gölgelerin kıvrımlarında kalmış makûs maskeler 

dirilmeden, kavi ruhun intihallerine uğramadan düştüler 

düştüler çünkü harbin son sireni esaretle çaldı 

insanlık bunu ipek böceklerine sarılırken anladı 

sarıldılar ipeği diri bir kadının boynuna 

o an harp, özlemi oğlundan çevirecek aklı andırırdı 

vicdana iman etmiş aklı 

yurdu, ufku, kuşku pusulalarından arınık bir aklı 

 

bilgeler sarp sapaklıkların seçkin tayları 

gittikçe sığınak erbablığı yapan uzun ve iri taylar 

kanyonların beklenen soyluları mıdır 

“düşünmek henüz intihar sayılmaz” 

bu sav örüntüleriyle bertaraf etmiş sloganları 

hiçbir us nişanesi bu denli zümrüt değil 

bir nesil yahut kara bir nergis 

iradesiz toprağa muhtaç değil 

 

Bunları da Sevebilirsiniz

Üst üste konulan taşlardan, taşların arasına çekilen sıvalardan oluşmuş bir yığın, bir tuğla yığınıyım ben. Her katında farklı bir sırrın yaşadığı bir binanın 3. katındaki bir daireyim. Üst katımdaki evde sevinç var bir haftadır. Aileye yeni katılan bir bebeğin getirdiği sevinç. Yüzlerinde gülücük var tüm ailenin. Ufaklığın ağlama sesi geliyor ara sıra. Hemen ardından tatlı ninni sesleri. Alt …

Share

John Berger Kimdir? İngilizce yazan çağının en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olan, senaryo yazarı, belgesel yazarı ve romancı. John Berger, Kasım 1926‘da Londra‘da doğdu. Orta sınıf bir ailenin çocuğuydu. Annesi işçi sınıfından, babası, Stanley Berger ise, I.Dünya Savaşı sırasında askeri birlikte görevliydi. John da 1944 ve 1946 yılları arasında İngiliz ordusunda görev yaptı. Ancak askeri hayata daha fazla dayanamayan Berger, subay olmayı reddettiği …

Share
Önceki / Previous Yabancı
Sonraki / Next Duvar