Suskunluğumu bozmak nedeniydi varlığın
Neden yaptın?
Bu düş uğruna ölmek neden?
Engel olmalıydın bedeninin atılışına
Tüm benliğinin yanışına
Ama yapmadın
Bak işte ne oldu?
Önce sen, senden sonra ben…

Kahroluşum sanma ki alevden
Yükselen yanık et kokusuna,
Kahroluşum ruhunadır!
Atıldığı ateşte bin kere dirilip bin kere ölen
Ruh, sanma ki artık yoldaşındır!
Sen yanmadan yakmıştır o seni
Ne zamandır mahrum olduğun
Vicdânın ateşinde.

Kahroluşum,
Sanma ki sendendir.
Uğruna ölecek bir amacı olmayan
Âciz benin
Özeleştirisidir.

İşte öğreniyorum görüyorsun
Ama sen gittikten sonra neye yarar?
Bölüşmemiz gereken acıların
Faydası, tek vücuda olur zarar.

İşte, işte yanıyorum bağırmadan
Hep üşüyen ellerim anca ısındı.
Ama ilk ısındığı yer değildi cehennem
Oradan önce bir kuytu vardı.

Bunları da Sevebilirsiniz

Geç kalan yeni sayımız için gönülden üzgünüz. Doğrusu İlkyaz’ın hayatını sürdürebilmesi ve geleceğe sağlam temellerle uzanabilmesi için çalışmalarımızı bir süre duraksatmak zorunda kaldık. Bu zamanı ekibimizi genişletmeye odaklanarak kullandıktan sonra Norveç PEN sayesinde yenilediğimiz fonun elimize ulaşmasıyla tekrar işe koyuluyoruz. Üstelik 10 temsilci ile Temsilcilik nedir?  Kuruluşundan bu yana İlkyaz’ın genç yazarlara birbirleriyle bağlantı kurabilecekleri bir …

Share

  Bu şehirde renkli kıyafet bir tek o kadın giyer. Şehrin siyah beyaz insanları onun renklerine henüz alışamadılar. Kadını her gördüklerinde gözleri şaşkınlıktan fal taşına döner…   İş yerinde bile patronu her defasında azarlar onu: Bir bak etrafına, senden başka renkli giyen var mı? Unutmuşum… – diye kadın gülümser ve patronu bir günlüğüne başından savmayı …

Share

As İlkyaz, we work to introduce three young writers every month. We translate these works, which are be made up of a short stories or poems, into English and endeavour to introduce them to readers outside of Turkey. March’s works are now live and can be found below. This, we hope, will create new audiences …

Share
Önceki / Previous Özkan Mert’le Günümüz Şiiri Ve Şiir Çevirisi Üzerine
Sonraki / Next Kültür-sanat sektöründe neden taş üstüne taş koyamıyoruz?