Şu an yaşadığımız bu dünya geçmişte meydana gelen olaylar sayesinde var eğer geçmişte yaşananlar çok daha farklı bir gerçeklikte yer alsaydı şu an ki durumumuzun çok daha farklı olacağını söylemeye gerek yok.

 

İlk olarak savaşları inceleyelim,savaşlar çok farklı şekile girer.Bazen insanlar savaşır bazen fikirler savaşır.Savaşları anlamak için ilk önce insan ilişkilerini anlamalıyız.İnsanlık devletler halinde yaşamaya başladıktan sonra,olaylar sonucunda bazı duygular ortaya çıkmıştır;sevgi,nefret,ve açgözlülüktür.Genellikle günümüzde insanlar arasında savaşların hep açgözlülükten ortaya çıktığı,ülkelerin kaynak ve nüfuz arayışından dolayı savaşların tetiklendiği konuşulur,aslında bu yanlış değildir gerçekten tarihteki bir çok savaş insanların açgözlülüğünden ortaya çıktığı doğrudur ama tarihin seyrini değiştiren savaşların nerdeyse hepsinin başka fikirler altında ortaya çıktığıda başka bir gerçektir.

 

Her ulusun isteği olan refah,huzur,barış ve sevgi ortamı bazen savaşları tetikler.Uzun zamanlar boyu insanların çıkarları ve istekleri çatıştığında her zaman izlenen yol anlaşmak ve uzlaşmadır.Ancak bazı zamanlarda kelimelerin ve iletişim gücünün eksik kaldığı yerlerde insanlar birbirlerinin bu dünyadaki varlığını ve varlıklarını sonlandırarak onları ortadan kaldırabileceklerini düşünmüşlerdir bu yüzden orataya savaşlar çıkmıştır.

 

Bu yüzden barışı korumak ve ele geçirmek için oluşan bencil istek savaşları tetikler böylece sevgiyi korumak için nefret ortaya çıkar.Birbirlerini hiç tanımayan insanlar kendi barış ve refahlarını korumak uğruna birbirlerinden nefret ederler.Bu sevgiden oluşan savaştır

 

Bir paket kağıt düşünün,kağıda tonlarca kuvvet uygulasanızda kolay kolay parçalayamazsınız.İnsanlarda aynı böyledir,bir araya gelen insanlar kitlesi aynı düşünceler altınca toplanırsa onları kırmak neredeyse imkansız hale gelir.Durum böyle olduğu için bir kişinin varlığını düşüncesi kendi düşüncemizle çeliştiği için sonlandırmak anlamsızdır çünkü bizler aynı hayali paylaştığımız sürece başkalarının fikrimizi öldürmesi imkansızdır.

 

 

Bahsettiğimiz gibi savaşlardan doğan nefret yüzlerce yıl boyunca bir döngü halinde insanlardan insanlara tıpkı hayal gibi aktarılır,çünkü nesilden nesile geçen tek şey nefrettir.Peki bu döngü nedir?Bu döngünün başlangıç noktasını aslında adalet olduğunu anlamak zor değildir.savaş mağduru herkes karşılık arzularını adalet adı altında ararlar bu yüzden de daha fazla savaş ortaya çıkar.

 

O zaman bizim adalet anlayışımız mı hatalıdır yoksa nefret döngüsü dediğimiz bu kuram gerçek midir?Bunun cevabını düşünerek anlayamayız.Durum buysa aradığımız ve arzuladığımız adalet karşılık istemek ise adalet sadece daha fazla savaş ve intikam getirecektir

 

Böylece nefret döngüsü dediğimiz şey ortaya çıkar.Bir savaşta galip olup refah,kaynak,huzur,sevgiye ulaşanlar olduğu gibi yenilip nefret,intikam,keder ve öfke kazananlarda olucaktır ve böylece bir nefret zinciri söz konusu olacaktır.Ancak bu zinciri kırmanın bir yolu vardır,o da mutluluğu aramaktır.Bizler mutuluğu aradığımız sürece nefret ve sevgiyide insanlığın tüm kederinide kalbimize sıkıca kenetlediğimiz sürece eskiden yaptığımız hataları yapmayacağız.İşte o zaman geldiğinde insanlık nefret zincirinden kurtulabilecktir.

Bunları da Sevebilirsiniz

En çok yalnız kaldığımda zorlanırım Kalp odacıklarımın çalkantıları Beynimde gezen zehir zemberek Değil beni tüm dünyayı yönettiği iddiasıyla adeta Kurnaz ve yabancı atomların vızıltısı Zihnim gibi zellim saçak organlarımın homurtusu En çok o zaman duyulur Aynaya ne hacet Ben gözlerin öne bakıp arkayı gördüğüne inanırım.

Share

For our 25th issue, we reached out to the succsesful  writer Ahmet Ümit. He prepared a reading list for young writers. 1. DOSTOYEVSKY- THE BROTHERS KARAMAZOV “Because there is no literature without philosophy.”  2. KAFKA – THE TRIAL “Because good literature rises from ambiguity.” 3. NEZİHE MERİÇ – BOZBULANIK “Because dreams must always entangle with literature.” …

Share
Önceki / Previous Sahte Modern Dünya
Sonraki / Next ACAYİP MAHLÛKLAR ARASINDA