Yağmur sonrası toprak kokusunu ilk keşfedişimi hatırlıyorum da zihnime ve yüreğime öyle iyi gelmişti ki, bana, bedenimde gezinen cana ait birşeyler var bu kokuda demiştim. Sonra müptelası olmuş, çilingir sofralarının mezesi, bir çilekeşin izmariti gibi olmazsa olmazlarıma dahil etmiştim. Evet evet her zaman yağmayan o yağmur ve betonlar içerisinde her yağmurda kokmayan o toprağa rağmen, toprağın kokusunu.. Önceleri fırsatlar kolladım tıpkı elime geçen her kitabı kokusu hatırına burnuma yapıştırışım gibi yağmur duyduğum anda açık havayla buluşma tutkularım oluştu. Sonra hayatın akışı yağmurları dahi farkedemediğim günlere kadar evriltti hoyrat benliğimi. Kıymetini farkettiğim lakin bedelini ödeme külfetine giremediğim her şey gibi aidiyetimi unutturdu tekdüzeliğim bana. Kendimin kendime yaptığı
ilk kötülük değildi bu elbette lakin bu denli bütüncül hissettiğim bir aidiyete attığım ilk kazıktı kesin. Sonra vitamin eksikliği adıyla toprak yeme hislerim başladı ve dışsal dürtülere kadar düşmüş toprak arzuları. İşte hiyerarşik bir arzulayışın insanoğlunu hangi kademeden hangi derekeye düşürebildiğini o zihinsel süreçte anladım. Ve ondan sonra bütünsel bir aidiyet hissedebildiğim kıymetlerim için mücadeleyi onur saydım. Hiyerarşik bir diyaloğun muhatabı dahi yapmadım. Zira ‘hepiniz Ademden geldiniz, Adem de topraktan’ sözünün muhatabı olmak da aidiyetimin bir parçasıydı, gideceğim yere olan inancım da.. Bil ey dünya! Ne tamamen sana aidim ne bütünüyle senden ayrı, lakin beni bilirsin benim dilediklerimden gayrı..

Bunları da Sevebilirsiniz

Mart ayı için değerli yazar Aslı Tohumcu’ya ulaştık. Gençler için bir okuma listesi hazırladı. İyi okumalar!  1. Sevgi Soysal/ Yenişehir’de bir Öğle Vakti “Çok boyutlu bir toplumsal kesiti bütün acılığı ve çıplaklığıyla, içerden anlatmayı başarabildiği, birbirinden kopuk görünen bütün o başka başka ve gerçekçi karakterlerinin hayatlarının aslında nasıl da aynı resmin birer parçası olduğunu ortaya …

Share

Sönmüş ışıkların unutulduğu, parlayan yıldızlarla çevrilmiş siyah bir hiçlikte doğdum bugün.  Tenimde kan, ruhumda toprak var. Ellerim tutmuyor, gözlerim hiçliğe bakıyor ve yalnızca ağlıyorum ilgiye, sevgiye, açlığa. Zaman umarsızca yapıyor işini ve geçiyor beni görmeden.  İşte şimdi sanatçısı Tanrı, korsan yazarı insan olan kitaplara ve paraya hizmetçi yeminli ellere budanıyorum: “Doğrul! Doğrul! Doğrul!”   Hatalar yapıldı, bir süre sonra …

Share

Eski, tahta kapının demir kolunu çevirerek odadan içeri girmiştim. Parkeler çok gıcırdadığı için adımlarıma dikkat ederek ses çıkarmadan ilerlemeye özen gösteriyordum. Işığı açma zahmetine girmemiştim. Masada duran iki tane kırmızı küçük mumu yakıp bırakmıştım. Böylece düşüncelerimle daha kolay baş başa kalıyordum. Yatağa uzandım. Oda küçük olduğu için kışları çabuk ısınıyor, sıcacık oluyordu. Zaten sıcak olduğu için yorganı üzerime örtmedim. …

Share
Önceki / Previous Unutulmak Makamı ve Evrensel Gelişim
Sonraki / Next EDEBİYAT + ÇAĞATAY ÜGE x MELİZ ELENDİL