Parlama batıdan doğacaksan
Tersine güneş
Nemesis bizi yiyecek
Kaçın dünyalılar dünyadan
Parlamaz doğunun açık avucu yoksa
Doğrudan aç karanlık
Bize mi kaldı renkler, istemeyiz
Dilerseniz çağıralım siyahı
Bu kadar aymaz olmamalı
Sonsuz minnet kırmızı cüceye
Varlığın renkli halinden memnun olmasak da

Bilmek gerek
Yokluğun ne karanlığı var
Ne de rengi
Yokluk
Renksiz, tatsız, kokusuz, dokusuz
Zamansız, hareketsiz, boyutsuz
Başsız, yapraksız, pençesiz
Çiçeksiz ve silahsız
Sessiz ve bensiz
Hissiz ve sensiz
İyisi mi dön dur sen de
Bizim gibi
Dön dur etrafında başka yıldızın
Yörüngesinde ve karanlık

Bunları da Sevebilirsiniz

Uzaklardan gelecek olanlar var. Yakamozlarda çoğalıp, Şafaklar sökerken yola çıkanlar var. Uzak diyarlardan göç edip, Kilometrelerce yol aşanlar var. Ellerinde keskin kılıçlar yahut mızraklar ile, Bizlere doğru ilerleyenler var. Korkusuzca adım atanlar, Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar var. Ellerinde gitar ile polislere yürüyenler var, Cesaretle bağıranlar da. Uzaklardan gelecek olan yolcular var, Dağları aşanlar… Yüreklerindeki ateşleri …

Share

Geleceğin şiiri nasıl bir şiir olacak; ilk bakışta yadırgatıcı bir soru… Öyle ki, şiirin tarihi, birtakım biçimsel deneylerin ve değişimlerin tarihi olarak düşünülürse, böyle bir soru için gereksizdir bile denebilir. Çünkü salt biçimsel çabalara dayanan, temel öğelerini toplumsal verilerden almayan, yerellikten uzak, çağdaş sorunlara yabancı, köksüz, yapay şiir akımları, çoğu kez beklenmedik bir biçimde çıkabilirler …

Share

İnsanlar ilk yaratıldığından beridir, hep bir kavga hep bir ayrım yapıldı. Adem’in oğulları birbirini öldürdü, Peygamber torunları’nın canına savaşta kıyıldı. Bu dünya var olduğundan beridir insan insana kıymaya hep devam etti. Bunlar olmaya devam ederken başkaları ise hep güçsüzleri ezdi, onların istedikleri her şeyi ellerinden alıp kendi istediklerini yaptırdı. Doğan kim büyükse kendi doğrusunu yazdı …

Share
Önceki / Previous Yoksun
Sonraki / Next DÜŞ(ü)M(deki)ANLAR