Sine


Kızmamam gerektiğini anladım zamanla.
Ne kurda ne kuşa ne dosta.
Ne de yüzünde yas ile aynada dikilmekte olana.
Dünya değişti,
Ve bizim artık üç tekerlekli bisikletlerimiz yok.
Dünya değişti,
Ve hastalanınca alına konulan mendiller artık yok.
Telaş etmiyorum.
Oldukça sakinim.
Sadece soluklanmak için hiç vaktim olmadı.
Sanki herkes zırhlanmış ama benim sırtımda yünden bir battaniye var.
Sanırım alışmam gerek ‘dostların’ arasında silahla dolaşmaya.
Kızmamam gerektiğini anladım zamanla.
Ne süte ne bala ne ekmek ufağına.
Ne de saat başı cebindeki bıçağı yoklayan ‘arkadaşıma’
Dünya değişti.
Ve ışığı kapatınca hızla koşmamıza gerek yok.
Dünya değişti.
Ve uf olan yerlerimizi üfleyenler artık yok.
Telaş etmiyorum.
Oldukça sakinim.
Sadece merak ediyorum, mermi dolu yastıklarda rahat uyuyorlar mı?
Çünkü ben yıllarca karanlıkta gölgemi aradım ve ayaklarımla suyu itmeye çalıştım.
Cennetle cehennem arasının ise birkaç günah olduğuna inandım.
Ama nasıl unuturum her daim elime batan kıymıkları?
Belki de bunu yara bandı çeker gibi yapmalı.

Önceki / Previous Duvarların Ardındaki Deniz
Sonraki / Next Doğu