1914’te Trabzon’da doğdu. Babası, Trabzon valisi ve daha sonra Türk Dil Kurumu’nun ilk kurucu başkanlığını yapacak olan ünlü şair Samih Rifat’tır. Annesi, Hasan Enver Paşa’nın kızı ve Nâzım Hikmet’in annesi Ayşe Celile’nin kız kardeşi Münevver Hanım’dır. Ailesi Manastır’da “Horozcu” adıyla anılır.

Ankara’nın muhtelif semtlerinde oturan aile, daha iyi yetişsin diye Oktay Rifat’ı İstanbul’a gönderir. Dedesi Hasan Enver Paşa’nın İstanbul’da Fransızca eğitim yapan özel bir okulu vardır. Burada Fransızcayı söker (Rifat 1992: 322) ve tekrar Ankara’ya gelir. Latife Hanım İlk Mektebi’ne yazılır. Gazi İlk Mektebi adını taşıyan diğer okulda da Orhan Veli öğrencidir (Rifat 1992: 333). Oradan Taş Mektep’e, yani Ankara Lisesi’ne geçen şair, Orhan Veli’yle olan samimiyetini ilerlettiği gibi, Melih Cevdet Anday’la da tanışır.

Üç arkadaşın ilk edebî çalışmaları, Ankara Erkek Lisesi’nin yayın organı olan Sesimiz dergisindedir. Oktay Rifat’ın ilk yazısı, derginin altıncı sayısının onuncu sayfasında çıkan mensur şiir tarzındaki “Hepsi Var. Sevgilim Yok”tur (Rifat 1931: 10). İkincisi “Nesir” başlığı altında yayımlanan “Ağlayan Evler. İskelet Parmaklı Kadın” (Rifat 1932: 5) isimli hikâye ve mensur şiir karışımı bir yazıdır. Aynı dergide yayımlanan bir diğer yazısı ise “Mide Karar Verirse” (Rifat 1932: 13) başlığını taşımaktadır.

Oktay Rifat’ın ilk şiiri, bu dergide yayımlanan “Mermer Merdivenler” (Rifat 1932: 12) şiiridir. Aynı dergide yazdığı “Yollar” (Rifat 1932: 5) ve “Hasret” (Rifat 1934: 9) şiirleri incelendiğinde bu dönem şiirlerinde henüz etkilenme dönemini yaşadığı görülür. “Bu şiirler, biçim ve içerik bakımından Beş Hececiler’in şiirini çağrışmaktadır.” (Sazyek 1992: 42). İmaj kültürü ve muhteva bakımından Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar estetiğinden izler taşır.

MERMER MERDİVENLER

Bastırarak kalbine bin bir güzel kadını

Öptü ayaklarından bu mermer merdivenler

İnliyerek son defa sevgilinin adını

Öptü ayaklarından bu mermer merdivenler

Her defa başka bir yüz, her defa başka bir kız

Dolaştırdı kalbinde bu mermer merdivenler

Fakat bir gün bir gece bahçe ıssız kalp ıssız

Görünmez rüzgârlara ramoldu merdivenler

Gökte ay saçlarını omuzuna yayınca

Gümüş renkli tellere süründü merdivenler

Mehtabın bakışları üzerine kayınca

Çıplak bir vücut gibi göründü merdivenler

Hayatın geçmesinden sanki haberdar gibi

Her hissi kucaklıyor bu mermer merdivenler

Önünde yaşayacak günleri çok dar gibi

Her hisse başvuruyor bu mermer merdivenler

Oktay Rifat, Sesimiz, S. 9, Haziran 1932, s. 12.

Metin, “Oktay Samih Rıfat” imzası ve “Merdivenler” adıyla on ay sonra İnkılâp (S. 1, Nisan 1933,

  1. 5) dergisinde de yayımlanmıştır. —MCD

 

Üç arkadaş, Sesimiz dergisinin dışında Oktay Rifat’ın amcası Cevat Rifat’ın İzmir’de baş muhabirliğini ve yazı işleri müdürlüğünü yaptığı İnkılâp dergisinde, Nisan 1933 tarihinden itibaren yazı ve şiirlerini yayımlamaya başlarlar. Oktay Samih Rifat, adıyla yazdığı bu şiirleri: “Merdiven”, “Kadife”, “Komşunun Balkonu”, “Kör Kuyu”, “Kupa Kızı”, “Bıçak Altında”, “Tramvay”, “Evler”, “Serinleme” ve “Taşlıkta Akşam” adlarını taşımaktadır. Aynı dergide “Mim Hanımdan Bir iki Çizgi” ve “Karanlıkta Kaybolan Gölge” adlarını taşıyan, mensur şiirle hikâye arasında iki çalışmasına da rastlamaktayız. Üçlü bir edebi muhitin zemini, sağlıklı bir biçimde oluşturulmaktadır.

Kaynak

Orhan Veli, 1933’te İstanbul’a giderek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne kaydolur. İki arkadaşı ise Ankara’da kalır ve yükseköğrenimlerine burada devam ederler. İkisi de Hukuk Fakültesi’ndedir (Sazyek 1992: 4). Orhan Veli’nin İstanbul’da olduğu 1933-1936 yılları arasında üç şairin de sesi, soluğu kesilir. Onun 1936’da Ankara’ya dönmesiyle şiir çalışmalarına yeniden başlarlar. Varlık dergisi Nahit Sırrı Örik ve Yaşar Nabi Nayır’ın yardımlarıyla 1936’nın son iki ayında üç şairin ürünlerini arka arkaya yayımlamaya başlar (Sazyek 1992: 44).

Kendilerinden önceki şiir anlayışlarının tümüne karşı çıkan bu hareket, kısa zamanda dal budak salarak köklenir. Örnekten poetikaya yönelme yönteminin takip edildiği Garip tarzı ilk on şiir “Şiirler” başlığı altında Varlık (Rifat-Veli 1937: 453) dergisinde yayımlanır. Bu şiirlerden “Ağaç” şiiri Orhan Veli ve Oktay Rifat tarafından ortaklaşa yazılırken, “Saksılar”, “Bir Kadın” ve “Yıldızlar” şiirleri de Oktay Rifat tarafından yazılmıştır. Geriye kalan şiirler ise üçü Mehmet Ali Sel müstear adıyla Orhan Veli tarafından yazılmış ve o sırada yurt dışında bulunan Melih Cevdet Anday’a ithaf edilmiştir. Sonradan yayımladığı Garip kitabına da aldığı bu şiirler, vezinsiz ve kafiyesiz şiirlerdir. “1938’de Yaşar Nabi Nayır’la olan anlaşmazlıkları Varlık dergisinden kopmalarına sebep olur.” (Sazyek 1992: 53). Ancak kendileri de bir hayli tanınmış ve yapmak istediklerini ortaya koymuşlardır. Oktay Rifat’ın bu dönemini Garip’in dışına taşımak mümkün değildir. Garip’in üç avaresi, üçüz kardeş gibi birbirlerine paralel bir biçimde hareket etmektedir. Sadece Oktay Rifat, Garip’in statik bir mektep fikriyle hareket etmesi hususunda arkadaşlarına karşı çıkar:

Orhan Veli’nin arzusuyla üç şairden seçilmiş şiirler 1941 yılının Mayıs ayında Garip adıyla çıkarılır. Oktay Rifat’ın, bu müşterek kitapta ikisi Orhan Veli’yle müşterek olmak üzere: -“Kuş ve Bulut” ile “Ağaç”-, yirmi üç şiiri bulunmaktadır. Aynı zamanda üçlünün şiir görüşlerinin bir yansıması olan ve çeşitli dergilerde yayımlanan makaleler, kitaba ön söz olarak konulur. Böylece Garip’in meşhur poetik görüşlerinin bir yansıması olan ön söz de tamamlanmış olur.

Oktay Rifat, 1 Eylül 1947 tarihinden 4 Haziran 1948 tarihine kadar Ankara’da Radyo Dairesi Müdürlüğü’nde şef olarak çalışır. Ankara’daki çalışma hayatı 1955’e kadar devam eder. Bu sürede, daha önceden Yaprak dergisinde yayımladığı sosyal muhtevalı şiirlerini 1952’de Aşağı Yukarı’yla kitaba dönüştürür. Yine aynı muhtevaya paralel şiirlerinin toplandığı Karga ile Tilki şiir kitabını 1954’te çıkarır. Bu kitap, kendisine 1955 Yeditepe Şiir Ödülü’nü kazandırır.

1956’da çıkan ve içindeki hiçbir şiiri herhangi bir dergide yayımlanmayan Perçemli Sokak adlı kitabıyla yeni bir şiir anlayışına yönelir. Garip şiirine tepki niteliğindeki İkinci Yeni şiir anlayışının önemli kitaplarından birisi olan Perçemli Sokak’la geçmişin bir özeleştirisini yapar. Garip hareketinden bütünüyle kopan şair, Perçemli Sokak’la imgenin ve dilin alanına girer. Yeni şiir anlayışını ilgili kitaba yazdığı ön sözle belirgin bir hâle getirir. Bu anlayışını 1958’de yayımladığı Âşık Merdiveni’yle de sürdürür.

30 Haziran 1959 tarihinde 64944 sicil numarasıyla TCDD Haydarpaşa Bölgesi Müdürlüğü’ne avukat olarak girer ve emekli olduğu 1 Ekim 1972 tarihine kadar buradaki memuriyetine devam eder. Bu arada 1960’lı yıllardan itibaren Yunan ve Latin ozanlarına yönelerek onlardan yaptığı çevirileri 1963’te Latin Ozanlarından Çeviriler ve 1964’te Yunan Antologyası adıyla kitaba dönüştürür. 1949’da oynanan ancak yayımlanmayan “Oyun İçinde Oyun” piyesinden sonra, kitaba dönüştürülen ilk tiyatro oyunu Birtakım İnsanlar‘ı 1961’de yayımlar. Tanin gazetesinde “Söz Gelişi” başlığı altında şiir ve kültür alanında deneme ve makaleler yazar. Daha önce Ulus, Cumhuriyet, Yaprak, Yeditepe, Esi gibi gazete ve dergilerde şiirle ilgili yazılarıyla dikkat çeken Oktay Rifat, Tanin’de “Anıtlarımız”, “Mevlana ile Köylü”, “Uzay Yolcusu” ve “Şapka” gibi muhtelif mevzularda yazılarını yayımlar.

1960-1966’lı yıllar çeviri ve tiyatro çalışmalarıyla geçer. “Atlarla Filler” ile “Çil Horoz” isimli oyunlarını 1962’de yazan Oktay Rifat’ın bu oyunları, sahnelendikten yirmi yedi yıl sonra, 1988’de ancak kitaba dönüştürülür. 1966’da yeniden şiire yönelen şair, Yunan ve Latin ozanlarından yaptığı çevirilerin birikimiyle biraz Yunan mitolojisine, biraz da topluma yaslanan Elleri Var Özgürlüğün kitabını yayımlar. Ekim 1967-Ekim 1969 arasında Yeni Dergi’nin 37. sayısından 61. sayısına kadar yayımladığı şiirlerini 1969’da Şiirler adıyla kitaplaştırır. Onun şiirinde bir aşama olarak kabul edilen bu kitabı, nesneden imgeye ve imgeden dile doğru gidişinin mükemmele vardığı noktadır.

1973’te Yeni Şiirler kitabını yayımlar. Yeni Dergi’nin Mart 1970-Aralık 1971 arasındaki 66-87. sayılarında yayımladığı bu şiirleri, “onun şiir çizgisinde bir zirve olarak kabul edilmektedir.” (Tanyol 1997: 64). Özellikle “Dağın Orda” başlığını taşıyan bölümdeki soneleri, görkemli parçalardır. 1974’te Balıkesir’in Altınova kazasında Ankara Üniversiteli Profesörler Tatil Sitesi’nde bir yazlık eve sahip olması, onun edebî çalışmalarındaki yönünü kentten kıra, toplumsaldan doğaya yöneltmesine yol açar. Bu, kentten ve toplumsaldan bütünüyle bir kopuş değildir. Bir bakış açısı değişikliğidir. Altınova’nın pamuk tarlaları, doğal çevresi, köy muhiti ve denizi Oktay Rifat’ın edebî hayatına olumlu yönde yansır. 1976’da yazdığı Çobanıl Şiirler’den itibaren doğaya yönelen şair-yazar bu tutumunu; Bir Cıgara İçimi (1979), Elifli (1980), Denize Doğru Konuşma (1982), Dilsiz ve Çıplak (1984) şiir kitaplarıyla 1976’da yılında yazdığı Bir Kadının Penceresinden ve bu yöreyi mekân olarak seçtiği Danaburnu (1980) romanlarında sürdürür.

“1980 yılında Bir Cıgara İçimi adlı şiir kitabıyla Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü kazanır. Yine, Yağmur Sıkıntısı adlı oyunu Ankara Sanat Sevenler Derneği’nin Yılın En İyi Oyunu Ödülü’nü ve TRT 1970 Sahne Eserleri Yarışması Başarı Ödülü’nü alır. Danaburnu adlı romanına ise 1981’de Madaralı Roman Ödülü verilir.” (Rifat 1985: 47)

1960’lardan sonra Milliyet Sanat, Cumhuriyet, Yazko Edebiyat, Yeni Dergi, Gösteri, Düşün gibi dergi ve gazetelerde şiir, deneme ve makalelerini yayımlayan Oktay Rifat, artık ölümün yaklaştığını hissetmektedir. Son şiir kitabı Koca Bir Yaz‘ı bu endişeyle altı ay gibi kısa bir zamanda tamamlayarak, Ekim 1987’de yayımlar. Ancak çok yorgun düşmüştür. Bu yorgunluğa sanatkâr ve duyarlı yüreği dayanamayarak, “18 Nisan 1988 Pazartesi gecesi, geçirdiği bir kalp krizi neticesinde vefat eder.” (Cumhuriyet 1988: 1) Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilir (Cumhuriyet 1988: 9)

Kaynakça

Cumhuriyet. “Oktay Rifat Vefat Etti”. 19 Nisan 1988. S. 22866.

Cumhuriyet. “Oktay Rifat Toprağa Verildi”. Nisan 1988 Perşembe. S. 22868.

Oktay, Ahmet (1992). “Oktay Rifat’la Konuşma”. Şiir Konuşması. İstanbul: Adam Yayınları.

Özcan, Tarık (2005). Şair ve Sözün Mahşeri Oktay Rifat. Ankara: Akçağ Yayınları.

Rifat, Oktay (1931). “Hepsi Var Sevgilim Yok”. Sesimiz. S. 6. s.1.

Rifat, Oktay (1932). “Ağlayan Evler. İskelet Parmaklı Kadın”. Sesimiz. S. 7. s. 5.

Rifat, Oktay (1932). “Mide Karar Verirse”. Sesimiz. S. 8. s. 13.

Rifat, Oktay ( 1932). “Mermer Merdivenler”. Sesimiz. S. 9. s.12.

Rifat, Oktay ( 1932). “Yollar”. Sesimiz. S. 10. s. 5.

Rifat, Oktay ( 1934). “Hasret”. Sesimiz. S. 13. s. 9.

Rifat, Oktay-Orhan Veli (1937). Varlık. C. 5. S. 101. s. 453.

Rifat, Oktay (1982). Bay Lear. İstanbul: Adam Yayınları.

Rifat, Oktay (1992). “Sanat ve Sosyal Meseleler”. Şiir Konuşması. İstanbul: Adam Yayınları.

Rifat, Oktay (1992). “Danaburnu’nun Temel Olayını Hürriyet’te Okumuştum”. Şiir Konuşması. İstanbul: Adam Yayınları.

Rifat, Samih (1985). “Oktay Rifat”. Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi. Anadolu Yayıncılık. C. 9.

Sazyek, Hakan (1992). Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Garip Hareketi. Ankara: Türkiye İş Bankası Yayınları.

Tanyol, Tuğrul (1997). “Oktay Rifat Üzerine Yazmamak”. Varlık. S. 1077. s. 64.

 

  1.  

Bunları da Sevebilirsiniz

Evet, fırtına dinecek, insanoğlu hayatta kalacak, çoğumuz hâlâ yaşıyor olacağız; ama çok farklı bir dünyada..   Kaynak: Financial Times Çeviri: Ömer Bozer** İnsanoğlu, belki de bizim kuşağın görmemiş olduğu bir kriz ile karşı karşıya. Önümüzdeki birkaç hafta boyunca, hükümetlerin ve halkın alacağı kararlar dünyanın geleceğini şekillendirecek. Bu şekillendirme, sadece sağlık sistemleri değil, ekonomi, politika ve kültür alanlarında …

Share

Rüyamda bir bulut dansa kaldırıyordu beni Gökte değildik ama Pistimiz yalnızlara sığınak olmuş bir iskeleydi Müziğe ihtiyacımız yoktu En derinimize işliyordu dalgaların sesi Sıcaktan bunalan kırgın bir çiçek gecenin ayazına bırakmıştı kendini Neşeyle eşlik ediyorlardı bize ateş böcekleri Peki sonsuz göğe ait bulutla mutsuz  yere ait beni buluşturan neydi? Ruhlarımıza fısıldanan o eşsiz ezgi mi? Yüreğimize sığamayıp gözlerimizden taşan sevgi mi? …

Share

As İlkyaz, we work to introduce three young writers every issue.We translate these works, which are made up of a short stories or poems, into English and endeavour to introduce them to readers outside of Turkey. This exchange, we hope, will create new audiences for our writers in the world arena and introduce them to …

Share
Önceki / Previous Ümit
Sonraki / Next Ece Temelkuran