İhtimal


Bu mevsimde,

Çeperlerimi döven rüzgarlar,

Şehvetin kör gözüne hakikat misali bakıyor.

Dirençli kuşkular, düşünceler ıstılahının silüeti.

İnsanlığın ahkamlı ihtirasları hırpani yokuşları aşıyor.

 

Bu mevsimde,

Bir varmış bir yokmuşluğa aldanmak şebabet.

Gücün ahlaksızlığı bekliyor,sadaket gerektirmeyen buyurganlığı.

Ilıman havalarda istilacı barbarlar cehdtten utanıyor.

Kendini ikmal ediyor, çıra gibi yanan umutlar.

 

Bu mevsimde,

Üşengeç denilecek Ağustos Böceği’nin derdi topraklar.

Gökten sarkıtılmış bir pusulada güvenler iptidai.

Gecenin serinliğinde arsız bir kelebek mevsimlik işçi.

Ölesiye susamışken batık gemilerden çıkmanı seyrediyorum.

 

Bu mevsimde,

Az biraz göz ağrısı.

Az biraz emtia.

Az biraz şiir istidadı.

Az birazsa ihtimal bekliyordum.

Bunları da Sevebilirsiniz

  Bölüm 1 BERCESTE Vücudumda çıkan üç kırmızı leke, Biri boynunda giyotinle her an ölümü bekleyen geçmişim, Biri aynalara bakmaya korkan bugünüm. Biri de belki de hiç var olmayan geleceğim. Beyaz elbisemin kırmızı etekleri, Geçmişime bulanmış bugünüm müdür ? Yoksa bugünüme bulanmış geçmişim mi ? Kaldırımlara balyoz gibi vurduğum adımlarım , Ve yine kaldırımlara bir …

Share

Şehirde yaşamak köyden daha zormuş dedi içinden o iç sesiyle, sattığı tarlasıyla eviyle tüccarlık yapıyor az çok kazandığıyla idare ediyordu. Semaveri yanı başında ayırmaz çayı her zaman hazırdı. Esnaf arkadaşlarıyla başında toplandıklarında, kent hayatının zorluğundan köy hayatının kolaylığından güzelliklerinden mahrum kalarak buraya tıkanmış kalmış olmanın sancısından söz ederken, yaşamlarının hiç rahat olmadığından, şık ve güzel giyinseler de güzellik katmadığından söz ederek demli çaydan yudum yudum içiyorlardı… Şehrin çekiciliğine cazibesine aldandıklarından olsa gerek …

Share

EDEBİYAT = Hüseyin Babacan – Kırmızı Kuşak Karanlık, derin bir karanlık bu. Ansızın duvarlardan başıma geçen derin sarsıntı. Çatlaklarda kış uykusu.  Yalnız gecenin haşin homurtusu.  Gözyaşı bir iki üç sayması zor.  Garip bir ziyafet telaşı, dur, ne olur dur. Ellerinde sopalarla yıldırımlar çakıyor.  Yağmur tek pençesiyle yer yüzüne vuruyor,  Bu yıldırımlar vuran tufan beni de kurtarsa ne olur. Dur! Ne olursun dur.  Durmazsan eğer,  Hayallerim yanar, kül olur.    Gaz kokusu nereden burnuma vurdu.  Nerden geliyor bu kolonya, bu limon kokusu. Hop dur, ansızın otur.  …

Share
Önceki / Previous Mayıs Girebilir
Sonraki / Next Reading Suggestions from Şükran Yiğit