TÜRKÇE

 

Bir diktatör trampetten şiir okursa halkına
O gece ışıklar açık yatalım sevgilim
Tankları düğün arabasına çevirip
Orta Doğunun beline
Kırmızı kurdeleyi bağlayalım
Hem para filan da istemez
Petrolden şampanyalar patlatalım
Dünyayı sarhoş eden bu illetin tadına bakalım
Ben esir düşmüş kadınları takarım koluna bilezik diye
Sen de kıyıya vurmuş çocukların cesedini tak sineme
Yeryüzünün tüm acıları iç içedir sevgilim
Bugün bana dokunmayan yılan
Şimdi vicdanımı yarın ise kanımı emebilir
Tüm insanlar siyahın tonlarıyla bezeli
Tüm diller dilsizliğin lehçesi
Ve elbette uzun bir bakış bitirir içimizdeki kini
Dedim ya sevgilim
Bir diktatör trampetten şiir okursa halkına
Halkalar oluşturalım yan yana
Zaten sonsuz bir kümenin içindeyiz
Yok alt kümemiz
Ozon tabakası bile delinir
Buzullar erir
bir otele yer açacak kadar ormandan alevler yükselir
Ama bitmez yeryüzünün laneti
Gökten peygamber bile düşse durduramaz kanın götürdüğü gövdeyi
Bazen diyorum ki
toplu bir sevişme merasimi dünyayı düzeltebilir
Sonra Azrail düşüyor aklıma
Ve gözlerim takılıyor resmî gazetedeki ölüm ilanına

ENGLISH
Translated with the author’s approval by Ege Dündar,

If a dictator recites poetry to his folk from a trumpet
That night, let’s sleep with the lights on my beloved
Let’s turn tanks into a wedding procession
And tie a red ribbons to Middle East’s waist
It’s not so pricy anyhow
Let’s pop bottles of petrol champagne
and get a taste this malady intoxicating the world
I will wear captured women as bracelets on your arm
And you pin the bodies of children washed up ashore on my heart
All the pains of earth are intermingled my beloved
The sleeping dogs who lie today
Can suck out my conscience today and tomorrow my blood
All people are covered with shades of black
All languages a dialect of mutism
And of course, a prolonged look would end the grudge held within
As I said my beloved
If a dictator recites poems to his folk from a trumpet
Let’s makerings side by side
We are inside infinite clusters anyhow
Without subsets,
Even the ozone layer can be punctured
The ice glaciers molten
Flames arisen from a forest, large enough for a hotel,
Yet earth’s curse won’t cease
Even a prophet landed from the skies
To stop the blood bath it won’t suffice,
Sometimes I say
A collective, ceremonial love making would fix up the world
Then the grim reaper comes to mind
And my eyes get fixated to the notices of death,
On the official gazette.
*Müezzin: a man who calls Muslims to prayer from the minaret of a mosque.

 

 

Bunları da Sevebilirsiniz

Türk şiirindeki eski yapıyı tümüyle değiştirerek sokağın dilini şiirin diline taşıyan Orhan Veli Kanık 1914 yılında İstanbul’da doğdu. Onun edebiyata olan merakı ilkokul sıralarında başladı. Bu dönemde Çocuk Dünyası isimli dergide bir hikâyesi basıldı. Ortaokulun yedinci sınıfındayken Oktay Rifat Horozcu ile tanıştı. Birkaç yıl sonra ise bir müsamere sırasında halkevinde Melih Cevdet Anday ile arkadaş oldu.  Üniversite yıllarında …

Share

For September we reached out to Salil Tripathi, a well known and writer and journalist. He prepared a reading list for young writers, here we go! My first language, or mother tongue, is Gujarati, spoken widely in western India. I read many books in Gujarati as a child, including translations of novels and poetry from …

Share

Bu kaçıncı hicran saymadım bile Nicedir yatmadım tebessüm ile Ne geceyi günden ayırabildim Ne canımı tenden ayırabildim “Nerden bu ızdırap, bu keder?” deme! Geçmişin gölgesi çöktü üstüme. Bir ağaç, bir masa; her şey bir anı… Dostunu geçtiği yollardan tanı. Bir gece yarısı, sohbetin dibi… Gündüzün derdinden sıyrılır gibi… Gelecek kaygısı, az biraz para… Mutlu bir …

Share
Önceki / Previous Bob Dylan'ı, Ruhi Su'yu, Can Yücel'i "Esen Yel Bilir”
Sonraki / Next ÜLKÜ TAMER VE 17 YAŞINDA YAZDIĞI İLK ŞİİRİ: DÜNYA’NIN BİR KÖŞESİNDEN LUCİA