Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; bu metni okurken kendinizi eleştirdiğim insanlardan üstün görmeyin. Bu metni okuyabiliyor ve anlayabiliyorsanız çok yüksek ihtimalle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşısınız. Ve bu deneme, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan-yaşamayan her Türk vatandaşı için geçerlidir. “Acaba Covid aşısını çıkaranlar için de geçerli mi bu söyledikleri?” deme ihtimalinizi göz önünde bulundurarak şimdiden söylüyorum: Evet, geçerli. Ben bir Türk vatandaşıyım ve benim için de geçerli. Çünkü ben kendini herkesten üstün gören, oldukça saf ama bir o kadar gururlu, aynı zamanda tembel bir bireyim. Herkesi, her şeyi yeriyorum ancak benim yapabildiğim herhangi somut bir şey yok, ve olmayacak da. 

Örneğin, özgürce ifade edebileceğim düşüncelerim ile Türk hükümetini eleştiriyorum ama çözüm olarak ne yapılabilir bilmiyorum.Ekonomi kötü diyorum ancak ekonomiyi düzeltebilecek yolların ne olduğunu bilmiyorum. Ekonomistleri eleştiriyorum ancak Ekonomi ne demek onu bile bilmiyorum. Burdan şu anlam çıkmasın : Herhangi bireyi savunmuyorum. 

Arkadaşlarımla oturduğum,kahve içtiğim bir masada siyaset konuşuluyorsa en iyi siyasetçi benim, Atatürk sevgimiz sorgulandığında en büyük Atatürkçü de benim.Ancak henüz İnkılap tarihini bilmiyorum bile. 1960 Türkiye’sinde neler oldu onu bile bilmiyorum ama dönemin siyasetçileri hakkında kulaktan dolma bilgileri öyle masalarda rahatlıkla kullanıyorum. Bir devrimciye dönemin taraflı gazetesi tarafından yapılan haber sebebiyle “banka soyguncusu” diyorum mesela. 

İdeolojim sorulduğunda “solcuyum” diyorum. Ancak aslında “Amed’de dünyaya geldim ve kökenim Kürt. Gizliden gizliye kendi kökenimin milliyetçiliğini yapmama rağmen bu belirtildiği zaman sert bir dille reddediyorum. 

Bir kez daha araya girmek isterim ki az önce yazdığım paragrafın yanlış anlaşılmasını,ırkçılıkla suçlanmasını kesinlikle istemem. Fark ettiyseniz ondan bir önceki paragrafta da sözde “milliyetçileri” eleştirdim. Elimden geldiği kadar objektif olmaya ve tüm kitlelere ne kadar kızgın olduğumu göstermeye çalışıyorum. Devam edelim. 

(Başlamadan; yüksek sesle, kadınlara ve kız çocuklara karşı herhangi şiddet, istismar olayına sonuna kadar karşı olduğumu belirterek) Feministim ben. Benim ideolojimin tanımı bastırılan ve hor görülen kadınların haklarının erkeklerle eşit olduğunu savunmak iken, ben kadınları erkeklerden üstün görüyorum, erkekler ölsün diyorum. Aynısını bir erkek söyleseydi ona püsküreceğim nefret aklıma gelmiyor tabii bunu söylerken. 

Ben ülkemizin yönetim sisteminin şeriat olmasından yana olan bir kadınım.Şeriatın ne demek olduğunu bana din hocam söyledi ve onun söylediklerine göre şeriat; dinimize en uygun, insanı mutlu eden, özgür kılan ve hakkı savunan bir yönetim biçimi. Ancak bunu 

komşumuz, Felsefe öğretmeni olan Asli hanıma sormadım. Hocama çok güvendiğim için onun söylevleri yeterli geldi. 

Ben Amerikan Emperyalizm’ine karşı bir bireyim. Bağımsızlığımızı kısıtladığını ve bizi sömürgeleştirdiğini düşünüyorum. Bu düşüncemi de Amerikan sosyal ağı olan Facebook, Twitter, Instagram üzerinden dile getiriyorum. Ve aldığım etkileşimler hoşuma gitmiyor değil(bu da işin kimsenin bilmediği kısmı). 

Ben eşcinsel bir bireyim. Ülkemde de bu düşüncenin özgür olmasını, aşkın cinsiyeti olmadığını savunuyorum. Ama savunmamı biraz abartıyorum çünkü rektör değiştiğinde protestoların amacından çıkmasına sebep olup haklı olan eylemi insanların gözünde “saçma” hale getiriyorum. Aşkımı her insan gibi kendim ve sevdiğimle yaşamak yerine bütün dünyanın duymasını istiyorum. Amacım kesinlikle ilgi çekmek değil. 

Ben popüler kültüre de karşıyım, ne o öyle çocuk gibi. Ama arada bir yeni çıkan “hit” şarkıları dinleyip eğlenceme bakıyorum tabii. Senelerce popüler kültüre sallayıp sonunda üzerinde ismimin bulunduğu ayakkabıyı çıkaran “rapçi” gibiyim.(Amacı ne olursa olsun senelerdir eleştirdiğin, yerden yere vurduğun bir şeyi bazı sebepler için kullanmak tükürdüğünü yalamaktır.) 

Ben Atatürk gibi büyük liderin yeniden gelmesini istiyorum. Üzerime düşen hiçbir şeyi yapmadım, tarihine dair en ufak bir şey bilmediğim, dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya gibi bir ülkede yaşamak istiyorum. Yatarak mutlu olmak istiyorum. 

Ve daha nicesi…Belki daha uzun bir yazıda tekrar bahsederim. 

Bütün bu söylediklerimi özetlemek gerekirse; 

Ben her şeyi bildiğimi sanıyorum fakat hiçbir şey bilmiyorum. 

Bunları da Sevebilirsiniz

Portland-based artist Kate MacDowell (previously) continues to construct discomfiting combinations of human and wildlife elements in her porcelain sculptures. She builds each piece by hand, and often layers in details after hollowing out the main form, whether it is a fox’s body encasing a human skull or a human brain filled with flora and fauna.  MacDowell describes …

Share

Martin Chilton, Olivia Petter and Ceri Radford had a tough task whittling down their list of defining books of the 2010s, but they settled on a good mix of veteran heavyweight authors and the voices of a new generation of writers. Selecting the books that can be said to have defined a decade as turbulent and introspective as the 2010s has been a …

Share
Önceki / Previous Albrecht Dürer'in Dua Eden Eller'i
Sonraki / Next Sessiz Savaş