Uçucu bir şeydi zaman

Balon gibi kendi halinde, biraz da pudralı

Birer matruşkaydı kelimeler

Bir kenti örtbas edip başka bir kentte yok olmak pahasına!

İki ağır bavulu taşıdı ruhum, kalbim ve cismim

Ayrımında Arjantin Sapağı veya Balık Tutan Mavi Kedi Sokağı

Üzerinden yağmur eksik olmayan soğuk bir aparattı hayat

Birkaç vapur bekledim iç içe geçmiş labirentlerde

Gözlerim indi açılan kapılardan, ellerim indi sonra

Taşıdılar cesedimi Tophanede bir mezarlığa

Ve “Unuttuk Tanrıyı!” diye bağırdı bir çocuk

Kanatları vardı, kabaca taranmış saçları, kısa bacakları…

Sallanmaktaydı: Sağa sola, güneye kuzeye, öyle böyle…

“Çok yalnızım!” dedi çocuk. “Babam , benim şakağımda yaşayan doğum yarası ”

Melekler ve şeytanlar belirdi sonsuz armonide

Kitaplar açıldı, kapandı kitaplar

Birkaç kadın, silah tüccarı, Afrika kokusu tuz duman

Hava da dağılan Nemesis

Kümülüsler şehvetli toprağın altına saklanırken

Hiç olmuştu melekler ve boynuzlu yaratıklar

Algoritması parlayan yıldızların…

Kafileler dolaştı çöllerde, çaldılar ışığı

“Dünya!”dedi çocuk. Aynı çocuk.  “Dünya, ufacık; elimde,  şimdi burada.”

“Kar küresi içinde saklanmakta. Ha kırıldı, ha kırılacak!”

Müziğin sustuğu şehir gömüldü karanlığa

Çıkmadı teninden yakan doğum lekesi çocuğun hiçbir zaman

Ve sonra ağladı Azrail

Çocuğun rüyasında!

 

 

 

Bunları da Sevebilirsiniz

Sevgili okur ve yazarlarımız, Üç senelik yolculuğu içinde İlkyaz, sizlerle beraber 15 yaş altından 35 yaşına uzanan bir çerçevede 300’den fazla genç yazara yer açtı, sayı başı ortalama 7 bin okura yanaştı. Tabi ülkemizin ve dünyanın yaşadığı zorluklardan payını aldık ve yayına devam edebilmek için fon bulmakta güçlük çektik. Sonunda kuruluşumuzdan beri destekçimiz olan Norveç …

Share

Genç adam uzun süredir seyre daldığı karanlık sulardan bir başka uçsuz bucaksız derya olan gökyüzüne çevirdi bakışlarını. Bulutlar arasından tek tük ışık noktacıkları halinde görünen yıldızları seyre daldı. Bu kadar yakın görünen yıldızlar nasıl olurdu da ulaşılamayacak kadar uzak olurdu? Halbuki çocukken o,  ulaşılamayan gökyüzünün tek sorumlusunu  yer çekimi sanmıştı hep. Saçlarını ve yüzünü yalayıp …

Share
Önceki / Previous Danışma Kurulu Üyemiz Halil Gediz'den Din ve Şiddet Üzerine Bir Analoji Denemesi: Din İhmal Edilmiş Bir Çocuk Mudur?
Sonraki / Next “Kitleler Faşizmi Neden Arzular?” Sorusu Üzerine Düşünceler