metin, kişi, adam, takım içeren bir resimAçıklama otomatik olarak oluşturuldu
Hunter High School yıllarında Audre Lorde

 

Bir içeri bir dışarı bakıp

Aynı anda hem öncesine hem sonrasına

Aradım geleceği doğuracak olan şimdiyi

Çocuklarımızın ağzındaki ekmek gibi

Onların hayalleri yansıtmasın diye

Bizim hayallerimizin ölümünü

AudreLorde / Hayatta Kalmak için Bir Ayin

1934’in 18 Şubatında göçmen bir ailenin çocuğu olarak New York şehrinde dünyaya geldi Audre Lorde. Çocukluğunda annesinin Afrika kökenli Karayipliler hakkındaki efsanevi hikâyelerini dinleyerek büyüdü. İletişim kurmakta güçlenen bir çocuk olarak şiirle olan teması bir rastgelelikten öteydi, şiiri erken yaşlardan itibaren bir konuşma, hatta bir yanıt sunma, diyalog kurma biçimi olarak yaşamına dahil etmişti büyük şair. Farklı ve özel bir çocuk olarak, basit bir “Nasılsın?” sorusuna bile şiirle yanıt vermeyi tercih etmesi onun düş gücünü ve imge dünyasını daha çocukken zenginleştirmişti.  

Ünlü yazar bu durumu Black Women Writers’a verdiği röportajda şöyle anlatmıştı: “Şiirle konuşurdum; şiirler okur ve onları ezberlerdim. İnsanlar bir konuda ne düşündüğümü sorduğunda onlara şiir okurdum, şiirde onlara cevap olabilecek bir dize mutlaka olurdu. Başka bir deyişle, kelimenin tam anlamıyla şiir aracılığıyla iletişim kurdum. Ve hissettiklerimi ifade edecek şiir bulamayınca da şiir yazmaya başladım. Sanırım o zaman on iki ya da on üç yaşındaydım.” 

Çok küçük yaşlarda ayrımcılığa maruz kalmaya ve hissettiği adaletsizlikleri tarif edecek kelimeleri aramaya başlamıştı şair. Ailesini ikna ederek başvurduğu ve başarılı bulunarak kabul aldığı özel bir okul olan Hunter High School’a devam ederken yazdığı şiirler nedeniyle öğretmenlerin ilgisini çekmeye başlamıştı bile. En başından beri güçlü bir Siyah kimliği vardı. 15 yaşındayken okul dergisi için yazdığı “Spring” başlıklı ilk şiiri “fazla şehvetli” bulunduğu için okul yönetimi tarafından onaylanmadı. Bunun üzerine şair dirençli ve yılmaz karakterinin erken bir göstergesi olarak bu şiiri Seventeen Dergisine gönderdi ve 1951 yılında ilk şiiri böylelikle derginin Nisan sayısında kayda geçmiş oldu. 

* 

“Toplum tarafından kabul edilen kadın sıfatı camiasının dışında duran bizler; farklılığın ocağında dövülmüş olan bizler, fakir olan bizler, lezbiyenler, siyahiler, yaşlılar; bilin ki hayatta kalmak okullarda öğrenilen bir şey değildir. Bu, farklılıklarımızı nasıl ele alıp onları güce dönüştürebileceğimizdir. Bir ustanın alet ve edevatları asla kendi ustalarının evini sökmeyeceklerdir. Bizi belki ustayı geçici olarak kendi oyununda yenmemize izin verebilirler, ancak asla bizlere özgün bir değişimi gerçekleştirmemiz için izin vermeyecekler; ve bu gerçek sadece ve sadece ustanın evini bir yardım kaynağı olarak tanımlayan kadınlara bir tehdittir.” 

* 

Kendini siyahi, lezbiyen, anne, savaşçı ve şair olarak tanımlayan Lorde, birden fazla ayrımcılığa maruz kalmanın etkisiyle direnmenin ve ayakta kalmanın yegâne yolunun öfkeden geçtiğini savunmuştu; ancak önemli bir farkla; nitekim onun öfkesi aydınlıktan beslenen ve karanlığa yönelen bir öfkeydi. Öfkenin kullanımı başlıklı makalesinde bu durumu şu cümlelerle özetlemişti: “Benim ırkçılığa cevabım öfkedir. Hayatımın büyük bölümünde bu öfkeyle onu inkâr ederek, ondan beslenerek, hayallerimi boşa harcamadan onu kullanmayı öğrenerek yaşadım. Öfkeden duyduğum korku bana hiçbir şey öğretmedi. Bu öfkeden duyduğunuz korku size de hiçbir şey öğretmeyecek. (…) Oysa hayallerimiz ve geleceğimizin hizmetinde ifade edilen ve eyleme dönüştürülen öfke özgürleştirici ve güçlendirici bir berraklaştırma eylemidir, zira ciddi farklılıklarımız olan müttefiklerimizin ve gerçek düşmanlarımızın kim olduğunu bu zorlu tercüme süreci sayesinde belirleriz. Öfke bilgi ve enerjiyle doludur.” 

Şiiri ve edebiyatı, güzeli gerçekle harmanlama sanatını, iktidarla, ezenlerle, sömürenlerle ve gücün sahipleriyle mücadele etme biçimi olarak benimsemiş şair, bütün şiirlerinde, yazılarında, asi ve boyun eğmeyen dışavurumcu bir edebiyatın sesini okuruna geçirebilmiş, bu kanalı en etkin şekilde kullanabilmişti. Yakın dostu olan şair Adrienne Rich gibi, dayatılan sükûta karşı anlamlandırmak, tanımlamak ve adlandırmak için söze başvurulması gerektiğini düşünüyordu. O yıllarda New York’un sol camiasının bile homofobik olduğu düşünülürse, o, sadece karşısında gördükleriyle değil yanında zannettikleriyle de mücadele etmek zorunda kalmıştı ve bu mücadeleden lezbiyen kimliğini haykırarak çıkmış olması şüphesiz edebiyatın ışık saçan yol arkadaşlığıyla mümkün olmuştu. 

İlkyaz ekibi olarak bu sayımızda gerek yaşamı boyunca verdiği özgürlük ve adalet mücadelesiyle gerekse buna eşlik eden yazın deneyimleriyle dünyanın onurlu ve barışçıl tarafına büyük hediyeler sunmuş cesur şair ve aktivist Audre Lorde’un gençlik döneminde kaleme aldığı ilk şiir seçkisi olan The First Cities’den alıntıladığımız bir şiiri sizlerle paylaşıyor ve Türkçeye “Karaelmas” başlığıyla çevirdiğimiz bu şiirin ve şairin hikayesinin bütün cesur ve onurlu genç kalemlere ilham olmasını diliyoruz. 

 

KARAELMAS 

 

I 

Simsiyah olan konuşuluyor mu, 

Yeryüzünün içinden. 

Birçok biçimi var açıklığın. 

Bir elmas alev düğümüne nasıl dönüşür 

Nasıl döner bir ses bir söze de, renklenir

Kimin konuşmak için ne bedeller ödediğine göre.

 

Bazı sözler açıktır 

Elmas bir pencere gibi 

Batan güneş ışığının çarpan kırılmalarında şarkılar çığıran 

Bazı sözlerse yığılmış iddialara benzer 

Delikli makbuzlardaki gibi sanki -satın al, imzala ve yırt gitsin- 

Ve gelsin ne pahasına olursa olsun, 

Gerideki artıklar

Kötü çekilmiş dişler gibi kalırlar, biçimsizce. 

Bazı sözler boğazımda yaşarlar 

Engerek yılanlar gibi çoğalarak. 

Bazılarıysa güneşe duyarlıdır 

Dilimin ucunda çingeneler gibi tepinirler 

Dudaklarımdan taşmak için 

Kabuğundan fırlayan yavru serçeler gibi. 

Bazı sözlerse 

Altüst ederler beni.

 

Aşk da kendi açıklığı olan bir söz 

Elmasın alev düğümüne dönüşmesi sanki

Ben siyahım çünkü ben yeryüzünün içinden geliyorum 

Ama sen açık ışıklarında  

Sözümü mücevher kabul et 

 

Audre Lorde 

Türkçe’ye çeviren: Halil Gediz ve Ege Dündar

 

Özgün İngilizce versiyonu: 

COAL 

 

I 

Is the total black, being spoken 

From the earth’s inside. 

There are many kinds of open. 

How a diamond comes into a knot of flame    

How a sound comes into a word, coloured    

By who pays what for speaking. 

 

Some words are open 

Like a diamond on glass windows 

Singing out within the crash of passing sun 

Then there are words like stapled wagers 

In a perforated book -buy and sign and tear apar- 

And come whatever wills all chances 

The stub remains 

An ill-pulled tooth with a ragged edge. 

Some words live in my throat 

Breeding like adders. Others know sun 

Seeking like gypsies over my tongue 

To explode through my lips 

Like young sparrows bursting from shell. 

Some words 

Bedevil me. 

 

Love is a word another kind of open— 

As a diamond comes into a knot of flame 

I am black because I come from the earth’s inside    

Take my word for jewel in your open light. 

 

Audre Lorde 

 

 

 

Referanslar: 

 

https://www.poetryfoundation.org/poets/audre-lorde 

www.shorturl.at/frIT3 

https://t24.com.tr/k24/yazi/audre-lorde-dize-dize-ozgurlesmek,2947 

https://beenhere.org/2017/02/18/audre-lorde-2/ 

https://mocada.org/reflections-black-sheroes-audre-lorde/  

http://www.nyclgbtsites.org/wp-content/uploads/2019/06/Audre-Lorde-Residence.pdf 

 

 

Bunları da Sevebilirsiniz

11.08.2019 Feza Kürkçüoğlu “Şu güzel İstanbul kıyılarında bedava girilecek bir karışlık boş deniz kalmadığına bakarım da, denizin nasıl satın alındığına şaşarım.” Aziz Nesin bugünleri görse küçük dilini yutardı. Refik Halit, Saik Faik, Osman Cemal Kaygılı, Sermet Muhtar ne hale gelirdi kimbilir… Artık plaj kalmadı, “beach” veriyorlar. Parası bol olana tabii. Halbuki bir zamanlar o sahiller …

Share

İnsanlık ne zaman komün yaşamdan ayrıldı ve sınıfsal toplum düzenine ayak bastı; o gün bugündür tarihin kıyafetleri kan lekesinden arınamadı. Friedrich Nietzsche kendini, çağının sözde çağdaş, üstten bakan, kürsü düşünürlerinden ayrı tuttu. Bu durumunu bize sunduğu eserlerinde çoğu kez bastırarak belirtti ve o düşünürlere resmen savaş açtı. Bu savaşın önemli sebeplerinden biri ‘’Tarihi Aşırıcılık’’tı ve …

Share

“Biraz daha uyusam ve bütün bu delilikleri unutsam…”(Franz Kafka/Dönüşüm, sf:18) Uyandığımdan beri kafamın içinde tek bir düşünce, tek bir hayal… Mutfağımda oturmuş, karşımdaki bomboş tabağa bakıyorum. Belki bir belki üç saattir oturuyorum burada. Zaman kavramını yitirmişim. Kafamın içi hem çok dolu hem de bu tabak kadar boş. Bir elim masada diğeri ise kucağımdaki mektubu kavramış, …

Share
Önceki / Previous My Brother’s Keeper: a former Guantánamo detainee, his guard and their unlikely friendship
Sonraki / Next İlkyaz Issue #28 is Out!