TÜRKÇE

 

Bu gece bir parti vardı ben ve yakın dostumun davetli olduğu bir balo. Bir maskeli balo. İnsanların  taktığı maskeleri değiştirebilecekleri bir geceydi. O her gün kullandıkları kokuşmuş simaları değiştirebilecekleri yalnız 1 gece hediye edilmişti onlara.

Benimse hiç maskem olmamıştı hep kendi suretimi kullandım. Kirlenen maskem değil kendi suretim oldu yıllarca. Pisliği pek belli olmaz ama, zaten gri olan bir surat isle, pasla, dumanla ne kadar kirlenebilir? Bugün bana da bir fırsat verdiler kendime bir maske bulabilmem için. Dostumla biz de maskeler takacağız bu gece . Dostum olmadan ben eksik biriyim. İnsanları tanımaya açım onlara ihtiyacım var ama bir o kadar da nefret ediyorum onlardan . Onlarla 2 çift laf edemeyecek kadar . Oysa dostum hiç öyle değil konuşur, gezer tozar ,dert dinler, akıl verir. Ben de yanında hikayeleri dinlerim açlığımı giderir kendime pay çıkarırım. Bu yüzden ihtiyacım var dostuma.

Vakit geldi çattı buradayız rengarenk maskelerin içinde onca yeni hikayenin arasında. Ben maske bulamadım kendime yakıştıramadım hiç birini yüzüme . Beyaz maskeler takmak istedim bana yakışmadı. Renkler zaten bana küs ben onlara yakışmadım. Suretime pek benzeyen siyah bir maske taktım yüzüme bu gece. Dostum rengarenk tavus kuşu gibi; tüyler, pullar, simler.Yakışırdı ona bu renklilik hali.

Salonu şöyle bir süzdü parlak taşlarla bezeli beyaz bir maske takan genç bir hanımın yanına gitti dostum. Bu akşam da açlığımı bastıracak kurbanı bulmuştu benim için . Ama ne yalan söyleyeyim pek de iştah açıcı gözükmüyordu . Çok narin zarif bir genç bir kadındı . Dertsiz güller içinde büyümüş sarılıp sarmalanmış , annesiyle babasını gülerken görmemişse de kavgalarına da şahit olmamış gibi kırılgandı bir çığlık atsam paramparça olup yere yığılacak gibi bir hali vardı.

Dostum bir bakış attı genç kıza tanıttı kendini, selam verdi, selam aldı. Yıllarca nasıl yaptığını anlayamadığım şeyi tekrar yaptı. Tek bir selamıyla güvenini kazandı genç kızın. Nasıl? Bense o ne yaptıysa tam tersini yaptım. Gözlerine bile bakmadım. Elimi uzatmadım kendimi tanıtmadım . Bana yargılar gözlerle baktı ama sonra dostuma duyduğu anlamsız güven benim varlığımı kapatmaya yine yetti ve ben yokmuşum hiç var olmamışım gibi gecesine devam etti.

Doğru bilmiştim her zamanki gibi, narindi işte sadece 2 kadeh şampanya yetmişti dilinin kilidini açmaya.  Kurmuştu benim için sofrayı şimdi yemeğe oturma vaktiydi. Hep beraber terasa geçtik sorgulamadı benim varlığımı dedim ya beni hiç var olmamış saymıştı. Sordu ilk soruyu ilk dostum. Devamı da akıp gitti zaten.
Daha 21 yaşındaydı genç kız. Ne yaşamış olabilirdi bu yaşta.Yolun daha çok azını gitmiş. Bu hayatın tadı tuzu nerde, 21 yılda çok nadir ömürler kavrulur bu naif kızın tatsız tuzsuz olacağına nerdeyse eminim. Emindim. Çocukluğu tam da tahmin ettiğim gibi geçmiş her şeyi varmış hatta sevgi bile vermişler ona . Annesi babası sevmemiş birbirini hiç ama nefret de etmemişler birbirlerinden.Deniz manzaralı konaklarda pembe tütülü elbiseleri ve Fransız dadılarıyla büyümüş.Piyano çalmış, bale yapmış en güzel okullarda yatılı okumuş.Belli bir vakte kadar da en büyük derdinin yatılı okuldaki yalnız geceleri sanmış küçüğüm kıyamam.Bencillik.

Ve bu bencilliğinin karşılığını almış çok sonraları. Anlatırken bu kadar aç gözlü olmasaydım hayata karşı bunlar gelmezdi başıma dedi . Karma diyenler olur, ilahi adalet diyen olur, evren enerji diyen olur buna. Ne derseniz deyin bu kızın da ne dediği umrumda olmadı çünkü yok öyle bir şey.Kız sadece kendini suçlayarak hafifletmeye çalışmış yükünü. Yoksa kafayı yermiş orası da kesin suçlayamam onu. Zaten kimseyi suçlayamam hayat hikayesi için. E her güzel şeyin, güzel olmasa da yaşanması pek de güç olmayan bir hayatın sonu olurmuş. Ağlaya ağlaya kaydını sildirdiği okuldan döndüğü ilk gece kararmış hayatı. Anlayamadığı, tanımadığı insanlarla dolu olan evine döndüğü gece. Bir daha da gülememiş yüzü. O gece evdekiler kumarbaz babasının eve doldurduğu birkaç maron ve alkolik annesinin bağımlı arkadaşlarıymış. Korkuyla yattığı pembe odasının cibinlikli yatağından o sabah 40 yaş almış bir şekilde kalkmış . 21 senelik ömür kavrulmaz ama 61 yıllık bir ömre çok şeyler sığar. Anlatmadı o gece olanları dostuma bile güvenip anlatamadı . Çok nadir olurdu bu. Ama diyor ki küçüğüm o gece içine bir umut tohumu düşmüş.

Karanlıktan, vahşetten , şiddetten , acıdan sonra bir umut tohumu düşmüş içine. Kaybetmiş onu da yine öyle karanlık ağrılı ve kanlı  bir gecede . Artık eminim o beyaz maskenin arkasında neredeyse benimki kadar karanlık bir suret olduğuna. Bitmedi ama daha hikayesi. Bu gece yanında küçüğümden epey büyük bir bey vardı. Göbeği kendinden 10 adım önce giden tiplerden . Cezam diyor onun için. Bencilliğimin cezası. İnandırmış kendini bunları hak ettiğine . Başka bir gecenin getirdiği bir felaketmiş bu ceza . Kumarbaz babasının masaya yatırdığı küçüğümü kaybetmesinden 2 gün sonra kıyılan bir nikahın yükleriyle kamburlarşmış genç ihtiyar. Aralarındaki 30 koca ya rağmen küçüğüm cezasından daha buğulu bakıyor bu dünyaya. Tam 4 sene geçmiş o kumar gecesinin üstünden. 4 yıldır 1 kere tek başına çıkmamış cezasının ona aldığı deniz manzaralı hapishanenin içinden. Ona acı veren bir ur gibi tek bir an bile kopamamış ondan. Bunları anlatırken hıçkırıklara boğulmuştu çoktan. Anlattıklarından çok anlatmadıkları olduğu kesindi. Beyaz bembeyaz maskesi de beyaz değildi artık gözünden akan maskarasının karasına bulanmıştı. Karanlığı o kadar fazlaydı ki bir maskeyi bile aydınlık görmeye dayanamamıştı. Anlatırdı belki biraz daha yanımızda kalabilseydi. Ama bir öksürük sesi ufak bir mırıltı onu yanımızdan çekmeye yetmişti. Cezası gelmiş onu almış ve gitmişti. Bense ön yargılarımın bana oynadığı oyundan sonra aç kalkacağımı düşündüğüm masadan pek bir keyifle kalkmıştım. Yeterdi bu gece için.

Eve tek göz gri evimize döndük. Ben yolda çıkarıp atmıştım maskemi . Dayanamamıştım siyahıma siyah katmaya. Dostum eve kadar bekledi. Pek sevmişti tüylü maskesini . Gözlerinden anladım çıkarmak istemediğini ama bir noktada mecbur kalacaktı . O nokta da şu andı. Sakin çok yavaş adımlarla banyoya gitti çok yavaş. Baktı aynaya düşündüğümden kolay olmuştu tüylü maskesinden kurtulması. Tek çırpıda çıkarıp attı. Ama gidemedi aynanın önünden . Dakikalarca yüzünü izledi dakikalarca. Sanki bir şey için cesaret toplamaya çalışıyordu. Gözlerini kapattı.3 dedi fısıldyarak , 2 dedi sessizce. 1 diyemedi çok uzun sürdü 2 ile 1 arasına sonsuzluk sığımıştı bu iki rakam arasına . Sonra bir çığlık attı 1. Fırlattı maskesini.

Gözlerimi açtım.

ENGLISH

There was a party tonight, a ball that me and my good friend were invited to. A masquerade ball. It was a night when people could change the masks they wore. They were given this one night where they could change the stinking faces they used every day. I’ve never had a mask on the other hand, I’ve always used my own image. It wasn’t my mask that got dirty, it was my own image for years.

You never know what the mess is, but how dirty can an image get with soot, rust or smoke if its already coloured gray? They gave me a chance today to find myself a mask. My friend and I are going to wear masks tonight. Without my friend, I’m a missing person. I’m hungry to get to know people, I need them, but I hate them just as much. Too much to say a word with them. Whereas my friend is not like that, he talks, he travels, he listens to trouble, he gives advice. I listen to stories with you, satisfy my hunger, take credit for myself. That’s why I need my friend. It’s about time we’re here in colorful masks amid all these thrilling stories. I couldn’t find a mask. I wanted to wear a white mask. The colors were already resentful of me, and I didn’t suit them. I put a black mask instead tonight much resembling my surrogate. My friend is like a colorful peacock; feathers, scales, glitter. It would suit him with this state of color. He filtered the hall like this, and he went to a young lady wearing a white mask adorned with shiny stones, my friend. And tonight, he found the victim to quell my hunger. But I’ll tell you what, it didn’t look very appetising.

She was a very delicate, elegant young woman. He grew up in carefree roses, wrapped around him, and although I saw his parents laughing, he was fragile as if he hadn’t witnessed their fight, and if I screamed, he’d fall to pieces and collapse. My friend took a look at the young girl, greeted her, greeted her. He did it again, something I didn’t understand how he did it for years. He gained the young girl’s trust with one salute. how? I did the opposite of what he did. I didn’t even look him in the eye. I didn’t reach out, I didn’t introduce myself. He looked at me with judgment, but then his senseless trust in my friend was enough to shut down my existence, and he continued his night as if I never existed. I knew right, as usual, it was delicate, and only two glasses of champagne was enough to unlock your tongue.

My friend set it up, so it was time for me to sit down to dinner. We all went to the terrace, he didn’t question me, I told him I existed, he considered me never existed. He asked the first question, man. And the rest has gone away. She was only 21, young girl. What could have happened at her age. There’s a lot less of the way. Where’s the salt of life – in 21 years – I’m almost certain that this naïve girl was tastelessly unsalted. I was sure. Her childhood was exactly as I predicted, and they gave her everything that was she could have and even loved her. Her parents didn’t love each other, and they never hated each other. She grew up in mansions overlooking the sea, dressed in pink incense and French nannies. She played the piano, danced ballet, attended the best schools. And until a certain amount of time, she thought her biggest problem were the lonely nights at boarding school my little one, boohoo. Selfishness.

 

And that selfishness paid off much later. She said that if I hadn’t been so greedy, this wouldn’t have happened to me. There are those who call it karma, who call it divine justice, who call it the energy of the universe. No matter what you say, I don’t care what this girl says because she doesn’t exist. She was just trying to lighten the load by blaming herself. Otherwise, she’s out of her mind, and I can’t blame her for that. I can’t blame anyone for their life story anyway. Well, every good thing, even if it’s not beautiful, would be the end of a life that wasn’t so hard to live.  

The first night he came back from school, where she had his record erased, his life darkened. The night she came home full of people he didn’t understand, people she didn’t know. And his face never smiled again. That night, the house was filled with a few marons that his gambler father had filled the house with, and his alcoholic mother was addicted friends. She woke up that morning, 40 years old, from the mosquito net bed of his pink room, where she slept in fear. 21 lifetimes don’t scorch, but a lifetime of 61 years will fit a lot. She didn’t even trust my friend to tell me what happened that night. That would be very rare. But she says my little one fell into a seed of hope that night. After darkness, violence, violence, pain, a seed of hope has fallen into you. She lost her again on such a dark, painful and bloody night. Now I’m sure there’s a surrogate behind that white mask that’s almost as dark as mine. It’s not over, but it’s still the story. She had a gentleman with him tonight, considerably bigger than my little one. The kind whose belly goes 10 steps before itself. That’s why she says it’s my punishment. Punishment for my selfishness. She made himself believe that he deserved it. It was a disaster of another night. The young old man hunched over the burdens of a wedding that was slaughtered two days after his gambler father lost his little one. Despite the 30 whole years between them, my little one looks at this world more steamy than his punishment. It’s been four years since that gambling night. She hasn’t been out alone in four years, from inside the sea-view prison where his sentence has given him. She couldn’t get away from her for a single moment like a urn that hurts him. She was already sobbing when she told me all this. It was clear they weren’t telling you more than they were telling me. And his white mask wasn’t white, and now she was black with mascara flowing through his eyes. His darkness was so great that she couldn’t bear to see a mask light. Maybe if she could stay with us a little longer. But a little murmur from a cough was enough to get him out of our way. His punishment came and she took it and left. I was very happy to get up from the table where I thought I was going to go hungry after the game my prejudices played on me.

That should have been enough for tonight. We went home in one-eyed gray. I took off my mask on the road. I couldn’t stand to add black to my black. My friend waited until home. She loved her furry mask. I could see through her eyes that she didn’t want to take it off, but at some point she’d have to. That was the point. She went to the bathroom very slowly. She looked in the mirror and it was easier than I thought getting rid of her furry mask. She took it off in one fell swoop but she couldn’t face the mirror. She watched my face for minutes. It was like she was trying to get courage for something. She closed my eyes.3 she whispered, 2 said quietly. She couldn’t say 1, it took too long to get between 2 and 1 in infinity between those two numbers. Then she screamed. She threw her mask. I opened my eyes.

Bunları da Sevebilirsiniz

Edebiyat: Sadık’ın En Bilinen Hikayesi / Sadık’s Most Renown Tale/ L’hıstoıre la Plus Connue de Fıdèle Her şiirinde tanrılardan bahseden ve evine haciz geleceğini öğrenen fakat bir türlü haczedilmeyen ve bir kulağı duymayan Sadık’ın en bilinen hikâyesi “Bilmem ki ne olur en çok olacağını bildiğim ne ise bilirim en çok o olur” Vücudunda ufak kurak …

Share
Önceki / Previous Ki Çocuk Şiiri - Serhat Tepe
Sonraki / Next Yeni Seçilen Uluslararası Yazarlar Birliği Başkanı Burhan Sönmez'in BBC World Book Club röportajı