TÜRKÇE

Bir kıtanın en ücra noktası,

Bir bebeğin ilk adımları,

Bir yudum kahvenin hazzı,

Bu muydu mutluluk?

Deniz kenarında gitar çalan adam,

Yanında ona eşlik eden arkadaşı,

Ritmi tutturan dalgalar,

Bu muydu huzur?

Eline batan kıymık,

Aşamadığın engeller,

Kalkamadığın düşüşler,

Bu muydu üzüntü, acı?

Sevmeyi unutmak,

Ağlayamamak,

En sevdiğine dokunamamak,

Bu muydu ölüm?

Ölüm huzurdu insana aslında. 

Ölüm cennetti,

Sonsuza ermekti, unuttu ki.

Mutluluk ağlayabilmekti,

Mutluluk üzülmeyi unutmamaktı, o hiç mutlu olmadı ki.

Acı hissedememekti, o bilmezdi ki.

İnsan büyüdü, olgunum dedi.

Hisler neydi ki?

Unuttu insanlık bildiklerini,

Unuttu kimliklerini.

Üzüntü ağlamaktır dedi,

Ağlamak mutluluktu oysaki.

Ölüm acıdır dedi,

Ölüm huzurdu, bilmiyordu ki.

Sessizliğe yalnızlık dedi,

Sessizlik en güçlü sesti halbuki.

Kırmızıya ölüm dedi,

Kırmızı hayattı unuttu ki.

ENGLISH

The remotest point of a continent,

A baby’s first steps

The pleasure in a sip of coffee,

Was this happiness?

A man playing guitar by the sea

His friend accompanying him,

The waves that keep the rhythm,

Was this peace?

A splinter in your hand,

obstacles you cannot overcome,

Falls you can’t get up,

Was it sadness, pain?

forgetting how to love

can’t cry,

Not being able to touch your loved one,

Was this death?

In fact, death was peace.

Death was heaven

It was forever, he forgot.

Happiness was being able to cry,

Happiness was not forgetting to be sad, he was never happy.

It was not being able to feel pain, he didn’t know.

The person has grown, he said I am mature.

What were the feelings?

Humanity has forgotten what they know,

Forgotten their identity.

He said sadness is crying,

Crying was happiness.

He said death is pain,

Death was peace, he didn’t know.

He called the silence loneliness,

Silence is the strongest sound.

He said death to red,

Red was life, he forgot.

 

 

Bunları da Sevebilirsiniz

“Non-reading is not just the absence of reading. It is a genuine activity, one that consists of adopting a stance in relation to the immense tide of books that protects you from drowning. On that basis, it deserves to be defended and even taught.” BY MARIA POPOVA At first blush, a book titled How to Talk …

Share

EDEBİYAT: NİL AKAY  – DÜRTÜ / IMPULSE / IMPULS I Kalemin kapağını kaçıncı kez çıkarıp taktığının farkında bile değildi. Kapağın üzerindeki etiketin bir ucu kapaktan sıyrılmış ve arasına toz dolmuştu. Ucu sıyrılmış etiketi yerine yapıştırmayı denedi fakat o kadar kirlenmişti ki etiketin yapışkanı gittiği için yapışmıyordu. Tırnağıyla kirlenmiş yapışkanı kazıdı. Artık istese de etiketin ucu …

Share

Küçük bir odanın büyük eşyaları altında oturup kalbini coşturan, gözlerini aydınlatan mutluluk sebebine her bakışında mutluluğu  artıyordu. Korkunçtu bu kadar mutlu olmak. Kalp hükmedildiği kafesine sığmıyor, bacakları kalbine ritim tutmak istiyordu. Dudakları ise gülümsüyor, sadece gülümsüyor, hiç konuşmuyordu. Biliyordu konuşursa, sevinç çığlıkları atarsa mutluluğu her şeye hükmeden kocaman ve sert insanlar tarafından gölgelenecekti. Bu kadar mutlu …

Share
Önceki / Previous Ad Infinitum
Sonraki / Next Bir Linçin Anatomisi / The Anatomy of a Lynching