Nobel ödülü gerekçesine ek yapmak gerek muhalif ve politik dönemlerindeki eserleriyle dünyanın değişik coğrafyalarında bir çok insanı etkilemiş bir sanatçıdır Bob Dylan…

 

2016 Nobel Edebiyat Ödülü Bob Dylan’a verildi. 13 Ekim’de yapılan açıklamada Nobel Akademisi gerekçede “Amerikan şarkı geleneğine yeni ve şiirsel bir ifade tarzı getirdi” diyordu. Nobel tercihi ilk başta bir şaşkınlık yarattı çünkü edebiyat ödülü müzisyen yönüyle bilinen bir isme verilmişti. Ardından Dylan’ın şarkı sözlerinin edebi değeri üzerine yapılan yorumlarla aslında isabetli bir seçim olduğu konuşulur oldu. Ödülün ardından bugün 75 yaşında olan Dylan yeniden gündem oldu. Aslında birçoğumuz için 60’lı yıllarda muhalif duruşu ile zirveye çıkmıştı. 70’lerin ortalarından 90’lara kadar süren arayış dönemini es geçersek her zaman “derdi” olan, “sözü” olan bir sanatçı oldu.

Nobel ödülü gerekçesine ek yapmak gerek muhalif ve politik dönemlerindeki eserleriyle dünyanın değişik coğrafyalarında bir çok insanı etkilemiş bir sanatçıdır Bob Dylan…

Bunlardan biri Derya Bengi’nin bianet’teki söyleşide hatırlattığı üzere Ruhi Su’dur. “Blowin in the Wind”i Türkçe söylemiş Ruhi Su, şiiri Türkçeleştiren ise Sabahattin Eyüboğlu.

Ve Can Yücel

Murat Meriç ekliyor:

“Sadece Elvis tarafından değil, dünyanın her yerinde farklı dillerde pek çok şarkıcı ve toplulukça söylendi bu şarkı; Türkçe de bu dillerden biri. Ruhi Su, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirisiyle ve saz eşliğinde söyledi “Blowin’ in the Wind”i. Farklı bir çeviri, Can Yücel tarafından yapıldı ve “Her Boydan / Dünya Şiirlerinden Seçmeler” adıyla yayımlanan, 1959 tarihli derlemeyle okuyucuya ulaştı. Bilgesu Erenus ve Sevinç Eratalay, şarkıyı, bu çeviriyi baz alarak Türkçe söyledi.”

Sabahattin Eyüboğlu çevirisi

Esen Yel Bilir 

Ne kadar yol aldı bu insan, kimbilir

Daha ne kadar yolu var

Bu beyaz güvercin kıyıya varmadan

Ne dağlar, denizler aşacak

Bu toplar, ne zaman susacak, kimbilir

Bunları kime sormalı

 

Esen yel bilir, esen yel bunu

Esen yellere sor bunu.

Esen yel bilir dost, esen yel bunu

Esen yellere sor bunu.

(“Beydağı’nın Başı” albümünün 11. Parçası)

Can Yücel çevirisi

Cevabı Esen Rüzgarda

daha kaç köyden sürülsün insan

adam oluncaya dek?

daha kaç derya dolaşsın martı

bulsam diye bir tünek?

daha kaç toptan atılsın gülle

harp toptan kalkıncaya dek?

cevabı, dostum, rüzgârda bunun,

cevabı esen rüzgârda.

 

daha kaç yıl kök salsın ağaç

bahar açıncaya dek?

daha kaç yıl kök söksün bu halk

yerin bulsun diye hak?

daha kaç aydın ışığı görüp

görmezlikten gelecek?

cevabı, dostum, rüzgârda bunun,

cevabı esen rüzgârda.

 

daha kaç can canından geçecek

cana yetinceye dek?

daha kaç el boş açılsın göğe

göğermedikçe yürek?

daha kaç teller kopsun sazlardan

bu ses duyuluncaya dek?

cevabı, dostum, rüzgârda bunun,

cevabı esen rüzgârda.

(HK)

Haluk Kalafat

Gazeteci. Üniversite yıllarında Abra ve Patika adlı dergilerin yayınlanma süreçlerinde yer aldı. Bir süre Sol Yayınları’nda editörlük yaptı. Gazeteciliğe GazetePazar’da başladı; ardından Hürriyet gazetesinde çalıştı. Daha sonra Habertürk – Yarın gazetesi, Picus Edebiyat Dergisi’nde, Sabah ve Habertürk dergi gruplarında çalıştı. ODTÜ, Siyaset Bilimi mezunu. 2011 – 2019 yılları arasında bianet haber sitesinde eş yayın yönetmeni olarak çalıştı

Bunları da Sevebilirsiniz

NEFİSE, 13 YEARS OLD, A FINAL YEAR STUDENT AT SECONDARY SCHOOL    “Well, I sometimes find life becoming difficult for me, like when I am preparing for an important examination. I feel as if the excitement of it is engulfing my entire body, like an overwhelming heat is coming upon me. I panic a lot …

Share

  “ Özel ülke 7 yaş öğrencileri  Özel ülke 7 yaş öğrencileri  Özel ülke 7 yaş öğrencileri Derse başlanmadan önce Özel Ülke’nin kurallarını dikkatle dinlemeniz gerekmektedir:   Özel Ülke’nin Özel Kuralları Özel Ülke vatandaşları özel oldukları için, diğer ülkelerin vatandaşları ile iletişim kurmamalıdırlar. Özel ülke 15-200 yaş arası genç vatandaşları her yıl 15 Eylül tarihinde …

Share

Gölgelerin bile kaçacak yer aradığı sarı sıcak bir öğle… Güneşin çatırtısını duyurduğu, toprağın bin yerinden yarıldığı, aman billah vermez bir yaz günü… Kuştünek Köyü’nde insanların yarısı; çoluk çocuk, yaşlı, kadın, sakat-sağlam dışarıda, diğer yarısıysa cehennem sıcağına rağmen kapı-pencere örtük, havasız evlerinde birer ölü gibi kıpırtısız ve ölü grisi benizleriyle beklemekte. Köyün iki yarısı da korku dolu… Kendini evden dışarı atan da …

Share
Önceki / Previous Poem of the week: Before It Is All Gone by Ifigenija Simonović
Sonraki / Next Bir Müezzinin Güncesi / The Diary Of A Müezzin