Ekin Bernay, duygularımızı dışa vurmanın önemini anlatırken bizlere bir soru yöneltiyor: “Tüm bu acı ve yok oluş içerisinde, varlığımızı doğduğumuz bedende nasıl sürdürebiliriz?”

Ekin Bernay Londra ve İstanbul arasında çalışan bir dans terapisti ve performans sanatçısıdır. Klinik çalışmalarına 2013 senesinde, Roehampton Üniversitesi Dans ve Hareket Psikoterapisi yüksek lisansı ile başlamıştır. Şizofreni tanısı olan yetişkinler, otizmli bireyler ve mülteci çocuklar üzerine yoğunlaşan Bernay aynı zamanda sanat çalışmalarında terapi etkisini yaymaya çalışmaktadır. Performans sanatının dönüştürücü ve iyileştirici özelliklerini araştırmaktadır. Performanslarında metin, ses ve koreografi yardımıyla izleyiciyi yönlendirmektedir. Performans yaptığı kurumlar içerisinde Tate Müzesi, Victoria&Albert müzesi, Pera müzesi, Sadlers Wells gibi sanat alanında önemli alanlar yer almaktadır. Ekin Bernay uluslararası performans platformu Performistanbul sanatçısı olarak çalışmalarına devam etmektedir. Bernayın aynı zamanda Bilkent İletişim ve Tasarım bölümü lisansı ve Moda için Tasarım yönetimi üzerine yüksek lisansı bulunmaktadır.

Bunları da Sevebilirsiniz

gece soğuk olurdu eksik bir an gibi çabucak koşmak isterdik içeri gelemezdi an bakmaya tutamazdık senelere bakmaya senelerden geceyi mehtap gibi kavramaya doyamadık üşümeye bir ninni uğruna yastığa baş koymaya razıydık mum titrediğinde alevi sönmesin diye bazen bilerek söndürürdük Şaka niyetine eğlencemizdi bir mumun etrafına düşler dizerdik dünyamız dönüyordu o an şimdi aklımda bir an …

Share

Kapının kolunu zorlamadan, anahtarın peşine düşmeden dört duvarı tırnaklarınıza yok eden sonra kapıya dayanıp dilenen biz insanlara dilenmeyi de domuzlar öğretti. Biz ne dinlendiğini bile bilmeyenler kandırabilseydik kendimiz anahtarı paspasın altına indirirken domuzların kiri, pası paspasın altına ittiğini görür, kokusuna alışırdık. Nasıl olsa alıştık onca şeye, bir koku mu bizi kendine getirecekti? Biz adalet diye bağırırken adalet için savaşanları soğuk sulara bırakmadık mı, biz yoksulluk diye haykırırken onca şeyi ziyan etmedik mi, biz …

Share

Yaşamaya çalışıyoruz; yaşamaya çalışanları yaşatmamaya azmedenler arasında. Sevmeye uğraşıyoruz sevmeye uğraşanları sevmekten tiksindirenlere rağmen. Ciğerlerimizdeki son hava zerresine, kalbimizdeki en küçük hücreye kadar aşkla doluyuz. Bu doluluğa boş gözlerle bakanlar, anlamıyor bizi. Boğuluyoruz acayip mahlûklar arasında. Kafaları bizim kafalarımız gibi değil, başka… Kalpleri demirden ve kireçten; dilleri kocaman ve keskin. İnanmıyorlar ne söylesek… Bakıyor; ama …

Share
Önceki / Previous Çölün Sonundaki Ayna / Mirror At the Desert's End
Sonraki / Next Edip Cansever - Sona Kalsa