TÜRKÇE

Kalburüstü sevdalardan sıyrıldım da geldim
Deldim kaskatı acıları
Jinda, bir oluk yol kalmış kapına taşmama
Bir deri bir kemik kalmış yüreğimi açmama
Afaroz etme beni otağından Jinda
Zira kalburüstü sevdalardan sıyrıldım da geldim
Zerdüşt’te görmüştük ya hani acının bir rahmi olduğunu
Deştim acı başka bir acıya gebe düve kalmadan
Ve de eştim artık turnalara, atlara
Kafa tuttuk poyraza
Bir oluk yol kalmış kapına taşmama
Jinda, sesimi toprağa gömdüm de geldim
Bahşettim şiirlerimi tanrıçalara
Ki zanlı kırkikindi yağmurları eşliğinde haykırsınlar yıkık dökük yüreğimi
Üflesinler ruhumu teslim ettim tüm benliğimi
Kaçmayasın yağmurlardan ha Jinda
Ayasın Jinda
Gün neşesin
Toplayasın çamur bataklığından kırıkları
Açasın arıkları
Seresin ardı ardına acıları
Nihayetinde korkularla yüzleştirmek gerek suspus olası hıçkırıkları
Geldim Jinda eşiğindeyim kapının
Merak etme ezmedim bahçedeki çiçekleri
Emek kokuyor, sen kokuyor hepsi bir ağızdan
Şiir söylüyor hepsi kavrulmuş bir dudaktan…
Zanlı kırkikindi yağmurları eşliğinde…

ENGLISH

I arrived eluding elite love affairs
I punctured through grief hard as nails
Jinda, there is a gutter’s distance left
until I overflow at your door
To burst open my heart, all skin and bones
Don’t ostracize me from your pavilion Jinda

As I arrived escaping upper crust love affairs
As we’ve seen at Zarathustra that pain has a womb
I ripped it up before pain got impregnated by more pain, a heifer
That corresponded to cranes and horses
We challenged the north eastern winds
There’s a drain pipes distance left
Until I overflow at your door

Jinda, I came burying my voice underground
Bestowed my poems to goddesses
So they may cry out my tattered heart
Under the accused rains of the 42nd
Let them blow away my soul
I turned in all my sense of self

Don’t you run from the rains Jinda
Come to your senses Jinda
You are the new day, the joy

Recover the broken bits from the swamps
Pave open the springs
Lay pains on display back-to-back

In the end, the silenced sobs need to be faced with fears

I’m here Jinda, at your doorstep
Don’t worry I didn’t trample on the flowers in the garden
They smell like labor, like you all in a chorus
They sing all from one scorched lip
Accompanied by the rains, of the accused 42nd

*Kırkikindi The name given to the continuous rains that usually span late Spring in Anatolia

Bunları da Sevebilirsiniz

Siyah kelebekler çeşmesi adın Hayatın yirmi dört saat ya da benim Uzakdoğudan arkadaşın var Elleri uzun,gözleri nemli, tutturulmuş gibi Kederli rıhtım yağmurları gözleri senli Musonlarından getirdiği Hüzünlerden elemli Sen korkansın, ikircikli akşamlarda Hayatı yaşamadan Onu kaybetmekten olacak belki Belki nisanlar anlamadığından Seni ya da beni ya da bizi Papatyalar taze tükendi Havalar eski zaman sarhoşu …

Share

Bekliyorum harekeli saniyelerin, Bileklerimde kıvrılmasını. Dudaklarımda yeni bir aşkın amentüsü… Ve tüm yol kenarlarının kayıp girizgahları… Öteleniyor buruk sevinçlerimde. Portreler asıyorum kalyon boylarına. Renksiz ve mat… Mona Lisa gülüşünü izliyorum bir duvar kenarında. Tüm tılsımı çözülüyor sardunyaların. Titrek bir yaprak oluyorum, Basamakları tek tek çıkarken, Kendime düşen her patikada. Yok oluyor çocukluk anılarım. Yalpalaya yalpalaya …

Share
Önceki / Previous KAR KÜRESİ
Sonraki / Next Halı / The Carpet