Bilmiyorum hangi mevsimin sonu bugün

Ben yine neyi kaçırdım bu anın telaşında

Kovalamaktayken kendimi her gün

İzliyorum siluetini yokluğunun hezeyanında

Zamansız bir kavmin göçü gibi

Uzaklaştığım bir yurt var her adımda

Düne dair unutulmaya yüz tutmuş anılar

Göremiyorum nerede başlar yol

Ne zaman durulur zaman dergahında

Sen sessiz harfler kullanırdın susuşlarında

Ben biraz daha kaybolurdum susuzluğunda

Yangın yerinde bir alevin harı değil ki söz

Yok olmuş bir külün ağırlığında

Sisli bir yalnızlık daimi geriye kalan

Döndükçe başa sardığım bu dilsizlik makamında

Bunları da Sevebilirsiniz

Oturduğu deri koltukta sesler çıkararak dönüyor, arada bir de gülüyordu. Masada duran soğumuş kahveye göz attı. Sonra saatini kontrol etti. Bu gecenin çok sakin geçeceği hissine kapılmıştı ki o sırada yardımcısı hızla odaya daldı. Masanın başına kadar gelip ona doğru eğildi. Sol elini masaya, sağ elini beline dayadı. Her zamanki gibi tok sesiyle tane tane …

Share

O harlı ateşte koyun koyuna yatan zavallılar, Patiskayı geçmeden alevde öylece kalakaldılar. Ve hangi gök gürültüsünün ardından; Saatsiz çalan hırsızlar gibi Yağmurdan ıslanarak kaçan sanıklar. Saat 18.16 suları bana seni hatırlattılar. Kızgın ve yürekli bir dev gibi savaştım! Karşımda işte fakat korkmam duysun ordular! Sus diyorsun, Bir çift göze konuşuyorsan da sus! Hatırla diyorum açık …

Share
Önceki / Previous SÜVEYDA
Sonraki / Next Kehanet