Düşünüyorum da,

Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.

Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,

Naif yönlerimizin keşfedilmesi,

Cesaretsizliğimizin anlaşılması,

Korkularımızın paylaşılması

Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.

Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?

Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize?

Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?

Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?

Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsak ve bir yıldız kadar parlak.

Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.

Tagore

 

1861 Mayısında Kalküta şehrinde bulunan muazzam Jorasanko malikanesinde, on dört çocuğun en küçüğü olarak dünyaya gelmiş Hint şair Rabindranath Tagore. Varlıklı ve eğitimli bir ailede doğmuş olmanın şansıyla klasik edebiyattan sanatın diğer dallarına dokunan bir gençliği olmuş şairin. Henüz 8 yaşındayken şiir dersleri almaya başlamış. Gençliğini bütün gün bahçelerde, kendini saran tabiatın diliyle söylenmiş şiirlerini yazmakla geçirmiş.

Sanata ve edebiyata böylesine yakın bir ailede büyümüş olmasını şairin kendisine özgü tutkusu ve içkin kabiliyetiyle birleştirdiğimizde genç yaşta eserler verdiği tahminini yapmak güç olmasa gerek. Gerçekten de çocukluğundan itibaren hep üretmiş Tagore, şiirle başlayan hikayesi düz yazıya, hikayelere, romanlara, piyeslere, hatta resme dek uzansa da hep şiir üstadı olarak anılmış. Ergenliğinde de birçok dizeye can vermiş olmakla birlikte ilk önemli eserini 1877 yılında, henüz 16 yaşındayken kaleme almış. Müzikle yakından ilgilenen Tagore’un Bhhanusiṃha takma adıyla yayınladığı Bhanusimha Thakurer Padabali başlıklı bu eser bestelenmek üzere yazılmış toplamda 22 adet şiirden oluşmuş.

Genç Tagore daha sonra 17 yaşındayken hukuk okumak üzere ailesi tarafından Londra’ya gönderilse de bir süre sonra kendisine anlamsız gelen bu hukuk eğitimini yarıda bırakarak ülkesi Hindistan’a dönmüş. 19 yaşında ona şöhretini sağlayan ilk romanını bitirmiş; ayrıca bu sürede çeşitli dergilerde yazılar da yazmış. Yazınsal gücünün yanı sıra karakter itibariyle de güçlü bir örnek teşkil etmiş Tagore, daha küçük yaşta hizmetçilerin kendisine göstermek istedikleri fazla hürmeti reddetmiş; tabiatı, insanı ve her şeyden üstün hürriyeti sevmeyi öğrenmiş. Ülkesinin köylülerinin ekonomik ve sosyal sefaletini yazıya dökmüş. Babasının evinde sıklıkla inzivaya çekilmiş. Bengal halkının karakteristik özelliklerini gerçekçi bir biçimde ama aynı zamanda romantizmi de kullanarak yalnızca kendisine özgü bir ifade şekliyle yansıtmış. Tagore, öğrencinin kafasına bilgiyi dolma doldurur gibi oldurmanın yanlışlığından bahsederek şehirden uzak geniş ormanların ve muazzam dağların arasında bir çayırlık içinde bir okul kurmuş. Daha sonraları bazı fikir ayrılıkları olacak olsa da Hindistan’ın bağımsızlığını sağlamak için büyük mücadele veren Gandi’ye destek olmuş, bunun için önemli bir çaba göstermiş. 1913’te özellikle de Gora adlı romanının sağladığı büyük ünle Nobel Edebiyat Ödülü’nü almış; Nobel’den kazandığı para ödülünü okulu için kullanmış. Okurlarına eşsiz eserler sunan büyük şair elbette bütün dünya edebiyatlarına da esin kaynağı olmuş. Bilhassa da ülkemizin politik figürlerinden Bülent Ecevit, uğruna Bengalce ve Sanskritçe öğrenerek gençlik yıllarından itibaren etkisinde kaldığı şairden çeviriler yapmış; Gitanjali, Avare Kuşlar gibi eserlerini Türkçeye kazandırmış.

İlkyaz ekibi olarak bu sayımızda hem yaşam hem de yazın deneyimleriyle dünyaya büyük hazineler sunmuş usta şair Rabindranath Tagore’un henüz 16 yaşındayken bestelenmek üzere kaleme aldığı 22 şiirden oluşan Bhanusimha Thakurer Padabali (The Songs of Bhanushingho Thakur) eserinden bir bölümü sizlerle paylaşıyor ve ilk kez Türkçeye çevirdiğimiz “Yüreğinin Yüreğinde Saklı” başlıklı bu şiirin ve şairin hikayesinin bütün genç kalemlere ilham olmasını diliyoruz.

 

Yüreğinin Yüreğinde Saklı

 

Yürekte ölür yüreğin arzusu,

Gerdanında kirlenir gerdanlık –

Gece vedaların zehrinde boğulur

Çabucak gelemez Kaala!(1)

Razıyım yoldaş, beyhude her bir şey

Beyhude aşkın sığınakları

Yaşamım, gençliğim beyhude

Beyhude endamın tuzakları!

Kalk gidelim haydi, sil gözyaşlarını

Dönelim her günkü işlerimize –

Yasemin gerdanlık, yoldaş, şimdi takamazsın

Ne yazık, ama saklaman lazım!

Yoldaş! Nasıl da üzgün, tasaya gömülmüş

Tazecik yükselen gençliğim

Ey yoldaş! Aşkın korkunç zehri

Yaşamın ışığını kesti,

Mi dersin?

Hiç durmaksızın ister ruhum

Gözlerinden görmek Sevgili Shyama’nın(2)

Bilmez dinlenmek pürtelaş yaşamım

Yanar dibinde umutsuzluğun!

Aslını sorarsan yoldaş

Shyama’nın aşkını kaybetmekten

Korkarım ölesiye!

Madhava attıracak kalbi kalpte,

O gün geldi sayılır

Konuşmazsa ve gelmezsek yüz yüze

Zehri yutup veda edeceğim öylece!

Boşuna korkma, ey sevgili bakire,

Bhanu diz çöküyor önünde

Sevgili tazeler sevgini gene

Büsbütün doluca,

Hem yaşamda hem ölümde!

 

Rabindranath Tagore

Çeviri: Halil Gediz

 

(1) Hint mitolojisinde can alma görevini üstlenen ruhani varlıklardan biri.

(2) Şiva: Hinduizm’in geç dönem Vedik metinlerinde geçen Tanrı’nın bir biçimi, yok edici Tanrı.

 

İngilizce versiyonu:

Hridayaka sadh mishaola hridaya…

(In the heart of the heart…)

Heart’s desire dies at heart,

On neck is soiled necklace –

Night’s drowned in parting’s poison,

Kaalaa didn’t come apace!

I do follow, friend, all’s futile,

Futile is love’s lair –

Futile is my life and youth,

Futile is body’s snare!

Let’s go, dear, wipe out tear,

Go for chores household –

Malati-necklace, friend, do displace,

What shame: keep it on hold!

Friend! How sorry, full of worry,

Is my nascent youth.

O friend! Love’s dreaded poison

Made life dark, forsooth!

My soul’s athirst day and night,

For dear Shyama’s sight-

My anxious life knows no rest,

Burns in despair’s plight!

To tell you truth, my friend,

Lest I lose Shyama’s love,

I remain scared no end!

Madhava’ll keep heart on heart,

That day is well nigh –

If he doesn’t talk, nor see face:

I’ll take poison to die!

Don’t fear in vain, O dear maiden,

Bhanu submits at feet-

Dear one for you freshens love anew:

In life and death, replete!

 

Rabindranath Tagore, ভানুসিংহ ঠাকুরের পদাবলী, (The Songs of Bhanushingho Thakur)

 

REFERANSLAR: https://www.pegem.net/dosyalar/dokuman/1410201509172210.%20tagore.pdf https://www.exoticindiaart.com/book/details/tagore-s-ballad-on-sun-lion-translated-from-brajabuli-original-bhanusingher-padabali-by-rabindranath-taogre-NAO786/ https://pierresel.typepad.fr/la-pierre-et-le-sel/2011/11/rabindranath-tagore-un-po%C3%A8te-mystique.html https://kalamtrust.org/Uploads/30052020124502/05312020061923C.pdf

Bunları da Sevebilirsiniz

İlkyaz ile her ay öncelikli olarak üç genç yazarı tanıtıyoruz sizlere. Bir öykü veya birkaç şiirden oluşacak bu eserleri İlkyaz gönüllüleri olarak İngilizce’ye çeviriyor ve dünya kamuoyuyla tanıştırmak için çabalıyoruz. Nisan ayı boyunca seçilen yazarları ve yazılarından alıntıları aşağıda bulabilirsiniz! Seçtiğimiz isimlerin yazılarını her ay dünyanın farklı bir yerinde konumlanan PEN merkezinden biri o ülkenin …

Share

çan kulesi cebimde, susmayın kusun tutar kulağımdan çınlarım kendim keskin mavi sular kraterinde yıkanan sesler biraz durulur içimde gezinir onca şırıltılar biraz-dan biraz, yani yarım kuş üzümü belki hecelerin hangi birini, nasıl yakalamak, ne mümkün arsız gülüşleri elleri dürbün yapmadım mı hakanım burnunun ucu zor gözükür, hem ayıp serbest düşüşe yakışmayan hareketlerden kaçın evlattır bu …

Share
Önceki / Previous Ahmet Ümit
Sonraki / Next EDEBİYAT + Dürtü: Nil Akay + Burcu Yılmaz