Source: Poets.org

 

I am much too alone in this world, yet not alone
    enough
to truly consecrate the hour.
I am much too small in this world, yet not small
    enough
to be to you just object and thing,
dark and smart.
I want my free will and want it accompanying
the path which leads to action;
and want during times that beg questions,
where something is up,
to be among those in the know,
or else be alone.

I want to mirror your image to its fullest perfection,
never be blind or too old
to uphold your weighty wavering reflection.
I want to unfold.
Nowhere I wish to stay crooked, bent;
for there I would be dishonest, untrue.
I want my conscience to be
true before you;
want to describe myself like a picture I observed
for a long time, one close up,
like a new word I learned and embraced,
like the everday jug,
like my mother’s face,
like a ship that carried me along
through the deadliest storm.

English translation, translator’s introduction, and translator’s notes copyright © 2001 by Annemarie S. Kidder.

About the author: Rainer Maria Rilke

On December 4, 1875, Rainer Maria Rilke was born in Prague. His parents placed him in military school with the desire that he become an officer—a position Rilke was not inclined to hold. With the help of his uncle, who realized that Rilke was a highly gifted child, Rilke left the military academy and entered a German preparatory school. By the time he enrolled in Charles University in Prague in 1895, he knew that he would pursue a literary career: he had already published his first volume of poetry, Leben und Lieder, the previous year. At the turn of 1895-1896, Rilke published his second collection, Larenopfer (Sacrifice to the Lares). A third collection, Traumgekrönt (Dream-Crowned) followed in 1896. That same year, Rilke decided to leave the university for Munich, Germany, and later made his first trip to Italy.

In 1897, Rilke went to Russia, a trip that would prove to be a milestone in Rilke’s life, and which marked the true beginning of his early serious works. While there the young poet met Tolstoy, whose influence is seen in Das Buch vom lieben Gott und anderes (Stories of God), and Leonid Pasternak, the nine-year-old Boris’s father. At Worpswede, where Rilke lived for a time, he met and married Clara Westhoff, who had been a pupil of Rodin. In 1902 he became the friend, and for a time the secretary, of Rodin, and it was during his twelve-year Paris residence that Rilke enjoyed his greatest poetic activity. His first great work, Das Stunden Buch (The Book of Hours), appeared in 1905, followed in 1907 by Neue Gedichte (New Poems) and Die Aufzeichnungen des Malte Laurids Brigge (The Notebooks of Malte Laurids Brigge). Rilke would continue to travel throughout his lifetime; to Italy, Spain and Egypt among many other places, but Paris would serve as the geographic center of his life, where he first began to develop a new style of lyrical poetry, influenced by the visual arts.

When World War I broke out, Rilke was obliged to leave France and during the war he lived in Munich. In 1919, he went to Switzerland where he spent the last years of his life. It was here that he wrote his last two works, the Duino Elegies (1923) and the Sonnets to Orpheus (1923). He died of leukemia on December 29, 1926. At the time of his death his work was intensely admired by many leading European artists, but was almost unknown to the general reading public. His reputation has grown steadily since his death, and he has come to be universally regarded as a master of verse.

Bunları da Sevebilirsiniz

Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907’de Gümülcine’de doğdu. Yedi yaşına geldiğinde eğitim hayatı Füyûzâtı Osmâniye Mektebi’nde başladı. Zabit olan babası Ali Selahattin Bey’in tayininin Çanakkale’ye çıkmasıyla birlikte ailecek taşındılar. Eğitimine Edremit İptidaî Mektebi’nde devam etti. Okulu bitirip İstanbul’a dayısının yanına dönen Sabahattin Ali bir yıl dayısıyla yaşadıktan sonra 1922-1923 ders yılında Balıkesir Muallim Mektebi’ne kaydoldu. Şiir …

Share

İlkyazıları: Charles Baudelaire ve Kötülüğün Çiçekleri    Baudelaire’in Emile Deroy (1920-1846) tarafından 1844’te çizilen portresi.  Ünlü Fransız yazar Charles Baudelaire 9 Nisan, 1821’de Paris’te doğmuştur. 1857’de yayımlanan Kötülük Çiçekleri’nin yanı sıra, Avrupa’ya tanıttığı Poe çevirileri ve eleştirel yazılarıyla da19. yüzyılda edebiyatı yenileyen en önemli modern ustalardan biridir.   İlk eseri olan Salon de 1845′i 24 yaşında, Baudelaire Dufaÿs adı altında yayımlamıştır. Yalnızca 500 kopyası basılan bu kitabın çoğu kopyasının yok edildiği şair Champfleury tarafından iddia edilmiştir. Edebiyat sahnesine bir giriş olarak Baudelaire’in bu ilk kitabı bir şölen raporu gibidir.Diderot ve Paris’in ünlü salonlarının etkisin üzerine genç ve  hırslı yazar yaşıtlarına kendi estetiğini tanıtarak, şiirsel bir manifesto tadında bir eser ortaya  çıkarır.   Kitabın bir kısmına buradan ulaşabilir, tamamı buradan satın alabilirsiniz.    Yazarı asıl üne kavuşturacak olan eser ise 1845’te yani Baudelaire 35 yaşındayken yayımlanan Les Fleurs du Mal  yani Kötülük Çiçekleri olacaktır.   Baudelaire’in annesinden 30 yaş büyük olan babası şair altı yaşındayken ölür. Yazar annesine olan yakınlığıyla bilinir (ilişkileri yazarın yaşamından sonra ortaya çıkan mektuplarında belgelenmişir)   Lyon’da eğitim gören Baudelaire,14 yaşında bir askeri okula gönderilir. Mezuniyetinden kısa bir süre önce derste arkadaşı tarafından kendisine verilen bir notu göstermeyi reddettiği için okuldan atılır. O zamanki bir sınıf arkadaşı tarafından “aramızdaki öğrencilerden çok daha has ve güzide”* olmasıyla hatırlanacaktır.Sonraki iki yılını Paris’in Latin bölgesinde yazarlık kariyeriyle cebelleşip borçlanarak geçirmiştir.    1839’da sonunda diplomasını aldıktan sonra, erkek kardeşine “Hiçbirşeyle meşgalem yokmuş gibi hissediyorum”*der. Üvey babasının kendisine biçtiği hukuk veya diploması alanları yerine Baudelaire edebi bir  kariyer kovalamayı seçer. Annesi yıllar sonra bu etkiyi şu sözlerle hatırlayacaktır: “Ah, bin kunduz! Charles kendisini üvey babasının rehberliğine bıraksaydı kariyeri bambaşka olurdu. Edebiyatta bir ismi   kalmazdı, bu doğru, fakat belki üçümüz de daha mutlu olabilirdik.”*   Üvey babası miskinliğinden ötürü Baudelaire’i 1841 yılında yani 20 yaşında Kalkutta Hindistan’a bir yolculuğa gönderir. Yolculuk süresince tanıklık ettiği deniz, yelkencilik ve limanlar ileride şiirlerinde sıklıkla yer alacaktır. Fakat Hindistan’a ulaşamadan 1842’de Paris’e döner ve Kötülük Çiçeklerinin ilk şiirlerini yazmaya başlar. Eline yüklü bir miras parası geçer fakat birkaç sene içerisinde çabucak çarçur eder. Ailesi 1944’te açtıkları bir davayı kazanarak mahkeme kararıyla Baudelaire’e finansal işlerini kontrol etmesi için bir avukat atamayı başarır ve hayatının sonuna dek cep harçlığını bu avukattan alacaktır.     Gelirini arttırmak için Baudelaire birçok dergiye sanat eleştirisi, denemeler ve izlenimler yazmıştır. 1854’te Edgar Allan Poe’nun şiirlerini Fransızca’ya çeviren yazar, Poe hakkında “ikiz ruhum“* demiştir.        Kitabın hangi şiirlerini diğerlerinden önce yazdığını öğrenemesek de 20 yaşında başlayıp, 35 yaşında yayımladığını ve JeanneDuval adlı bir kadına aşık olduktan sonra “Kara Venüs” isimli kısmını tamamladığını biliyoruz. Sizinle de bu kısımdan bir şiirinin çevirisini paylaşmak istedik.İngilizce’den çevirisini ben yani Ege Dündar Fransızca’dan doğrulamasını ise Danışma Kurulu Üyemiz Halil Gediz gerçekleştirdi.                    …

Share

Sonsuz mermerler odası soğukluğunda artık Bir ben, bir de tüm haşmetiyle Vakti katılaşmış o melek kaldı. Damalı zeminlerde yuvarlanır, Bir beyaz, bir siyah olurdum. Gülerdik beyaz olduğumda, Orkide kokuları sandala karışır, Sonra bir de mest olurdum neşeden. Siyah olmak zor değildi, Ya da kötü, Hüzün yağmurları çiselerdi yalnız tavandan, Tablolar kaçışır, balkona sığınırdı. Öylece griye …

Share
Önceki / Previous Jacques Lacan Louevain Konferansı
Sonraki / Next Caitlin Moran on Fighting the Cowardice of Cynicism