Güneş söndü. Dünyalılar bunu sekiz dakika sonra farkedecekti. Neden söndüğünü anlamalarına ise ne zamanları ne de imkanları olacaktı. Veysel, 34 yaşında bir devlet memuruydu. Kredi kartından kesilen yıllık aidat ücretine itiraz etmek için o sabah işinden zar zor izin almış ve bankaya uğramıştı. Otomattan sıra numarasını aldı. Banka ağzına kadar doluydu ve müşterilerin beklemesi için koyulan tüm koltuklar doluydu.  

Veysel numarasına baktı. 662 yazıyordu. Kolonlardan birine dayandı, beklemeye koyuldu. Etraftaki insanları inceledi. Gişelerin üstündeki numaralar değişiyordu. 657, 658, 234, 235, 901…Daha ne kadar sürecek bilmiyordu. Canı sıkılmaya başladı. Telefonunu çıkardı. İnsanların fotoğraflarını paylaştığı bir web sitesine girdi. Sayfayı aşağı kaydırdı. Daha önce kendisinin fotoğrafını beğenen bir kaç arkadaşının fotoğrafını beğendi. Başka birinin tatil fotoğrafları gözüne çarptı. Sahilde güneşleniyordu. Bu kadar parayı ve zamanı nerden buluyorlar diye düşündü. Merakla beraber kıskançlık ve öfke vardı bu düşüncenin içerisinde. Kendisi bir ay daha devlet dairesinde evraklarla boğuşacaktı. En azından o öyle düşünüyordu. Dünyanın sona ermesine bir kaç dakika kalmasaydı öyle olacaktı muhtemelen. 

 

O sırada karısı aradı. Nerede olduğunu sordu. Veysel bankada sıra beklediğini söyledi. Karısı evlilik yıl dönümlerini kutlamak istediği restoranda rezervasyon yaptırıp yaptırmadığını sordu. Veysel işleri nedeniyle zaman bulamadığını, en kısa sürede halledeceğini söyledi. Karısından yine bir ton azar işitti. Karısı bu akşam arkadaşlarıyla toplanacağını, eve geç geleceğini o yüzden dışardan yemek sipariş etmesini söyledi. Veysel “Tamam karıcığım.” deyip telefonu kapattı. 

  

660, 661, 237…Veysel telefonundan bir alışveriş sitesine girdi. Karısına hediye olarak 3 taksit ile aldığı kol saatinin kargo durumuna baktı. 662, 663, 903…Sonra aniden gişedeki numaraları hızla gözden geçirdi. Numarasının sönüp yerine başka bir numaraya devrettiğini son anda farketti. Gişeye yönelen adama derdini anlatmaya çalışacaktı. Sonuçta yetişkin insanlarız, durumu anlayışla karşılar elbet diye düşündü. Tam o anda bir sessizlik oldu. Sonrasında bir kaç çığlık duyuldu. Her yer güpegünüz karanlığa bürünmüştü. Yetişkin bir insan olarak ilk defa karanlıktan korkuyordu. Güneş kaybolmuştu. Her yerde insanlar korkuyla çığlık atmaya başlamıştı. Bankanın içerisi ise floresan ile aydınlanmaya devam ediyordu. Veysel, gişeye baktı. Yedi yıl daha ödemesi gereken konut kredisini düşündü bir an. Geriye yüzünde donan acı bir gülümseme kaldı. 

Bunları da Sevebilirsiniz

Bu Aborijinin teşekkür etme, rica etme ve para kavramı üzerine yaptığı kısa konuşma, hayatımızı tekrardan gözden geçirmemize neden olacak. Kaynak: Düşübil Dergisi kapak: Pinterest

Share

EDEBİYAT: DERMAN ARIBAŞ ÖNOĞLU – SAÇ  Yeryüzünün bilinmeyen bir noktacığında sayısı belirsiz apartman birbirlerine yaslanmış, yılların keder ve sıkılganlığını bu sayede taşıyabiliyorlardı. Söz gelimi; içlerinden birinin kılına zarar gelecek olsa topyekûn yerle yeksan olacak kadar bağlıydılar birbirlerine. İşte bu hakikatli sokağa bakan yüzlerce loş, rutubetli dairenin birinde, bir masa düzlüğündeki kalçalarını gizleyebilecek kadar sık ve uzun …

Share

Elektronik Ufuklar Vakfı’nın (EFF) kurucularından ve ağ toplumunun öncü teorisyenlerinden John Perry Barlow, aşağıda okuyabileceğiniz 1996’da “Siber Mekanın Bağımsızlık Bildirgesi”ni dünya liderlerine ithafen yayınladığından beri, internetin bir çatışma alanı olacağı öngörülüyordu: “Endüstriyel dünyanın hükümetleri, siz etten ve çelikten yapılmış yorgun devler, ben Siber Mekan’dan, Zihnin yeni evinden geliyorum. Gelecek adına, geçmişten gelen sizlerden bizi rahat …

Share
Önceki / Previous Henüz Yaşarken
Sonraki / Next İnsanca