Doğu


Ev sıcak olunca dışarıyı da öyle sanıyor insan,
İncecik giyinip, inmeye başlıyorum apartman merdivenlerini,
En sevdiğim melodi yok kulaklarımda,
Mırıldandığım sözcükler yok,
Ben yokum.
Kırmızı atkımı sarıp boğdum kendimi,
Haber veremedim affet,
Sen, çıkaramadığın tencerenin kiriyle meşguldün –yüzünü dönmedin-
Sev beni,
Büyütemediğim çiçekler için özür dilerim,
Kendi kökümü sulamakla meşguldüm,
Affet –yüzümü dönemedim-
Dedim en çok Temmuz yakışıyor yüzüne
Ama senin rengin mavi,
Dinlediğin hüznün kuşlarının rengi de mavi,
Sana hediye edilen şairin kelimeleri de..
Parmakların yine doğruya yönelmiş yazıyor,
Sen!
Canına okunmuşların sesi!
Duy beni!
Tüm yeryüzü vicdanın ve kalbinle kurtulabilirdi oysa,
Kendini yanında durmaya adadığın yeşille ve hakla,
Kaç çocuğun top oynayamadığı betonu yeşertir ellerin, omuzların,
İzin ver,
Dinozorların tek tek söküldüğü o şehirde bahsedeyim senden,
“Bizim gemimiz” diyeyim “sensin!”
Lenin’in yana yatmış heykelini taşıyan gemi,
“Bizim gemimiz!”
Olanca heybetinle boyun kadar ağaçların gölgesinde kaybolamayan yine sen,
Makul duruşların, kendinden emin, tarafını belli eden olgun buğday saçların,
Unutulmuş, kırılmış, istila edilmiş koskoca bir coğrafya senin adın,
Hakkı yenilmiş, çocukları üzülmüş koskoca bir coğrafya,
Doğu,
Bil beni..

Önceki / Previous Sine
Sonraki / Next İlkyaz's New Issue Is Lıve!