Tanırım gök yankısını
Loşlukta otururken dalgın
Belirir yeni bir ışıkta dünya
Parmaklarının mahcup kıvrımlarında

Harflerimin sesi kısılır
Yapraklar yavaşça iner
Gök yokuştan aşağı
Bir yağmur başlar
Gecede, geceden habersiz

Yakarış için açtığım ellerim
Ürker ışığından ateş böceğinin
Buluşuruz ıssızlıkta
Fundalığın uğultusu örter üstümüzü

Yıldızlar gözlerini kapar
Kalbim kapısını açar
Aralıktır ruhlarımız
Mor bir ceylan görürüm uzakta
Yitiririm kendimi sende

Hatıralar üşüşür beyazlığında
Penceremden bakarım gözlerine
Su izi sinmiştir bakışlarıma
Ne yapsamda silsem
Ne yapsamda silsem
Ebruli desenleri defterimden

Kendimden kaçamam bilirim
Yıkar görkemli bir ağacı
En derindeki fırtına

Bir yokuştur yürüdüğüm
Hep (su) yüzüne vardığım
Yağmurdur ebruli
Bulurum kendimi sende
Yitirirken

Bunları da Sevebilirsiniz

  “Her şeyin fazlasını zarar” sözünü kanıtlar gibiyim şu sıralar. Ya da dibe vurduğum için sadece siyahı görebiliyorum. (Siyah tüm renkleri içinde kapsar.) Her şey dağınık bilinmeyen bir şehirde yaşamak gibi. Bu şehir geçmişle ya da gelecek hayalleriyle dolu gri bir şehir. Gerçek hayat o kadar sıkıcı ki gri şehri rengarenk gibi görüyorum. Tek yapabildiğim …

Share

I Living is no laughing matter: you must live with great seriousness like a squirrel, for example— I mean without looking for something beyond and above living, I mean living must be your whole occupation. Living is no laughing matter: you must take it seriously, so much so and to such a degree that, for …

Share
Önceki / Previous Son Kare
Sonraki / Next Sis