Bu kaçıncı hicran saymadım bile
Nicedir yatmadım tebessüm ile

Ne geceyi günden ayırabildim
Ne canımı tenden ayırabildim
“Nerden bu ızdırap, bu keder?” deme!
Geçmişin gölgesi çöktü üstüme.
Bir ağaç, bir masa; her şey bir anı…
Dostunu geçtiği yollardan tanı.
Bir gece yarısı, sohbetin dibi…
Gündüzün derdinden sıyrılır gibi…
Gelecek kaygısı, az biraz para…
Mutlu bir memleket, ‘düşmesin dara!’
Dillerde kelamlar böyleyken işte
Aklımı yitirdim kurduğum düşte
Dünya bir yalanmış, birden uyandım.
Haktan da öte bir hakka dayandım.
Nitekim dualar etse de dilim,
Sermayem yalnızca vicdan ve bilim.
Yolumu çizmedi sevap ve günah
Gözümü vicdanla açtım her sabah
Sabırla bekledim her gün akşamı,
Ayın mehtabına sundum bu gamı.
Dedim, “bu yıldızlar, bu evren nedir?
Kim bilir yaşıyor kaç bin senedir?”
Sığmıyor cihanın zerresi dine.

Sonsuz bir mânâda kayboldum yine…
Aklımı zorlarken aldığım nefes,
Dünyayı avcumda düşündüm bu kez.

Ve işte düşerken bir dünya derde,
Başka bir dünya var sanki bir yerde…

Ömer Faruk YAVUZ
11.07.2019

Önceki / Previous Dünya Kuşlardan Sorulur
Sonraki / Next Beklenmedik Yolculuk