TÜRKÇE

Nereye elimi atsam mutsuzluk,
Bir yokluktur büyüyor şuralarda bir yerlerde
Ben biraz da yok gibiyim bu akşamüstleri çok şey anlatan sakallarımla
Bir duvara yaslanıp bazı adamların yitişini izliyorum
Bazı kadınların bacaklarının arasından güneş batıyor
Ufak tefek gülüyorum gözlüklerim gözümde
Saçlarımı da taramamışım ağzım yüzüm toz içinde
Bir bozkırdan nasıl olduysa bu kente düşmüşüm.

Yolumu şaşırdığımdan beri esmerleşti tenim
Bir çekingenlik yerleşti üstüme öyle yabancıyım
Nerede bir kalabalık görsem bir köşeye sinip
Yüze kadar nabzımı sayıyorum, yüz büyük sayı
Yüz iyi, yüz güzel, nabzımı sayıyorum sinip köşelere yüz kere
Sonra koşuyorum koşuyorum da bir akrabamı bile bulamıyorum
Üstlerine bir çekimserlik gelmiş öyle yalancılar
Yüksek çağrışımlı yalanlar söylüyorlar kuş üzümlü iç pilav hakkında
Bir suyun akışı hakkında, uzayan kılları hakkında yalanlar
Ya da unutulmuş mühim bir işin hatırlanması hakkında
Çok acelesi olmalar ve tam da çıkıyordumlar hakkında yalanlar
Ve yalan yanlış sarılıyoruz öyle yalnızım.

Yüzüm bir ustura kayışı akşam güneşinde
cami önündeki tezgahta kan taşından tespihler
Yarası olan gocunur bir gonca satıyor çingene kız
Boynunda alı al moru mor bir haytanın diş izi.
Bir yoksulluktur ne uzuyor ne kısalıyor gölgesi, hep etrafımızda.
Ben biraz da yoksulluk gibiyim bu kentte yolunu kaybetmiş
Hangi kapıyı çalsam bir yokluk açılıyor önümde
Hangi sokağı dönsem ya bir kadın öpmek arzusundayım
Ya bir deniz görmek…
Eski bir şarkıydı bu şimdi unuttum belki ölsem hatırlarım
Resmi bir törende söylemiştim de sarışınlar alınmıştı
Bir çaresizlik gelmişti üzerlerine öyle de hoyrattım.

Şimdi bir akşam güneşidir yer altına çekiliyor
Eşkıyalar gibi nefes alıyorum çok delikanlı bıyıklarımla
Bir cesedin yanında tırnaklarımı kesiyorum
ve kanto söylüyorum sabaha kadar mezarlıklarda
Nereye elimi atsam kuruluyorum
Sabaha karşı ıslanmış yapraklarını çiçeklerin.

 

ENGLISH

Translated with the author’s approval by  Irmak Ertaş

Wherever I lay my hand on, there is unhapiness,
A sort of absence grows over there somewhere
I am like absence in the afternoons with my tale telling beard
I lean against a wall and watch some men wither away
The sun goes down between the legs of some women
I laugh silently and keep my sunglasses on
My face is covered in dust and I haven’t combed my hair either
I fell into this city somehow from the countryside.

My skin got darker since the day I lost track of my way
A shyness came upon me, I am a stranger here
Whenever I see a crowd, I crouch by a corner
And count my pulse; a hundred is a great number
Hundred is good, hundred is fine, I crouch by corners and count my pulse a hundred times
Then I run and run but I can’t find any relatives of mine
A shyness came upon them, such liars they are
They tell lies with many connotations about blackcurrant rice
About the way water flows and how their body hair grows
Or about the rememberance of an important, forgotten job
Lies about being in a hurry and “I’m on my way, really”
And we fake and lie about our cuddles, thats how lonely I am.

My face reminds the sliding of a sting in the afternoon light
The bloodstone rosaries on the stand in front of the mosque
Hit dogs will holler the gypsy girl sells a bud
She has a purple red bite mark of a rascal.

The length of this poverty is never less or more, it surrounds us.
I am like poverty in this city which lost it’s way

Absence answers to whichever door I knock
Whichever street I turn I either desire to kiss a women
Or to watch the sea…
There was an old song I forgot, maybe I’ll recall if I die
I sang it during an official ceremony and the blondes were offended
A despair came upon them, that’s how rough I was.

Now an afternoon sun, sunks to the ground
I breath like bandits with my hotspur moustache
I cut my nails by a corpse
And I sing canto in cemeteries till dusk
Wherever I lay my hands on, I begin drying
The leaves of the flowers which got wet as the morning comes.

Bunları da Sevebilirsiniz

For June, we reached out to İletişim Publishing research and analysis series editor Tanıl Bora. He prepared the following reading list for young readers. It’s a difficult decision to choose books and when you have to choose only five… To pave the way for myself, I will choose five books from the publishing company I …

Share

September’s works are now live and can be found below and throughout the postings on the English homepage! As İlkyaz, we work to introduce three young writers every month. We translate these works, which are be made up of a short stories or poems, into English and endeavour to introduce them to readers outside of Turkey. …

Share
Önceki / Previous İhtiyar Adam ve Hamamböceği / Elderly Man and the Cockroach
Sonraki / Next İlkyaz'ın 28.Sayısı Yeni Genç Yazarlarla Yayında!