Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf sergisi kapsamında renklendirilmiş bir çocukluk fotoğrafı 

 

Bir seviyi anlamak  

Bir yaşam harcamaktır,  

Harcayacaksın. 

 

(Seni Saklayacağım / Özdemir Asaf) 

 

Resimleri eski kitaplarda kalacak kafesli cumbalı evlerden birinde”, Cumhuriyetin ilanına dört buçuk ay kala doğmuş Özdemir Asaf. Asıl adı Halit Özdemir Arun. Şairin babası Mehmet Asaf Bey, Mekteb-i Mülkiye mezunu pek çalışkan bir adammış; şairin ifadesiyle cigara, içki, kadın, mehtap, musiki, saz vesaire tadacak vakti olmamış.” Annesi Hamdiye Hanım, Acıbadem Dörtyol’da bir köşkte yaşayan ailenin ortanca kızı. 

Şairin öğrenim hayatı, yarım kalmışlıklarla dolu olsa da bütün bunlar insanı ve yaşamı kavramada deneyim katmış ona. Galatasaray Lisesi mezuniyeti sonrası, önce Hukuk, sonra İktisat, sonra da Gazetecilik Enstitüsü… Hiçbirinden mezun olmamış: “Memleketimin bütün şairlerinde olduğu gibi, ilk 20 yaşım hayatın içine balıklama atlamamı temin maksadı ile okumak peşinde geçti. Ne kadar yükseğe çıkarsam hayatın o kadar derinliklerine nüfuz edecekmişim zannı ile bir yay gibi kuruldum. Sınıf arkadaşlarımla beraber çıkmış olduğumuz yerlerden bizi bıraktıklarında makinalı tüfek mermileri gibi fırlayıverdik. Bir grupla beraber üniversiteye düştük. Yumuşak tarafına rastlayanlarla hızı yeter olanlar hedefi delip geçtiler. Bir kısmı budağa rastlamış olacak ki sağa sola sektiler, oracıkta kalıverdiler veya gerisin geri ettiler.” 

 

Şairin Gençliği 

“Şair oldum, baktım her şey yazılmış,  

Ressam oldum, gördüm her yer çizilmiş,  

Seyyah oldum, sordum dünya gezilmiş,  

Hiçbir yerde YENİ bulamadım ben.” 

 

Benden Sonra Mutluluk / Özdemir Asaf 

 

Sorumlulukları artan Özdemir Asaf, 1942 yılından itibaren Doğan Sigorta’da sürdürdüğü sigorta prodüktörlüğüne hız verir. 1947-1948 yıllarında, askere gidene kadar görevli olarak, Afyon, Çankırı, Akşehir, Burdur, Kastamonu, Ankara gibi birçok ili dolaşır. Sigorta prodüktörlüğü, aslında Özdemir Asaf’ın sanatçı kişiliği ile uyuşmayan bir görevdir. Şair, bu tarz düşüncelerini, “Garıdan Gadı” başlıklı biyografik hikâyesinde şöyle dile getirir: “Sigorta prodüktörlüğü yaptığım yıllar hayatımın hareketli çağlarına rastlamıştır. Para kazanıyordum. Gençtim. Fakat gözüm parada değildi. Başka isteklerim vardı. İnsan tanımak, değişik günler yaşamak, yer görmek istiyordum. Bu yüzden boyuna geziyor, cebime giren paraları yalnız yeni çevreler yaratmak için harcıyordum. İyi bir sigortacı olamadım. Ama işi yaptığım sıralarda gördüklerim beni doyuruyordu…” 

Asaf, edebiyatla uğraşmaya başlayan her genç gibi, ismi önce dergilerde gözüken bir şairdir. Daha on altı yaşında iken, Servet-i Fünûn/Uyanış dergisinde bir çevirisi yayımlanmış. Bu çeviri, 18 Mayıs 1939 tarihli ve Gustave Flaubertden yapılmış. “Bir Çiftliği Ziyaret” başlığı taşıyan bu öykü çevirisi, Özdemir Arun imzası ile yayımlanmış. Şairin kadim dostu Oktay Akbal, Özdemir Asafın Servet-i Fünûnda yazmaya başlama hikâyesinden şöyle bahseder: Servetifünûnun kurucusu Ahmet İhsan ölmüştü. Basımevinde bütün ahbaplar bizi beklemekteydiler. Bu arada sarışın bir genç de bize katıldı. O da cenazeye gitmek istiyordu. Bizimle beraber dolaştı durdu. Sonunda çaresiz elimizi kolumuzu sallayarak basımevine dönmek zorunda kaldık. Artık cenazeye de yetişemezdik. Yolda o sarışın gençle şiirden, edebiyattan konuşmuştuk. Şiirler yazıyordu, ama yayınlamaktan korktuğunu söylüyordu, tek tük şiirleri bazı magazinlerde çıkmıştı. O günden sonra sarışın delikanlı basımevine gidip gelmeye başladı. Kendisine imza olarak Özdemir Asaf” adını hepimiz birlikte kararlaştırmıştık. Daha önceki Özdemir Özdem, “Özdemir Yasaman” imzalarını bir yana attı. Derken Cavit Yamaç Adanaya gitti. Basımevinde yalnızdık. Özdemir Asafın her gün yeni bir şiirini okuyor, ondaki taze şiir kaynağını keşfetmeye çalışıyordum. Dergimizde ilk şiirleri birbiri ardına basılıyordu.” 

 

Seni bulmaktan önce aramak isterim.  

Seni sevmekten önce anlamak isterim.  

Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,  

Sana hep, hep yeniden başlamak isterim. 

 

(Akıl Gözü / Özdemir Asaf) 

 

Özdemir Asaf, Servet-i FünûnUyanış dergisinde yazdığı dönemde kendisini oldukça ciddi bir eski-yeni çatışmasının içerisinde bulmuş ve gençliğin, yenilenme arzusunun verdiği güçle yeniyi savunanların tarafında olmuştu; hatta bu savaşa yazdığı incelikli makalelerle o da sık sık destek veriyordu. Örneğin, derginin 23 Eylül 1943 tarihli sayısında, “Manifest” başlığında şöyle bir kısa yazı kaleme almıştı:  

“Dün şahsı yazdılar. Bugün şahıslar yazılıyor. Dün cemiyetleri aşanlar bugün kendi teneffüs ettikleri havayı yazanlar arasında nefessiz kalıyorlar. Sebeb 

Bugün keder yok… İnsanın kederi var.  

Bugün nehir, dağ, deniz vesaire yok, dünya var.  

Bugün her insanın arasında feryat eden şair yok. Feryat eden insanların arasında susan, yazan, düşünen şair var. 

Eski edebiyat İYİ İNSANI bütün insanların arasından çıkarıp yükseğe kaldırıp methetti. Bir kişi üzerinde meşgul oldu.  

Yeni edebiyat bütün insanları yerin dibine geçirerek İYİ İNSANI eski seviyesinde, yüksekte bırakıyor. Birincisi kolay. İkincisi zor… 

Gençlik mefhumunu yaş dediğimiz nüfus cüzdanı tarihlerinden sıyırıp öyle anlayalım.  Bugünün gençliğini yolundan dönecek zannedenler namına esef duyuyoruz.” 

 

Gerçekten de gençliğine inanmış, onun getirdiği düşünme, kavrama ve yazma biçimlerini önemsemiş, bunun meşruiyeti için mücadele etmiş ve en önemlisi yaşanılan çağı anlayan, onu yanıtlayan edebi bir üsluba sarılırken Yahya Kemal gibi büyük kalemlerin mirasını da yadsımamış bir şair Özdemir Asaf. İlkyaz olarak bu sayımızda Özdemir Asaf’ın 20 yaşında “Özdemir Özdem” adıyla kaleme aldığı1943 yılında Yedigün dergisinde yayımlanan “Sularda Rüzgâr” başlıklı şiirini sizlere sunuyor; şairin mücadele dolu hikayesinin, sizlerin hikayesine güç ve umut katmasını diliyoruz!  

 

SULARDA RÜZGÂR 

Denizin koynundaki renklerin titremesi  

Gölgeleri kaldırdı sakin uykularından.  

Bu gecenin en güzel dekoru sularından  

Aksetti kıyılara sarı bir mevsim nağmesi  

 

Bir mabedi andırdı ağaçlı yarımada  

Bir muazzam mabet ki, duvarları ufuklar  

Ve en munis duayı suya üfleyen rüzgâr  

Gecenin kulağına sesler fısıldamada. 

 

Özdemir Özdem, 1943, Yedigün 

 

  

REFERANSLAR: 

  1. ÖZDEMİR ASAF (ŞAİR, HİKAYE YAZARI ve DENEMECİ OLARAK) Gökay DURMUŞ, Atatürk Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Doktora Tezi.  
  1. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, tarafından hazırlanan Bir Usta Bir Dünya: Özdemir Asaf Sergi Arşivi 

Bunları da Sevebilirsiniz

Yeryüzünün bilinmeyen bir noktacığında sayısı belirsiz apartman birbirlerine yaslanmış, yılların keder ve sıkılganlığını bu sayede taşıyabiliyorlardı. Söz gelimi; içlerinden birinin kılına zarar gelecek olsa topyekûn yerle yeksan olacak kadar bağlıydılar birbirlerine. İşte bu hakikatli sokağa bakan yüzlerce loş, rutubetli dairenin birinde, bir masa düzlüğündeki kalçalarını gizleyebilecek kadar sık ve uzun saçlarını tarayan bir kız yaşardı. …

0 157
Share

Edebiyat: İmgesu Ünal – Sedat’ın Simitleri Hayatın Neresinde? / Where do Sedat’s Sımıts Stand ın Lıfe?/ Где в жизни место для симитов Седата? Sabah ezanıyla bir güne daha uyandı. Geceden uykusunu alamamış olacak, aynı anda binlerce defa uyandı. Lanet ederek. Müezzin, sesinin en yüksek tınısıyla bir güne daha şükrediyordu. Sedat şükretmiyordu. Kabahati durmadan yüzüne vurulan …

0 216
Share

Haber: ERKAN AKTUĞ 2006 RADİKAL “Bir şair tanınınca kolaylıkla oynamaya başlayabilir. Onda oyun yok. Öfkeli olduğu için öfkeli, hırçın olduğu için hırçın. Çünkü hep risk altında, hem şiirinde hem de yaşamında.” İSTANBUL – “Bir şair tanınınca kolaylıkla oynamaya başlayabilir. Onda oyun yok. Öfkeli olduğu için öfkeli, hırçın olduğu için hırçın. Çünkü hep risk altında, hem şiirinde …

0 14
Share
Önceki / Previous Tragedya / Tragedy
Sonraki / Next İlkyaz'ın Yeni Yazıları Yayında!