O, GELMİŞ GEÇMİŞ DÂHİLERİN EN BÜYÜĞÜ! LEONARDO DA VİNCİ!

  Filozof, mimar, mucit, botanist, anatomist, matematikçi, heykeltıraş, ressam, müzisyen…

*Leonardo da Vinci evrensel bir dahidir; ressam, heykeltıraş, mühendis, bilim insanı ve mucittir. Milano, Floransa, Roma ve Fransa’da zamanın en önemli hamileri için çalıştı.

*(Sanatın Kısa Öyküsü/ Susie Hodge)

Dâhilerin hikâyeleri merak konusu.  Özellikle beyinlerinin çalışma biçimleri. Şimdi yaklaşık beş yüz yıl önceye, 15 Nisan 1452’ye gidelim ve bu büyük dâhinin yaşamına tanıklık edelim.

*Leonardo De Vinci, 15 Nisan 1452’de cumartesi günü saat 22.30 civarında dünyaya geldi.

İtalya’nın Floransa kenti yakınlarındaki küçük bir kasaba olan Vinci’de noter Messer Ser Piero da Vinci ve Caterina isimli bir köylü kadının evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya geldi.

Annesinin adı Caterina’ dır.Fakat ailesinin adı bilinmemektedir. Leonardo’nun doğduğu yıl babasının başka bir kadınla evlenmesi üzerine Leonardo’ya beş yaşına kadar annesi baktı. Annesi bu sıralarda evlendirilince Leonardo ,büyükannesi ve büyükbabasıyla yaşamaya başlar. Ancak 1466 yılında ikisinin de peş peşe ölmesi üzerine babası Leonardo’yu yanına alır. 

Leonardo evlilik dışı bir çocuk olduğundan dönemin şartları gereği üniversiteye gitmeye hakkı yoktur.Ancak küçük yaşlardan itibaren resim yapmaya meraklı olan Leonardo’nun çizimleri babasından kaçmaz ve onları Florensalı resim ve heykel ustası Andrea del Verrocchio’ya gösterir.Leonardo’nun resimlerini beğenen Verrocchio onu yanına çırak olarak alır.

(*Leonardo de Vinci/Evren Bilimi ve Sanatı)

*Atölyedeki diğer önemli sanatçılar arasında Sandro Botticelli (1445-1510) ve Pietro Perugino (1450-1523) vardı. Burada Leonardo, eskiz ve resim tekniklerinin yanı sıra resimlerde klasik süs detaylarının kullanımı gibi en son trendlere hâkim olmayı öğrendi. Genç Leonardo’nun Rönesans sanatına ilk katkılarından biri, Verrocchio’nun İsa’nın Vaftizi resminde diz çökmüş melek olabilir (1470 Uffizi, Floransa). Çıraklığını 1472’de tamamlaması üzerine Leonardo, Verrocchio’nun ücretli asistanı oldu ve Floransa ressamlar Birliği’ne usta olarak kaydedildi

*(worldhistory.org)

*“Evrende öz, bulunuş ya da kurgu olarak ne varsa ressam onu ilk önce düşüncesiyle, sonra elleriyle kavrar. Üstelik bu eller öylesine mükemmeldir ki, bir an için göze gerçeğin ta kendisi olarak görünen oranlar uyumunu doğurur.”

Leonardo için resim “bir nihai amaç” mutlağın araştırılması, bütün sanatların bir araya getirilmesiyle deneyimin bir birleşimidir. Sanat “felsefedir” kapalılıkla beslenir. Dile gelmezin kızıdır. Doğayı bire bir taklit etmez; ama aklın ve ütopyanın büyük yapıtını yaratmak için hayali olanı daha somut, gerçek olanı daha soyut hale dönüştürmek için düşüncenin yarattığını gerçek kılmak ve “başka türlü görülmeyecek olanı” görünür kılmak için doğaya öykünür. 

Söyle, taşkınlıkla söyle(…) niçin göz rüyadayken bir şeyi, uyanıkken düş gücüyle gördüğünden daha açık bir biçimde görür?”

(*Leonardo da Vinci/Evren Bilimi ve Sanatı )

*Leonardo da Vinci hem sağ el hem de sol el il yazabiliyordu. Hatta bir eliyle resim yaparken diğer eliyle yazabiliyordu. Yazdıklarını ters yazıyordu. Yazıları ayna yardımıyla okunabiliyordu. Leonardo tüm canlıların yaşam haklarına inanıyordu. Bu yüzden vejetaryen oldu. Anatomi onun için çok önemliydi ve geceleri gizlice ölmüş insan bedenlerini incelemeye giderdi. İnsanın iç organlarına yönelik yaptığı çalışmalar ve çizimler günümüzde bile modern tıbbın önünü açmıştır. İlk helikopter tasarımı detaylarıyla ona aittir.Su altında nefes almayı sağlayan dalgıç kıyafeti, paraşüt, ilk zırhlı tank, ilk makineli tüfek tasarımı, denizaltı tasarımı, kimse kullanmadan giden ilk otomobil, ilk robotlar (mekanik ve kendi kendine hareket edebilen aslan yapmıştır. Ayrıca insan boyutlarında şövalye de tasarlamıştır.

Hareket edebilen köprüler tasarlamıştır. Ayrıca temiz ve toplumsal sağlığın korunmasına yönelik şehirler planlamıştır. Kolomb’un Amerika’da kurduğu ilk şehirlerden biri de Da Vinci’nin tasarımlarındandır. Bir müzik üstadı olarak çalıp söylemekte ve bestelemekte ileri derecede yeteneklidir. Ayrıca resim sanatında “Karanlık Oda”nın mucididir. 

*(Engin Deniz)

(*Leonardo mekanik, matematik, astronomi, coğrafya, botanik, kimya ve anatomiden resme, heykele, mimariye, çizime ve perspektife kadar çok çeşitli konularda yazdı. Bazı defterler kuşların uçuşu ya da resim gibi bir ya da iki konuyla sınırlıyken, birçoğu Leonardo’nun çeşitli ilgi alanlarını içeriyordu. Aynı anda birden fazla defter tuttuğu, bazılarını ise on beş yıl kadar uzun bir süre kullandığı olurdu. Ne zamana seyahate çıksa yanına defterlerini alırdı. Milano’dan Floransa’ya ve sonra yine Milano’ya; Roma’ya, Roma’dan Floransa’ya…

1490’dan kalan çok sayıda not Leonardo’nun ölümünden sonra bir araya getirildi ve bunlara Paragone(Mukayese) başlığı uygun görüldü. Şiir ve resmin Paragone’sinde bir karakter:

“Cehennem ve cenneti tasvir edebilirim size veya diğer hazları ya da korkuları” der. Leonardo ise kendisinin bu hazları  ya da korkuları fırça aracılığıyla daha etkili bir biçimde tasvir edebileceği yanıtını verir. 

*İşte Leonardo da Vinci-Joost Keizer)

Leonardo’daki İnsan Kafatası

*1489 baharında Leonardo, bir insan kafatası edindi ve bu kafatası bir süre boyunca Leonardo’nun defterlerinin esas konusu haline geldi. Leonardo, beyindeki boşluklar üzerinde çalışmak için kafatasını tepeden çeneye doğru keserek ikiye ayırdı. Bu iki yarım parçanın eskizlerini yaptıktan sonra, bu sefer elindeki parçalardan birini kulak hizasında bir kere daha kesti. Ardından da çenenin bir kısmını kaldırarak birkaç dişi çıkardı. Kafatası çizimleri Leonardo’nun en güzel çizimleri arasındadır. Leonardo kafatasını dolmakalem, mürekkep ve kurşun uç kullandığı etkileyici bir çizgi tekniği yoluyla büyük bir hassasiyetle belgelemiştir. 

(**Leonardo ruhun ,ortaçağ alimlerinin ileri sürdüğü gibi,  baştan ayağa tüm bedende değil , kafanın içinde;  bedenin tüm merkezi fonksiyonlarının yönetildiği yerin en yakınında, kafatasının merkezinde bulunduğunu iddia eder.)

*/** İşte Leonardo da Vinci-Joost Keızer

 

Leonardo da Vinci’nin En Ünlü Eserlerinden Birkaçı

*Mona Lisa

*Son Akşam Yemeği

*Vitruvius Adamı

 

                                                        Mona Lisa            

     

1503-06

Kavak pano üzerine yağlıboya/77×53 cm

Louvre, Paris

*Mona Lisa’da Lisa del Giocondo resmedilmiştir. Gherardini ailesine mensup birisiydi ve tüccar Francesco del Giocondo’nun karısıydı. Giocondo’nun ikinci oğlu Andrea’nın doğumu anısına tablonun yapıldığı tahmin edilmektedir.(*https//tr.m.wikipedia.org)

**Mona Lisa’nın kim olduğu ile ilgili bir teori daha var. Kimi sanat tarihçileri onun da Vinci tarafından çizilmiş bir Salai portresi olduğu konusunda hemfikir. Salai da Vinci’nin asistanlarından biri ve asi kişiliği ile tanınıyor. Tablo hakkındaki bir görüş de aslında onun iki yüzün de birleşiminden oluşması. Yani yüzün yarısı Lisa’ya diğer yarısı ise Salai’ye ait. Portrenin ilginç gülümsemesi de bundan kaynaklanıyor.(flypgs.com)

***Mona Lisa “Benim kadınım Lisa” anlamına geliyor. Yüzü tanımada kullanılan sisteme göre Mona Lisa’nın yüzü % 83 mutlu, %9 bıkkın, %6 korkmuş ve %2 sinirli mimiklere sahip.

Mona Lisa tablosunun herhangi bir sigortası yok. Bunun nedeni, sigortalanmayacak kadar değerli görülmesi Tablo, Fransa’nın başkenti olan Louvre Müzesi’nde sergileniyor. Kendine ait özel bir odada, bir cam kafesin içinde sergilenen bu tablo yılda sadece bir kere bakım ve temizlik yapılması için kafesinden çıkartılıyor. (flypgs.com)

 

                                                            Son Akşam Yemeği/The Last Supper

   Yaklaşık 1494-98

Alçıtaşı üstüne tempera, zift ve mastik 

460×880 cm/Santa Maria dele Grazie/Milano

 

*Son Akşam Yemeği, ya da Son Yemek, İsa’nın çarmıha gerilmesinden önceki akşam havarileriyle yediği son yemek(tr.m.wikipedia.org)

Hamursuzun birinci gününde Havariler sofranın nerede hazırlanacağını sordular. (Hamursuz: Yahudilerin 7 Nisan ile 13 Nisan tarihlerinde mayasız ekmek yediği bir ibadettir. 14 Nisan akşamı ise bir kuzu kesilir ve bu kuzu sabah şafak vakti yenir.)

İsa onlara onlara yemek yiyecekleri evi söyledi. Akşam olduğunda hepsi evde toplandı. Bu sırada On iki havarilerden olan Yahuda İskariot İsa’yı öldürmek isteyen baş rahiplere, otuz gümüş karşılığında Hz.İsa’yı ele vereceğine dair söz vermişti. Bu yüzden de uygun bir fırsat kolluyordu.

İsa hep birlikte yerlerken şöyle dedi ; ‘Size derim ki, içinizden biri beni ele verecek’

Çok üzülen havariler telaşlanarak ‘ Ben miyim?’ diye sormaya başlarlar.

İsa şöyle cevap verir; ‘Benimle birlikte sahana ekmek banan biri, bana ihanet edecek. Tanrı’nın oğlu alnına yazıldığı için gidiyor, ama Tanrı’nın Oğlu’na ihanet edenin başına gelecekleri düşünün! Hiç doğmasaydı onun için daha iyi olurdu.

İşte o zaman Yahuda İskaryot ‘ Ben miyim ?’ dediğinde İsa, ‘Ağzınla söyledin’ der.’

Bu kısım Matta,26:14-25’inci bölümde geçmektedir.

Bu sahne batı sanatında genellikle bir masa etrafında İsa ve Havarileri gösterilir. Yahya bu sahnelerin bazılarında başını İsa’nın göğsüne yaslar vaziyette gözükmektedir. Kötü Havari Yahuda İskariot ise diğer havarilerden biraz uzakta veya masadan kalkacak gibi resmedilir.

Bu sahnenin en önemli yeri ise İsa’nın havarilerine ekmek ve şarap yedirdiği kısımdır. İsa burada ayağa kalkar ve şükür duası etmeye başlar. Daha sonra ekmeği eline alıp böldükten sonra Havarilerine verirken şöyle der; ‘Alın, yiyin. Bu benim bedenimdir.’

Daha sonra şaraptan içer ve onlara verirken şöyle der; ‘Alın bu benim kanımdır…’

(*tarihlisanat.com)

                                                                   Vitruvius Adamı

                              Vitruvius Adamı, 1490 dolayları, Gallerie dell’Accademia, Venice, İtalya.

 


Leonardo da Vinci ilk kez 1480’lerin sonlarında insan vücudunun oranları, anatomi ve fizyoloji konularında kapsamlı çalışmalara başlamıştı. 1489’da ‘İnsan Figürü Üzerine’ adlı bir kitabın hazırlıklarına başladı. Kitabı bitirememişti ancak bu projesi için çeşitli çizimler yapmıştı. Oturmuş ve diz çökmüş bedenlerin oranlarını incelemeye başladı. Bu çalışmalarından elde ettiği sonuçları, önemli düşünürlerden Vitruvius’un oran-orantı kuramıyla karşılaştırdı.

 

Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış mimar, mühendis, düşünür Marcus Vitruvius Pollio, mimarlık alanında bir kitap serisi yazmıştı. Serinin üçüncü kitabında insan bedeninin eksiksiz ölçümleri yer alıyordu.

 

Vitruvius bu ölçümlerden, kolları ve bacakları açılmış bir insanın, kare ve daire içine sığacağı sonucuna varmıştı. Eğer insan vücudu daire ve kare içinde gösterildiğinde vücudun merkezinin, insanın tam göbeği olması gerektiğini de ileri sürüyordu. Leonardo, en ünlü çizimlerinden biri olan Vitruvius çalışmasında Vitruvius’un varsayımlarını görselleştirmiş ve doğrulamıştı. Çizimde dairenin merkezi göbek deliğinde, karenin merkezi ise biraz altta yer alıyordu.

 

Vitruvius’un ölçümleri Rönesans ve sonrasında defalarca betimlenmişti. Ancak bu resimler arasında en iyi bilineni Leonardo’nunki olageldi.

Büyük bir kâğıt üzerine mürekkeple yapılmış olan çizim, iki farklı konumda tek bir insanı göstermekteydi. Çizimin üstünde ve altında Leonardo’nun el yazısıyla yazılmış şu metinler yer alıyordu:  

 

 

“Mimari üzerine yaptığı bir çalışmada mimar Vitruvius, insan bedeninin ölçülerinin Doğa tarafından şöyle düzenlendiğini söyler: Dört parmak bir avuç içi, dört avuç içi bir ayak, altı avuç içi dirsekten orta parmağın ucuna kadar uzunluğu verir. Dirsekle orta parmak arasındaki uzunluğun dört katı da bir insanın boyudur. Dirsek ve “orta parmak arasındaki uzunluğun dört katı bir adımdır. 24 avuç içi bir adam boyudur. Vitruvius bu ölçüleri yapılarında kullanmıştır. 

Bunları da Sevebilirsiniz

How a language got off the couch and into the world   First, let’s survey the situation. It’s as though the haze of our inner lives were being filtered through a screen of therapy work sheets. If we are especially online, or roaming the worlds of friendship, wellness, activism, or romance, we must consider when …

Share
Önceki / Previous Reading Suggestions from Şükran Yiğit
Sonraki / Next Dalga / Wave