TÜRKÇE

Turunculaşmış, eskimiş, kırılmış… bir ihtiyar mevsimdir sonbahar. Ona dokunanlar huzuru hisseder, ölümü hisseder. Belki de ölümü temsil eder sonbahar ya da ruhların dolandığı bir zamanı… Bir kadın ruhu kurumuş yaprakların üstünde, eskimiş bir sonbaharın içinde süzülüyordu. Yaşarken öldüğü mevsimi çok severmiş. Her gün dışarı çıkar, huzuru içine çekermiş… Öldüğünden beri ruhu sonbaharı ziyaret ederdi. İşte yine burada süzülüyor, dolaşıyor ve bir şey arıyordu. Fakat nereye süzülse kayboluyordu. Sanki canlıyken yaşadığı sonbahar onunla beraber ölmüştü.

   “Belki ban yanlış hatırlıyorum ya da unutmuş olabilirim” , diye düşünüyordu. Gökyüzünde o kadar çok süzüldü ki yaşayanlara rüzgâr esiverdi. Artık gerçekten nerede olduğunu bilmiyordu. Ağlama hissi geliyordu ama ağlaması için bir damla bile gözyası yoktu. İçinden düşünüyordu: “Burası benim sonbaharım değil. Benim sonbaharım ölmüş!” Bu kadın ruhu süzüldü süzüldü ölen antika sonbaharına, insanlara baktı ve dedi ki: “Benim sonbaharımı siz öldürdünüz!” İnsanlar ise sadece soğuk bir rüzgâr hissetti.

ENGLISH

Orange, old, broken… autumn is an ancient season. Those who touch it feel peace, feel death. Maybe it represents death, autumn, or a time of wandering spirits… A female spirit was floating over the dried leaves, in an old autumn. He loved the season in which he died during the time he was alive. Every day he would go out, breathe in peace… Since he died, his soul has visited autumn. Here he was again, floating, wandering and searching for something. But wherever he floated, he disappeared. It was as if the autumn he lived in had died with him.

“Maybe I remember wrong or I forgot”, he thought. He soared through the sky where the wind blew on the living. He didn’t really know where he was anymore. There was a feeling of crying, but there was not a drop of tear left to cry. He was thinking to himself: “This is not my autumn. My autumn is dead!” This female spirit crept in and looked at the dying ancient autumn, the people, and said: “You killed my autumn!” The people, on the other hand, only felt a cold wind.

 

Bunları da Sevebilirsiniz

Source: De Balie Theatre, Amsterdam Masih Alinejad talks about freedom means to her. Where she found the courage to fight for her rights. She touches topics like how Iran oppresses her and so many other woman. How the government blames the women for being raped because they weren’t covered up enough Masih Alinejad is a …

Share

Radyodan gelen şarkıyı dinleyerek sıktı vidayı. Ustası daha gelmezdi. Çırağı aradı gözü. Bir bulsa iki tane şaplatırdı ensesine. Öfkeliydi. Şarkıda bahsi geçen çileli hayatı yaşıyordu. Açık tamirhane kapısına kadar yürüdü. Sigarasını yaktı. Gözü hala çırağı arıyordu. Temiz bir havayı solur gibi çekti içine sigaranın dumanını. İçine çektiği havayı verirken aşağıdaki denize kaydı gözü. Denizden gelen …

Share

Kendine çarpan küçük kız O an çarparak kendi dönen dumanında Çırpınışı çünkü son arı kuşunun Yaşamın sökük ipliğinde Oyalanıyorum Neden sökülmüş neden Ve görkemli dizeler yazsam belki Yardımcı olamaz argın kimliğime Su titrek hep, Göğ antik çağ’da kalmış gözümde Toprağı bulamıyorum Tanrı’m Bu yüzden kahve rengini seviyorum. Tozuttu o zihin savurdu beden atomlarını, damıttı deliliği …

Share
Önceki / Previous İlkyaz'ın 32.Sayısı Yayında!
Sonraki / Next Babamın Arabası