,
Samanyolu içimde olmasaydı onu nasıl görecek ya da bilecektim? İsterdim kırmızılıkta
kaybolup bir göktaşının en küçük tanesi kadar galaksiler arasında dolaşıp kendimi bilinmeyen
bir gezegenin ortasında bulmayı. Uzayda seyahat imkanı sağlayan kanatlarımla Mars’ı
dolaşıyorum. Evet hayalimde Mars’tayım ben hayalimde Marslı. Ona olan sevgime bütün
gezenler sığabilirdi. Haksızlığa uğrayıp gezegenlikten çıkarılan Plüton bile.
Mars’tayım. Saatlerin ve mevsimlerin yer değiştirecek kumu tutsak edecek kum saatlerinin
olmadığı bir yerdeyim. Kızıl gezegendeyim. Doğumunda kızıl batışında masmavi olan
gezegen. Orada mıydım gerçekten? Dokunuyor muydum ellerimle yerinin yüzüne?
Görebiliyor muydum bana olan gülümsemesini?
Üzerimde bir kapsül tulumu var, yürüyorum. Bir çocuğun ilk defa adım atmaya başladığı
heyecanla sürekli düşüyorum ve bu bana mutluluk veriyordu. Etrafımda uçuşan UFO’lara
bakamıyordum, gözlerim kamaşıyordu. İnsan hayallerinde ağlar mı? Mars’ta olduğum için
gözyaşlarım kırmızı bir bulut gibi damlıyordu. Her bir tanesi yüreğime değen karın eriyip
geçtiği bir ürperişti. Anlıyorum. Tıpkı koyu sislerin arasından tebessüm eden taze bir güneşin
pırıltıları gibi gülümsüyordu. Geziyordum, adını kimsenin koymak istemediği gezegende.
Kaybolmak istedim. Uzayın sonsuzluğunda sonsuza kadar.
Dışarısını yıldızlarla süslemiş gecenin mavisi üstünde bir dolunay manzarasıyla penceremin
kenarında usulca fısıldadı bir kuş “Belki bir gün” diye. Ardından söyledim ben de “Mars işte.
Hayallerimin son durağı.”

Bunları da Sevebilirsiniz

Diego Morales, Atwood Magazine An in-depth listen of the 1965 self-titled album by Jackson C. Frank, one of folk’s most brilliant and forgotten records. Listen: ‘Jackson C. Frank’ – Jackson C. Frank   In the field of creative endeavour, anything that can confuse us totally is generally given over to rejection or abject praise.” This quote appears …

Share

Bir süredir karımın neye benzediğini hatırlamıyorum. Hayır, kendisi ölmedi. Boşanıp uzun yıllar birbirimizi görmemiş de değiliz. Yani, henüz. Ayrıldığımızdan da pek emin değilim. Çünkü teorik olarak hâlâ aynı evde yaşıyoruz. Fakat son üç aydır aynı anda evde olsak da onunla hiçbir şekilde karşılaşmadığımızı söyleyebilirim. Şöyle ki; işten gelip evin kapısını açtığım zaman aynı anda yatak odası kapısının kapandığını ve arkadan kilitlendiğini duyuyorum ya da mutfağa girdiğimde aynı anda …

Share

Ben aslında Afrika’da bir aslanı uyandırmaktan Issız adadan yüzerek kaçamamaktan Kayıkla fırtınaya yakalanmaktan Dağa tırmanırken halat koparsa Bir kayaya çarpıp parçalanmaktan Korkmak istiyorum, henüz yaşarken Ama ben sadece Çayım sıcaksa dilim yanar diye Basamağı görmeyip düşersem bir de Kuşumu boğsa soğuk, öldüresiye Verdiğim su çiçeklere fazla gelirse Düşüncelerim bana ait değilse Diye korkuyorum Niye korkuyorum …

Share
Önceki / Previous Uçsuz Bucaksız - Gülce Gökçen
Sonraki / Next Palestinian Oscar-Nominated Short Film: The Present by Farah Nabulsi