Doğu


Ev sıcak olunca dışarıyı da öyle sanıyor insan,
İncecik giyinip, inmeye başlıyorum apartman merdivenlerini,
En sevdiğim melodi yok kulaklarımda,
Mırıldandığım sözcükler yok,
Ben yokum.
Kırmızı atkımı sarıp boğdum kendimi,
Haber veremedim affet,
Sen, çıkaramadığın tencerenin kiriyle meşguldün –yüzünü dönmedin-
Sev beni,
Büyütemediğim çiçekler için özür dilerim,
Kendi kökümü sulamakla meşguldüm,
Affet –yüzümü dönemedim-
Dedim en çok Temmuz yakışıyor yüzüne
Ama senin rengin mavi,
Dinlediğin hüznün kuşlarının rengi de mavi,
Sana hediye edilen şairin kelimeleri de..
Parmakların yine doğruya yönelmiş yazıyor,
Sen!
Canına okunmuşların sesi!
Duy beni!
Tüm yeryüzü vicdanın ve kalbinle kurtulabilirdi oysa,
Kendini yanında durmaya adadığın yeşille ve hakla,
Kaç çocuğun top oynayamadığı betonu yeşertir ellerin, omuzların,
İzin ver,
Dinozorların tek tek söküldüğü o şehirde bahsedeyim senden,
“Bizim gemimiz” diyeyim “sensin!”
Lenin’in yana yatmış heykelini taşıyan gemi,
“Bizim gemimiz!”
Olanca heybetinle boyun kadar ağaçların gölgesinde kaybolamayan yine sen,
Makul duruşların, kendinden emin, tarafını belli eden olgun buğday saçların,
Unutulmuş, kırılmış, istila edilmiş koskoca bir coğrafya senin adın,
Hakkı yenilmiş, çocukları üzülmüş koskoca bir coğrafya,
Doğu,
Bil beni..

Bunları da Sevebilirsiniz

Ankara: İyi kalpli üvey ana* 20’li yıllarda yayınlanan bir dergiden aldığım görselden de takip edilebileceği gibi, sağda görülen, frapan kıyafetli, açık tenli, Batılı bir çehreye sahip İstanbul iğdiş edici, eril iktidarı sarsacak ve edilginleştirici ama aynı zamanda cezbedici bir femme fatal figürü olarak tasvir ediliyordu. Ankara ise Anadolu’yu temsilen mazbut görünümlü, geleneksel bir kıyafet içinde, …

Share

Kanadı kırılmış bir kuş Ölümden beter hali Toprağa tutsak olmuş Aklı kalbi gökte… Diğerleri süzülmenin verdiği huzurdan söz edecekler Sanki hiç yan yana olmamışlar gibi… yukarıdan bakıcaklar Gözü hep yüksekte olucak, Başı hep yukarıda.. denizdeki yansımanın güzelliğini anlatacaklar Sanki O hiç görmemiş gibi Ve o dinleyecek Hiç uçmamış gibi

Share

Dua Eden Eller’in tek renk olması (monokrom) sanatçının fazla renk kullanmadan, doğrudan Tanrı’ya yönelişin mistik atmosferini öne çıkarmak istemesidir. Albrecht Dürer 1455’te Almanya’nın Nürnberg kentinde dünyaya gelmiştir. Aynı adı taşıyan babası (Albrecht) yıllar önce Macaristan’dan buraya göç etmiştir. Söz konusu dönemde, Almanya’nın genelinde sosyo-ekonomik koşullar nedeniyle, ticaret yapmada ve mal üretmede ciddi sorunlar yaşamıştır. Dürer ailesi …

Share
Önceki / Previous Sine
Sonraki / Next İlkyaz's New Issue Is Lıve!