Tatlı bir soğuk vardır ya
Yaz gecesi soğukluğu
Neden sadece ayakları üşütür öğrendim
Bedene en uzak parçasıymış vücudun
Kendi özerkliğiyle üşüyen bir et parçasıymış meğer

Acı bir yalnızlık vardır ya
Duygusal gençliğin yalnızlığı
Neden bizzat onları bulur öğrendim
Günümüze en uyumsuz insanlarıymış toplumun
Postmodern çağda sıkışıp kalmış romantik insanları

Kaygılı bir düşünce vardır ya
Daima zihni meşgul eden
Neden mütemadiyen kalbi kırar öğrendim
Gerçeğe en kayıtsız hayalleriymiş dinç ruhların
Geleceği öngörse de inandığı uzak hayalleri

Hani bir ihtiyaç vardır ya
En temel gereksinimlerden
Neden ansızın akla düşer öğrendim
Sevilmeye en muhtaç benliğiymiş insanlığın
Bütün hücreleriyle atıl kalmış sevilmeyen benliği

Yorgun bir bakış vardır ya
Öyle çaresizce bakacak yer ararlar
Neden sonunda boşluğu bulurlar öğrendim
Maddenin en yalnız haliymiş boşluk
Ayırt etmeden tüm bakışlarla konuşurmuş

Geç bir saat vardır ya
Düşünmek yapabileceğin yegane iştir
Neden sakince korkularını hatırlatır insana öğrendim
Aydınlığa en karşıt anlarındaymış gece
Karanlıkta saklanan korkuları bir bir yanına gelirmiş

Bazen bir şeyler olur da
Ağır ağır mahzunlaştırır insanı
Neden çevre erguvan rengine dönüşüverir öğrendim
Maviye en yabancı tondaymış gökyüzü
Kızıllık içerisinde bazı yüzler de görünürmüş

Bunları da Sevebilirsiniz

İnsanlar ilk yaratıldığından beridir, hep bir kavga hep bir ayrım yapıldı. Adem’in oğulları birbirini öldürdü, Peygamber torunları’nın canına savaşta kıyıldı. Bu dünya var olduğundan beridir insan insana kıymaya hep devam etti. Bunlar olmaya devam ederken başkaları ise hep güçsüzleri ezdi, onların istedikleri her şeyi ellerinden alıp kendi istediklerini yaptırdı. Doğan kim büyükse kendi doğrusunu yazdı …

Share

İlkyaz ile her ay öncelikli olarak üç genç yazarı tanıtıyoruz sizlere. Bir öykü veya birkaç şiirden oluşacak bu eserleri İlkyaz gönüllüleri olarak İngilizce’ye çeviriyor ve dünya kamuoyuyla tanıştırmak için çabalıyoruz. Mart ayı için seçilen yazılar ve yazarları aşağıda bulabilirsiniz! Seçtiğimiz isimlerin yazılarını her ay dünyanın farklı bir yerinde konumlanan PEN merkezinden biri o ülkenin diline …

Share

Ankara: İyi kalpli üvey ana* 20’li yıllarda yayınlanan bir dergiden aldığım görselden de takip edilebileceği gibi, sağda görülen, frapan kıyafetli, açık tenli, Batılı bir çehreye sahip İstanbul iğdiş edici, eril iktidarı sarsacak ve edilginleştirici ama aynı zamanda cezbedici bir femme fatal figürü olarak tasvir ediliyordu. Ankara ise Anadolu’yu temsilen mazbut görünümlü, geleneksel bir kıyafet içinde, …

Share
Önceki / Previous Çok Kısa Bir Mum / A Very Short Candle
Sonraki / Next Henüz Yaşarken