TÜRKÇE

 

ilk sorgusuydu Adem’in
yüklendim: nasıl geldim?

yalanlar içinden sıyrıldım, Adem
örs, çekiç ve üzen şey
alaysı kahkahası kuşların kulaklarımda
omzum çökük, kesiktir bakışım, dilden mahrum
kanın refakatinde karanlığın koynundaydım oysa
gül kıvranıyordu hani, salınıyordu balta:

kızaracak yüz, söylenemeyecek madem
bir sırdan doğdum dedim kendime.

toydum, yoktu yetinmek hamurumda, ve sabi
eksiklikten yaratılan eksiktir,
ben eksiğim! dedim.
yağmurun yağmasını bekliyordum ya, çöldü
çoğalıyordu ağzım, aradığım bir yanıt
sorusu olmayan bir yanıttım belki de
kum beni de götürmek üzere
su olmayan yerde
su olmayan yerde coşku yoktur, Adem
atların kemikleri, kartalların ıslığı
bu neyin iştahı

toydum, huyumdu kızmak, ve genç
bulutları tutabiliyordum uzanınca
çoğalıyordu kollarım, her biri gürbüz
ürkek ve kırılgandım da biraz
yürüyordum dünyaya doğru, kalabalıklar önümde eğiliyor
tılsımlı sözler vaat ediyorlardı bana
Adem, bunu dinle Adem:

başka türlü konuşuyordu kadınlar
kanım hızlı akıyordu duydukça
kanım hzılı aıyrkdou dyuduçka
evcimen kedilerin yerini rahvan atlar alıyordu
içimde, çekiliyordum onlara doğru
ben ki sorduğum kadar çekingendim de biraz
bunu onlara bildirdim:
şüphem kemirgendir, endişeliyim dedim.
aldırmadılar, Adem, aldırmadılar
çiçeklerden kasırlara düşürdüler beni
içimdeki atlar uzun yollara revan oldu böylece
çakılıp kaldım şimdiye,
kalabalık daima kalabalıktı da, unutmuştum dünyayı…

dedim allahım bu nasıl bahçe!
duyduğum müşfik bir musikiydi
gözlerim olaydım kapatmaz, kapadım:
güvercin olmuş uçuyordum,
kirayı ödemeye gidiyordum
nasıl olur istimlak bir aşiyan!?
açtığımda, büyüdüğünde bebeklerim
bir rüyaymış yaşanıldığım, sıçrayarak…

anlatamadım, Adem, sen anlatabildin mi?

kandırıldığımmış bu! dedim
çatlaktı sesim
kahkahası geldi usuma kuşların
hatırla Adem ve hayırla:
bir talandan doğmuşuz biz / hazdan geçip yalana talip olmuşuz / açlık ve tabiatın karşısında /
naftalin, süt ve haşhaş kokulu odalardan / çıkartıldıkça cebren  / huysuzlanıp, tiftiklenmişiz /
insandır: herkes mahrum olsun ister mahrum olduğundan / neden diye sorma Adem / kabul
artık ve kavra, abrakadabra / çevresinde fazlalık ister çün eksiklik / masallar neden yazılır,
kahramanlar neden doğar /
bütün anlatıcılar biraz sadisttir
özgünlük, evet şiddet!

toyluk rüzgarları dinmiş, çaysam demimi almıştım
ortayı buldum, değneksiz doğrulabiliyorum henüz haşa
azaldı kızgınlığım, anladım kuşları
gülüyorum, çok oldu artık bir gülü koklamayalı
men ettim kendimi bahçelerden
kırgınım bu, bir bedelse

eşkıya değilim, başkaldıran değil, oyunbozan hiç
zaten her susuş bir önerme
alacak olan alır Adem
ne sır veririm ne yalan
almasınlar beni oyuna

günce tutmuyorum artık, tül vakanüvisler öldü,
kendim verdim ismimi

uzanıp üç kere Dilhun dedim kulağıma
söyle bana nasıl gideceğiz burdan?

 

ENGLISH

Translated by Ege Dündar

 

It was Adam’s first inquiry

I am loaded: how did I get here?

I slipped past amidst the lies, Adam

Anvil, hammer and the thing that upsets

The ironic laughter of birds ringing in my ears

My shoulders fallen,, my stare sharp, deprived of tongue

Though I was in the bosom of darkness in fellowship of blood

The rose was convulsing, you know, the ax was swinging:

A face soon to turn read, a reason that cannot be uttered

I was born from a secret I told myself

I was coy, it wasn’t in my dough to make do, and little child

What is born of deficiency is deficient

I am deficient! I said

You know how I was waiting for it to rain, it was a desert 

My mouth multiplied, I was an answer I seek 

Or an answer without a question perhaps 

The sands are about to take me too 

In a place without water 

In a place devoid of water there is no joy. Adam

The bones of horses, the whistling of eagles

What is this greed?

I was coy, it was my habit to get angry, and youngling

I could grasp clouds when I reached up

My arms would multiply, each robust

Timid and frail too was I

Walking towards the world, crowds bowing down before me

Granting me enchanted promises

Adam, listen to this Adam:

Women spoke differently

My blood would sprint as I heard

My blood sprinted as I heard

Domestic cats were being replaced by amble mustangs

within me, I was drawn towards them

Me who had been withdrawn much as inquitive

This I informed them of:

My doubt is rodent, I am worried I said

They didn’t care, Adam, they ignored

And caused me to fall from flowers into pavillions

The mustangs within set off on elongated roads then

I was nailed to the moment,

The crowd was always the crowd but, I had forgotten the world…

I said my god what kind of garden is this!

What I heard was a compassionate music

I wish I had eyes I could keep open, I shut them:

I had become a dove, I was flying away

To pay the rent

How can a birds nest be expropriated!?

When I opened them, when my babies are grown

My experiences were but a dream, startling…

I couldn’t tell it, Adam, did you get it?

This is me being fooled! I said

My voice was crackled

I reminisced on the laughter of birds

Remember Adam and wish it well:

We were born from a ruin / we surpassed pleasure and requested lies/ in the face of hunger and nature/ removed violently/ from rooms scented by naftalin, milk and hash / we were bad tempered, flocculant/ one is only human: everyone wishes to be deprived because they are deprived / don’t ask why Adam / accept now and grasp, abrakadabra/  deprivation craves abundance around it / why are fables written, why are heroes born/ every narrator is a bit of a sadist

Idiosyncrasy, yes violence!

 The winds of naiveté had subsided, if I was tea, I was brewed

I found the middle ground, I can only just stand without crutches

My fury has decreased, I understood the birds

I laugh, it’s been very long since I smelled a rose

I have banished myself from gardens

I am hurt, if this a price

I am no bandit, no insurgent, especially not buzz kill

Each staying silent is a suggestion anyway

If one has something to take they do Adam

I will give out no secrets nor lies 

Don’t let them enlist me to the game

I don’t keep a diary anymore, all the historiographers are dead, 

I named my own name 

I reached out and said Dilhun three times in my ear 

Tell me, how do we leave from here?

Bunları da Sevebilirsiniz

      “Yazdan kıştan ilkbahardan   Mahpuslardan dört duvardan   Doludizgin sevdalardan   Güneş topla benim için    Seher yeli yar gözünden   Havadaki kuş izinden   Geceleyin gök yüzünden canım   Güneş topla benim için”    (Ülkü Tamer / Güneş Topla Benim İçin)    Kitap dostu bir anne ve devasa bir kütüphanesi olan saygın bir babanın çocuğu olarak 20 Şubat 1937’de dünyaya açmış …

Share

Cem Güler, 49 yaşında, Endüstri Mühendisi, Bursa, Gemlik’te yaşıyor. “Mekanımı 2016 Haziran’da açtım. Öteden beri bende bir mekanım olsun düşüncesi vardı, İzmir’de üniversite okuduğum yıllardan beri. Oradaki güzel ve kaliteli mekanları görüp özeniyordum. Güzel insanlar geliyordu, kaliteli şeylerden konuşuluyordu, hoş vakit geçiyordu oralarda. Benim Gemlik’teki mekanım tabii klasik bir meyhane, güzel insanlar geliyor yine de, …

Share

Yeni sayımız için değerli yazar Ece Temelkuran’a ulaştık. Kendisi de bizleri kırmayarak genç edebiyatçılar için sebepleriyle beraber bir okuma listesi hazırladı…   1. Clarice Lispector- Herhangi bir kitabı! “Saf edebiyat sevenlere.”   2. Sarah Winman- Still Life “Sıkı sıkı sarılma hissi yaratan bir kitap.” -çevirisi mevcut değil- 3. Paul Beatty- Sell Out “Uzun ve vahşi …

Share
Önceki / Previous İlkyaz Issue #26 is Out!
Sonraki / Next Philippe Sands