliyorsun!
Dilimde bir amentü…
Boğazımda ıslak tadın…
İstanbul’da
Sisler içinde uyuyorsun.
Ah Mona Lisa!
Sormuyor hiç kimse adımı.
Gömdü gamlı bir hayale,
Telli sazımı!

Bunları da Sevebilirsiniz

Tepiniyorum kelimelerimin üstünde Canlarını çıkarırcasına, acımadan Hepsi bana ait, benden ırak Yetmiyor tesellilere edebi süslemeler Mutluklarda ise yok kelimelere yer Issız bir göle düşen taş misali Kaygı yağmurlarının altında yıkanıyorum Yapayalnızım, etrafımda hiç ışık yok Ellerimden tutuyor sevgililerim, durmadan konuşuyor dostlarım ben kendi yaptığım bir kutuya sıkışmış, bundan müzdarip dertlerimi anlatabilecek dilin kendisinden yok – …

Share

Bir hüzün kaplı iç seferim. Gemiler, boğuşamaz azgın dalgalarla yorgunken kürek çekenler. Şelaleler boşluklarımdan akıyor, doluyor ahımın gamzeleri. Tahtalara ise paslı çiviler zincirlenmiş anca, Güvertemde bir adam, Bağırıyor avazı çıktığınca: “Çiviler, çiviler nerde? Çivileri getirin!” Bağırıyor çaresizliğin tuzlu sularıyla yıkanırken. Çivilerse gümüşe bulanmış, Bir de çekiç tutanın gözyaşlarına. Ağlamak çare değil, değil gemiyi tutan bir …

Share

Rus roman yazarı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 1821 yılında Moskovada doğmuştur. Annesini çok küçükken kaybeder. İlk gençlik yılları ile ilgili kesin bir bilgi yoktur, fakat eğitimini, eğilimi dışında kalan konularda yaptığı bir gerçektir. İlerleyen senelerde, babasının ısrarları üzerine Petersburg Mühendislik okuluna kayıt olur. Dostoyevski, mühendislik okulundan mezun olduktan sonra parasızlık ve olanaksızlığı göze alarak kendini kitap …

Share
Önceki / Previous Karşıtlığın Ritmi / RHYTHM OF CONTRAST
Sonraki / Next Büyük Ada'dan