TÜRKÇE

Öyle derler. Böyle derler.
Sizi sever, belki hiç sevmezler.
Işığınızla yıkanır, karanlığınızda boğulurlar.
Susmazlar.
Durmak için, nefes almak için, olmak için, ölmek için
Hiç susmazlar.
Çok yarımlar ama bilmezler tamamlanmamışlıklarını.

– Siyah bir kuğuyum delirten beyazlığın ortasında, cihanı saklamış kanatlarının altında.

Çizerler üzerinizi.
Jiletle kazırcasına silerler isminizi pamuk gibi yumuşacık kağıtlardan
Kalemlerin ucundan irin dolu sıvılar damlar, tutup da bir daha yazamazsınız.

– Ak topuğunu düşmanına bile isteye uzatan bir Aşil.

Toprağın içinde çürümüş ve kokuşmuş
Üstünüze yıkılacağı anı kollayan sinsi ağaçlara benzerler.

– Zeytin yapraklarından taçlar var altın kafalarda. Toprağa kök salmaktan sıkılan bir Defneyim, Apollo ile sevişmeye sonunda razı geldim.

Öfkeliler çocukluğunuza, çocuğunuza, binbir emekle yetiştirdiğiniz çiçeklerinize, yeminlerinize,
güneşe çıkışınıza, geceye soyunuşunuza
Adet kanınıza, erkeklik yaranıza, terinize, meninize, saklanmayıp da gözünüzden akan yaşınıza.

– Kaos, infial. Niçin sevmiyorsunuz beni?

Bıraksanız ağızlarında katur kutur ciğneyip tükürecekler
Gençliğinizi, saçınızdaki beyazı, ağrıyan yerlerinizi, dualarınız, kusurlarınızı, korkmamanızı,
olduğunuz gibi ortada olmanızı, utanmamanızı…
Bırakmayın!
Susuyorsunuz efendim kulak kanatan bir suskunlukla.

– Ne desem sulayamıyorum çorak topraklarınızı…

Susmayın!

ENGLISH

They say this. They say that.

They love you or they never do.

They bathe in your luminance, drown in your darkness.

They never keep quiet.

To stop, to breathe, to be, to die

They never keep quiet.

They are halves but they aren’t aware of how incomplete they are.

-I am a black swan in this maddening luminance, universe is hidden under my wings.

They will cross you over.

They will cross over and scrape your name with a razor from cotton soft papers.

Pus will drop from the tip of the pen, you can’t write again.

-Achilleus offers his healthy heel to his enemy.

Rotten and putrid beneath the soil

They resemble sneaky trees waiting to collapse on you.

-Crowns of olive branches and gold are seen. I am Daphne, tired of stretching my roots beneath the soil. I give in, at last, I am ready to make love to Apollo.

They are mad to you childhood, your child, the flowers you grew with great exertion, you wows, the way you welcome the sun, how you undress for the night

Your period blood, your circumcision, your sweat, your sperm, your unhidden tears.

-Chaos, indignance. Why don’t you love me?

 

If you let go, they will gurgle and spit from their mouths

Your youth, the white in your hair, the ache in your body, your prayers, your faults, your courage, the way you are, how you are not shy…

Don’t let go!

You keep silent sir, and ear bleeding silence.

-I can’t water your soil, no matter what I say…

Don’t keep silent!

Bunları da Sevebilirsiniz

Based on this New Yorker piece by Richard Brody. Listed in chronological order and includes short and feature-length documentaries. https://letterboxd.com/crew/list/the-new-yorkers-62-films-that-shaped-the/

Share

Source: Poetry Foundation   As far as I was aware, I was not a bird lover. There was an incident with a budgie at preschool, for which I was expelled, and I remember drunken attempts to shoot sparrows when I was a teenager. But a few years back I became interested in Edward Lear, and Lear …

Share

Geçenlerde İngiliz (Britanya) işçi sınıfının “anti-klerikal” geleneğinden söz etmiştim. Devamını getirmeye niyetim vardı ama araya başka konular, sorunlar girdi, getiremedim. Bugün buna devam edeyim, diyorum. Batı’da kapitalist düzen yayılır, yerleşirken işçi sınıfı da aşağı yukarı yoktan varoldu. Zadegân, topraklarını otlağa çevirip köylülerini kovdu. Binlerce kişi, nereye gideceklerini bilmeden yollara düştü. Kuzey İngiltere’nin sanayi kentlerini (Manchester …

Share
Önceki / Previous İNCİ ARAL VE İLK ÖYKÜSÜ “HAZİRANLARDA”
Sonraki / Next Sev Beni